Kategoriler
Genel

XI- Sonuç ve Son Öneriler


Paylaş

Tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgın bizim seçimimiz değil, ama bu süreci nasıl yaşayacağımız bizim seçimimiz. 

Kendi endişelerinizi yönetmekte zorlandığınız böylesine zorlu bir dönemde, çocuklarınızdan bilgi saklamak ya da duygularınızı göstermemeye çalışmak yerine, onlara karşı samimi ve açık olmaya gayret edin. Sürekli, tutarlı ve dürüst yanıtlarla onlara güven ve destek verin. Yaşlarına uygun bir dille çocuklarla konuşmak, belirsizliğin getireceği kaygı ve tedirginliğin önüne geçer. Çocuklar, dünyanın güvenilir bir yer olduğuna inanma ihtiyacında ve bu inanç, yetişkinlerin tutum ve yorumlarıyla yakından ilişkili. Yetişkinler olarak yapabileceğimiz en iyi şey onları dinlemek ve destekleyici, tutarlı ve dürüst bir tutum takınmaktır. Çocukların lehine olarak, bilimsel veriler kayba ve travmaya uğrayan pekçok çocuğun oldukça dayanıklı ve kendini yenileme gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Sürekli yardım ve konuşmaya açık bir ortam sağlamak çocukların sorunlarla olan mücadele gücünü artırıp ileride sorunlarla baş edebilmelerine olanak sağlayacaktır. Böylece geliştrebilecekleri psikiyatrik bozukluklar riski de azalabilecektir

Sadece bu süreç sırasında değil, bu süreç sona erdiğinde de birçok çocuk ve gençte bazı psikiyatrik bozulmaların ortaya çıkması yüksek derecede olasıdır. Biz Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ve tüm Türkiye’ye yayılmış Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi hekimleri olarak üzerimize düşen görevi sonuna kadar yerine getirmeye hazırız. 

Son olarak bu süreçte maalesef hekim, hemşire, sağlık teknisyeni, hastanede çalışan diğer destek personelinin çocukları daha fazla etkilenmektedir. Bu konu ile ilgili olarak Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği ve meslektaşlarımız olarak bu süreçte sağlık çalışanları ve çocuklarına nasıl destek sağlanabileceği konusunda çalışmalarımız (online destek, hastaneler bazında birebir destek…) yoğun olarak devam etmektedir. Bu konu ile ilgili üstümüze düşen sorumluluğu şu an ve takip eden süreçte yerine getirmeye çalışacağız. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği olarak bu zor günlerin bir an önce ve en az zararla atlatılmasını tüm kalbimizle diliyoruz.

Saygılarımızla

Kaynak : https://www.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/6/2020/03/cogepdercovid-19rehberi30mart2020.pdf.pdf

Kategoriler
Genel

İyi Telepsikiyatri Uygulamaları İçin Öneriler


Paylaş

Son günlerde yaşanan küresel Corona Virüsü salgını nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de telesağlık uygulamaları sağlık hizmeti sunumunun devamı için olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda, özellikle yüzyüze görüşmenin mümkün veya uygun olmadığı durumlarda etkili ve kanıta dayalı bir seçenek olarak uzun yıllardan bu yana kullanılmakta olan telepsikiyatri uygulamaları da önem kazanmakta ve yaygınlaşmaktadır. Özellikle uzak mesafe, dil bariyeri ve fiziksel rahatsızlık nedeniyle psikiyatri uzmanına ulaşamayan kişiler için kullanılagelen telepsikiyatri pratiği birçok ülkede psikiyatri eğitim müfredatına dahil edilmiştir. Sağlık sigortası geri ödeme politikalarında da gittikçe daha fazla yer alan telepsikiyatri uygulamaları için çeşitli ülkelerde yönergeler oluşturulmuştur. Korona virüsü salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde videokonferans yöntemi ile görüşmelerini sürdüren meslektaşlarımız için çeşitli yönergelerden derlediğimiz, iyi telepsikiyatri uygulaması için aşağıda yer alan önerilerin meslektaşlarımız için faydalı olacağını düşünüyoruz.

KLİNİK UYGULAMA İLE İLGİLİ TEMEL KOŞULLARIN SAĞLANMASI

  • Hastanın telepsikiyatri uygulaması ile yürütülen süreçten fayda sağlayıp sağlamayacağı ilk görüşmelerde klinik olarak belirlenmeli ve bu yolla psikiyatrik görüşmelere devam edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir.
  • İlk klinik görüşmelerin, eğer mümkünse, yüz yüze yapılması tercih edilmelidir. Mümkün değilse ilk videokonferans görüşmesinde hastanın kimlik kontolü sağlanmalı ve hastanın bulunduğu yere ilişkin bilgi alınmalı, mümkünse belgelendirilmelidir.
  • Hastaya videokonferans görüşmesi dışındaki ulaşım kanalları ve erişim bilgileri hastadan alınıp teyit edilmelidir.
  • İntihar riski, hastanın kendisine veya başkasına zarar verme davranışı/riski belirlenmeli ve bu tür durumlarda iletişime geçilebilecek hasta yakınlarının irtibat bilgileri alınmalı ve teyit edilmelidir.
  • Hastanın yönlendirilebileceği en yakın psikiyatrik merkezin iletişim bilgileri alınmalı ve gerektiğinde hasta bu merkezlere yönlendirilmelidir.
  • İlaç tedavisi ile ilgili reçetelendirme gerektiğinde yasal mevzuat gözetilmeli (ülkemizde henüz telesağlık ile ilgili yasal mevzuat bulunmamaktadır) gerekirse ilaç tedavisi için hastanın bulunduğu merkezlerdeki hekimlere yönlendirme yapılacağı hastaya ilk görüşmede bildirilmelidir.
  • Hastanın hekime ne şekilde ve hangi koşullarda (hangi gün ve saatlerde, hangi kanallarla) ulaşacağı net olarak belirtilmelidir. Görüşme kanallarının ve saatlerinin sınırlandırılması hastanın/danışanın tedaviden beklentisini ayarlaması için önemlidir. Aynı zamanda hekimi hem terapötik sınıraşımından hem de tükenmişlik duygusundan koruyucudur.
  • Telepsikiyatri uygulamasının sınırlılıkları ve tedavi hedefleri konusunda hekim ile hastanın hemfikir olması sağlanmalıdır.
  • Aydınlatılmış onam formu oluşturulmalı ve hasta ile hekim tarafından imzalanmalıdır.

FİZİKSEL KOŞULLARIN SAĞLANMASI

  • Hekimin bulunduğu ortam eğer klinik ortam değilse klinik görüşme odasına yakın koşullarda olması sağlanmalıdır. Mümkünse odanın içi görünecek şekilde kamera açısı ayarlanmalıdır. Kamera açısı görüşme süresince sabit tutulmalıdır.
  • Hastanın görüşme yaptığı odada psikiyatrik görüşme yapılan odaya benzer koşulların oluşturulması sağlanmalıdır. Odanın kapısının kapalı olması, görüşme sırasında görüşmenin bölünmeyecek olması, ses izolasyonu, optimal ışık düzeyi ve hasta-hekim görüşmesine uygun kıyafetlerle görüşme yapılması sağlanmalıdır. Bu koşulların sağlanması gerektiği videokonferans görüşmesi öncesinde hastaya bildirilmelidir.
  • Hem hastanın hem hekimin kamera açısı göz hizasında olmalı ve ekranda gövdenin üst kısmı görünecek şekilde konumlanma sağlanmalıdır.

TEKNİK KOŞULLARIN SAĞLANMASI

  • Hasta-hekimin videokonferans görüşmesinin kesintiye uğradığı durumlarda o sırada nasıl bir yol izleneceği belirlenmeli ve görüşmenin ne şekilde devam ettirileceği (telefon ile konuşma, mesajlaşma, vs) belirlenmelidir.
  • Görüşme öncesinde internet hız testi yapılmalı, mümkünse kablolu bağlantı kullanılmalıdır.
  • Görüşme için yeterli çözünürlük ve ses kalitesi sağlanmalı, mümkünse kablolu kulaklık kullanılmalıdır.
  • Görüşme eğer çok gerekli değilse (süpervizyon vs. gibi nedenlerle) kaydedilmemeli, eğer kaydedilecekse hasta bilgilendirilmeli ve güvenli bir şekilde, mümkünse şifrelenmiş olarak kişisel cihazlarda kaydedilmelidir.
  • Görüşme sırasında, dikkati dağıtıp görüşme akışını bozabileceğinden görüşmenin yapıldığı cihaz dışındaki cihazlar ve programlar kapalı tutulmalıdır.
  • Görüşmelerin güvenliği ve gizliliği sağlanması için uluslararası görüşme standartlarına uygun videokonferans uygulamaları kullanmalıdır. Yaygın olan uygulamalar arasında zoom.us (healthcare sürümü), vsee, thera-LINK, doxy.me isimli programların ve securevideo.com platformunun (zoom programı kullanan bir telesağlık platformu) Amerika Birleşik Devletleri Sağlık Sigortası Taşınabilirlik ve Sorumluluk Yasası’nın (HIPAA) şart koştuğu veri gizliliği ve veri güvenliği standartlarına uyduğu bilinmektedir. Dünyada telesağlık görüşmeleri için bu uygulamalar tercih edilmektedir. Bu uygulamalar arasında sadece doxy.me uygulamasının ücretsiz sürümü HIPAA standartlarına uymaktadır. Diğer uygulamaların HIPAA uyumlu versiyonları ücretlidir.

Telepsikiyatri uygulamalarında Türkiye Psikiyatri Derneği Psikiyatri Meslek Etiği Kuralları’na (http://www.psikiyatri.org.tr/tpd-kutuphanesi/belge/311 ) ve TTB Hekimler ile Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Elektronik Ortamlardaki Paylaşımlarına İlişkin Kılavuz’da (https://www.ttb.org.tr/yazisma_goster.php?Guid=f2e81512-8840-11e7-8318-948af52f0cac ) yer alan uyarılara özellikle dikkat edilmelidir.

Saygılarımızla,

Dr. Hakan Karaş

Türkiye Psikiyatri Derneği

Telepsikiyatri Çalışma Birimi Koordinatörü

Kaynaklar:

Telepsychiatry Toolkit. American Pscyhiatric Association (https://www.psychiatry.org/psychiatrists/practice/telepsychiatry/toolkit)

Best Practices in Videoconferencing-Based Telemental Health.  American Pscyhiatric Association ve American Telemedicine Association. Nisan 2018

Recommendations for Psychoanalysts Regarding the Use of Videoconferencing in their Practice. International Psychoanalytical Association

(https://docs.google.com/document/d/15RlFf-D8HKPoELhIEKKuIy_HppDQy2q8adnoS4WkANI  

Oral ET, İrgil S, Karaosmanoğlu A ve ark. Türkiye Psikiyatri Derneği Telepsikiyatri Hizmetleri Görev Grubu Raporu 2014 (http://psikiyatri.org.tr/uploadFiles/462015115740-TelePsikiyatri-GG-Raporu0001.pdf

Kaynak : https://www.psikiyatri.org.tr/2151/iyi-telepsikiyatri-uygulamalari-icin-oneriler

Kategoriler
Genel

Çocuk ve Ergen EMDR Terapistlerine Koronavirüs Destek Materyalleri


Paylaş

Küresel Çocuk EMDR İttifakı tarafından geliştirilen materyaller Türkçe’ye çevrilmiş ve kültürümüze uyarlanmış olarak yayınlanmıştır.

Global Child EMDR Alliance (Küresel Çocuk EMDR İttifakı) tarafından çocuklara, ergenlere, ebeveynlere, bakım verenlere, çocuk ve ergenlerle çalışan EMDR terapistlerine destek olmak amacıyla geliştirilen materyaller Türkçe’ye çevrilmiş ve kültürümüze uyarlanmış olarak yayınlanmıştır.

Deniz Koronavirüsüyle Yaşamayı Öğreniyor

İlgili dökümanlara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

  • Küçük Zebra’nın Canım Dansı Şarkısı Videosu
  • Küçük Zebranın Canım Dansı Hikayesi
  • Deniz Korona Virüsü ile Yaşamayı Öğreniyor
  • Ebeveynlere ve Bakım Verenlere Korona Virüs Zamanında Yardımcı El Kitabı
  • Korona Döneminde Kaynaklarım
  • Mini Minnacık Virüsler
  • Mini Minnacık Virüsler Ebeveyn Notu
  • 2-4 Yaş Kaynak Tombalası
  • 5-10 Yaş Kaynak Tombalası
  • Birdy’nin Hikayesi
  • Canım Dans
  • Bize İyi Gelenler
  • Korona Hikayesi
  • Kaynak Çalışması
  • Global Alliance Help for Parents Caregivers
  • Gökyüzünün Kahramanı
  • Güle Güle Korona
  • Güve Kelebekleri
  • Kalem ile Silgi
  • Korona Zamanları
  • Koronavirüse Karşı İlk Yardım Çantası
  • Oyunlarla Beraber
  • Poldi Güvende
  • Sağlık Çalışanları Aile ve Çocukları için Bir Emdr Destek Hikayesi
  • Sönmeyen Ateş
  • Sönmeyen Ateş Video
  • Birdy’nin Hikayesi Video
  • Yavru Virüs Cory
  • Kalem ve Silgi Video

Kaynak : https://www.emdr-tr.org/cocuk-ve-ergen-emdr-terapistlerine-koronavirus-destek-materyalleri/

Kategoriler
Genel

Kimlik Ve Kendilik Gerçeğinin Çetrefilli Sokağında Sevmek Ve Sevilmek İhtiyacı



Şimdilerde zamanımız çok, yapılabilecekler kısıtlı ve yaşam alanları sınırlı hale geldi. Sürekli bahsi geçen bir tünel, ucu ha göründü ha görünecek… tünelin ucunda bir ışık hüzmesi bizi bekleye dursun, gözlerimizi şöyle güzel bir kapayalım.             Ucsuz bucaksız bir mavilik, altın sarısı bir kumsal, seyre dalmışım mavilikleri. Megonvil kokusuna karışmış, taze yasemin ve hanımeli kokusu…ayaklarıma çarpan […]

Kategoriler
Genel

Covid 19 ve Çocuklar


Paylaş

COVİD-19 salgını dünyanın hemen her ülkesini etkilemeye devam ediyor. Salgın, ailelerin ve bireylerin yaşam rutinlerini değiştirmelerine neden oldu. Çocuklar okula gidemiyor ve evden eğitim almaya çalışıyorlar. Anne babaların bir kısmı evden çalışıyor, bir kısmı ücretsiz izinde ve diğerleri de kendi işlerini kısıtlamalar nedeni ile yapamıyorlar. Sosyal mesafeyi arttırmak gerektiği için, çocuklar arkadaşları ve akrabaları ile görüşemiyor. Bulaşıcı hastalık salgınları hepimizde hastalığın bize ve yakınlarımıza bulaşması korkusuna neden oluyor. Her birimizin hayatında şimdiye kadar rastlamadığımız büyüklükte bir belirsizlik var ve ne yapmamız gerektiğini de tam olarak bilmediğimiz için kendimizi yetersiz hissediyoruz. Bu iki durumun birleşimi bir yandan kaygıyı arttırıyor diğer yandan kaygının kontrol edilmesini zorlaştırıyor.

Çocukların psikolojik sağlıklarının korunmasının hem kendileri hem de aileleri için son derece önemli olduğu açıktır. Bunu sağlamak için, mümkün olduğu kadar belirsizliği azaltmak ve yeterlilik algısını arttırmak gerekir. Her iki amaca da ulaşabilmek için, travma ile karşılaşılan durumlarda kullanılan yöntemlerin salgına uyarlanarak uygulanması akıllıca bir yöntem olacaktır. 

Çocukların ruh sağlığı korumak için :

Çocukların kaygılarını kontrol edebilmek için ilk adım bilgilendirmedir. Bu tip durumlarda çocuklarla konuşmanın belli prensipleri vardır: 

– İlk olarak çocuğun soru sorabileceği bir ortam sağlanmalıdır. Sorular dürüstçe ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde cevaplanmalıdır. 

– Koronavirüsün yeni bir virüs olduğu, yaptığı hastalığın adının COVİD-19 olduğu, doktorların bununla ilgili bilgileri edinmeye devam ettiği, birçok kişinin hastalandığı ama çoğunun durumunun iyi olduğu, her “hasta” olanın bu virüsü taşımadığı ve belirtilerin başka hastalıklarla da ilişkili olabileceği, çocukların nadiren hasta oldukları ve hasta olurlarsa da çok hafif geçirdikleri, ancak yine de hijyene dikkat edilmesinin önemli olduğu belirtilmelidir. 

– Çocuğun aynı soruları tekrar tekrar sorabileceği bilinmelidir. 

– Çocuklar daha çok kendileri ve sevdikleri ile ilgilidir, bu yüzden sevdiklerinin durumu ile ilgili de bilgi verilmelidir. 

– Bu dönemde ev dışında çalışmak zorunda kalan anne ve babalar işten geldiklerinde hijyen kuralları nedeniyle çocuklarına sarılmamaları ve öpmemelerini gerekçeleriyle anlatmalıdır. Özellikle bu dönemde nöbet usulü çalışmak zorunda kalan sağlık çalışanları görevlerini, evde bulunmadıkları zamanı nasıl geçirdiklerini endişelendirmeden ancak güven duygusunu sarsmamak adına herhangi bir bilgiyi de saklamadan paylaşmalıdır. 

– Gerçekçi olmayan sözler verilmemelidir. Evde veya okulda güvenli olacakları söylenebilir, ancak etraflarındaki kimsede hastalık olmayacağı gibi bir söz verilmemelidir. 

– Çocuk hastalar birçok kişinin kendilerine yardımcı olduğunu ve kendileriyle ilgilendiğini bilmelidir. 

– Çocuk yetişkinlere bakarak kendisini ayarladığı için, konu ile ilgili yorumlara ve tepkilere dikkat edilmelidir. 

– Çocuklar televizyon veya sosyal medyadaki abartılı veya korkutucu haber ve yorumlara maruz kalmaktan korunmalıdır. Çocuklara sosyal medyada duydukları her şeyin doğru olmadığı söylenmelidir.

 – Okulların kapatılması korkutucu bir olay gibi sunulmamalıdır. Evde olmanın diğer insanlara faydalı olacağını çocuk bilmelidir.

 – Günlük rutinler yani yaşamın doğal akışı mümkün olduğunca korunmalıdır. 

– Çocukların sınıf arkadaşlarıyla, mümkünse öğretmenleriyle iletişim kurmaları, dijital olanaklar kullanılarak görüntülü konuşmalar yapmaları sağlanmalı ve desteklenmelidir. 

– Sürekli uyku sorunu yaşayan, korkularını kontrol edemeyen, anne babasından ayrılamayan çocukların profesyonel /psikososyal yardıma ihtiyacı olabilir. 

Çocuklarla travmayı çalışmada yaygın olarak kullanılan ‘Psikolojik İlk Yardım’ programı (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) prensiplerine göre, çocuk ve ergenlerle iletişim kurarken aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi önerilmektedir: 

– Çocuğun göz seviyesinde oturma,

 – Okul çocuklarında duyguların ifadesine yardımcı olma ve sık rastlanan duygusal tepkileri isimlendirme, 

– Çocukların stresini arttıracak “dehşete kapılma” gibi yüklü kelimeleri kullanmama, 

– Dikkatli şekilde dinleme ve onu anladığınızı fark etmesini sağlama, 

– Çocukların zorlandıklarında kendi yaşından daha küçük yaştaymış gibi davranışlar göstermesini ve o alışkanlıklarına dönebileceğini akılda tutma, 

– Dili çocuğun gelişimsel düzeyine göre ayarlama, “ölüm” gibi kavramları çocukların farklı şekillerde anladığını unutmama, 

– Ergenlerle “yetişkin gibi” iletişim kurma, onların düşünce ve duygularına saygı duyulduğu mesajını verme, 

– Çocuğa yeterli duygusal desteği verebilmeleri için anne baba ile bu teknikleri pekiştirme. 

UNICEF, ailelerin geçici de olsa “yeni normale” göre kendilerini tekrar organize etmelerini tavsiye etmektedir. Bunun için ilk adım olarak sakin ve proaktif olmayı, ikinci adım olarak rutinleri oturtmayı önermektedir. Çocuklar her zaman için iyi ve tutarlı olarak yapılandırılmış ortamlarda daha az kaygılı olurlar ve daha iyi işlevsellik gösterirler. Bu nedenle, evde çocuklarla beraber vakit geçirmek zorunda olan anne babalar, günlerini çocukla oynanacak zamana, kendi sosyalleşmeleri için gerekli zamana, kendi iş ve uğraşlarını kapsayacak zaman ayıracak şekilde düzenlemelidirler. 

Yaşa göre farklılıklar olacaktır. Okul çağı çocuklarında, önce çocuğun ders ve diğer sorumluluklarını yerine getirmesi, sonra diğer aktivitelere geçilmesi önerilmektedir. 10-11 yaş ve üzerindeki çocuk ve gençlerde, rutinlerin oluşturulmasına çocuklar da katılmalıdırlar. Çocuğun duygularını tanımlamasına ve onlara sahip çıkmasına yardımcı olunmalıdır. Özellikle ergenlerde okul yaşamının kaybı çok önemlidir. Okul ortamının kaybolması ergenlerin sosyal hayatını çok olumsuz şekilde etkileyebilir. Genç kendisini mutsuz ve kaygılı hissedebilir. Bu hisleri ifade etmesi desteklenmeli ve bu duygular normalleştirilmelidir. Anne babalar kendi yorumlarını ve davranışlarını kontrol etmelidir; çocuk ve gençlere ulaştıkları gerçekçi olmayan bilgileri doğru yorumlamaları konusunda yardımcı olmaları gerekmektedir.

Evden çıkamayan çocuklar için, Travmatik Stres Bozukluğu Merkezi tarafından da (CTSS Helping Homebound Children During Covid-19 OutBreak, 2020) benzer önerilerde bulunulmaktadır. Bu öneriler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:

– Ailelerin birlikte bir plan yapması, uygun olduğu durumlarda çocukların da planlama aşamasında katılım sağlaması ve bu şekilde kendilerini daha yetkin hissetmeleri, – Evde yapılabilecek fiziksel aktivitelerin planlanması, 

– Sağlıklı diyet, uyku düzeni, uygun hijyenik uygulamalar, 

– Yemek, yatma zamanı, çalışma ve egzersiz için rutinleri oluşturmak ve bunlara uymak,

– Evde gerekli gıda maddeleri ve ilaçların bulunması, 

– Çocukların ev işlerine katılımı ile yeterlilik hislerinin arttırılması, 

– Oyunlar, filmler gibi eğlenceli aktivitelerin planlanması, 

– Olumlu bir duygulanımın sürdürülmesi, – Anne babanın sabırlı ve toleranslı tutumları ile model olmaları, 

– Gevşeme egzersizleri, 

– Alkol ve tütün kullanımının azaltılması, 

– Eğer önceden var olan bir aktivite ise dini aktivitelerin çevrimiçi yöntemlerle devamı

Çocukların önemli bir kısmı, geçici bir dönem için bazı kaygı belirtileri, uykusuzluk ve konsantrasyon sorunları gösterse de, ağır bir ruhsal bozukluk yaşamazlar. Ancak özellikle daha önceden çeşitli ruhsal sorunları veya travmatik yaşantıları olanlar, aile sorunları yaşayanlar veya yakınlarını kaybedenler artmış ruhsal bozukluk riski altındadır. Eğer iki haftadan uzun süren belirtiler varsa, profesyonel destek gerekebilir. Bu belirtileri anne baba ve diğer bakım veren kişilerin takip etmesi gerekmektedir. 

Yaşa göre görülebilen belirtiler: 

• Okul öncesi çocuklarda: davranış ve becerilerde gerileme, anne babaya aşırı yapışma ve ayrılamama, uyku sorunları, iştahsızlık, korkular, yatak ıslatma, zarar verici davranışlar, yabancılardan aşırı korkma, nedeni bilinmeyen ağrılar, konuşma sorunları. 

• Okul çocuklarında: huzursuzluk, saldırganlık, aşırı yapışma, kabuslar, belirgin konsantrasyon sorunları, yapması beklenen aktiviteleri yapamama, yaşa ve bilişsel gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta çocuk davranışlarının sergilenmesi. 

• Ergenlerde: döneme özgü birçok duygusal ve fiziksel değişiklik devam etmekte olduğu için, salgın hastalık ve zorunlu olarak evde kalma birçok soruna neden olabilir. Bazı ergenler böyle bir sorun olduğunu tamamen inkar edebilirler ve hayatlarında hiçbir değişiklik yapmayı kabul etmeyebilirler. Uyku ve yeme sorunları, aşırı huzursuzluk, saldırganlık, içe kapanma, üzüntü, yoğun kaygı, fiziksel ağrılar, davranış sorunları, alkol kullanımı gibi riskli davranışlar. 

Daha önceden psikiyatrik tanı almış olan çocuk ve gençlerin tedavilerinin hekim kontrolünde devamı veya düzenlenmesi çok önemlidir. Bazı durumlarda tedavi hekim tarafından sonlandırılabileceği gibi, birçok çocuk ve gençte özellikle kaygı ve depresyon gibi içe yönelim sorunlarında artma olacağı için ilaç dozlarının tekrar düzenlenmesi gerekecektir. Ayrıca, psikoterapi hizmeti alan danışanların bu tedavilerine uzaktan ve çevrimiçi şekilde de olsa devamı gerekmektedir. 

Yaşamını kaybeden yakınları olduğunda 

COVİD-19 salgını sırasında yaşamını kaybeden yakınları olduğu zaman, çocuklara ve gençlere nasıl bilgi ve destek verilebileceğine dair Psikolojik İlk Yardım programında (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) pratik öneriler bulunmaktadır: 

– Yakınlarını kaybeden çocuklara yaklaşımda öncelikle bireylerin farklı yas süreçleri olduğu hatırlanmalıdır ve yas sürecindeki kişilere saygılı, özenli ve kapsayıcı yaklaşım önemlidir. 

– Yas sürecinin bir “normali” olmadığı çocuğa ve aile üyelerine de vurgulanmalıdır. 

– Bireylere yaşadıkları sürecin normal ve anlaşılır olduğu belirtilmeli, kaybedilen kişiden ismiyle söz etmeli, yalnızlık, üzüntü ve öfkenin devam edebileceği belirtilmeli, belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda bir uzmanla görüşmeleri önerilmelidir. 

– Önerilen ifadelerden birisi “Her aile üyesinin yası kendine göre yaşadığını ve ifade ettiğini bilmek önemlidir. Bazısı çok ağlar, bazısı hiç ağlamaz. Aile üyeleri bir şeyleri eksik veya yanlış yaptıklarını düşünerek üzülmemelidir. Önemli olan herkesin duygularına saygı göstermek ve gelecek günlerde birbirine yardımcı olmaktır” şeklindedir. 

– “Nasıl hissettiğini biliyorum, şimdi daha iyi bir yerde, onun zamanı gelmişti, en azından çok çekmedi, bununla başa çıkacak kadar güçlüsün, zamanla kendini daha iyi hissedeceksin, senin hayatta kalman önemli, elinden gelen her şeyi yaptın, kader, her şeyin bir nedeni var, artık evin erkeği sensin” gibi ifadelerde bulunulmamalıdır. Karşınızdaki bu ifadelerin kullanırsa sizin bunu saygılı bir şekilde karşılamanız ancak sizin bu ifadeleri başlatmamanız önerilmektedir.

Çocuk ve ergenlerin ölüme dair anlayışları yaşa ve kültüre göre değişir. Okul öncesi çocuklar ölümün daimî olduğunu anlamayabilirler ve ölümün fiziksel gerçekliğini (“artık nefes alamaz, hareket edemez, acı hissetmez”) anlamaları için yardım gerekebilir. Okul çocukları ölen kişinin geri gelmesine dair duydukları istekle “hayalet benzeri” deneyimler yaşayabilirler. Ergenlerde ölüm öfke ve dürtüsel hareketleri, okulla ilgili sorunları tetikleyebilir. 

Ailelere verilebilecek öneriler arasında ise; 

– çocuğa sevileceği ve bakılacağına dair güven verme, 

– çocuğun olanlarla ilgili konuşmaya hazır olduğunu gösteren işaretlere açık olma, 

– çocuk konuşmak istemiyorsa onu bu konuda utandırmama ve suçlu hissettirmeme, konuşması için ısrar etmeme, 

– sorulara kısa, dürüst ve yaşa uygun yanıtlar verme, 

– ölüme onların bir hatasının neden olmadığını veya bunun bir ceza olmadığını açıklama, 

– yargılamadan duygularını dinleme, 

– çocuğun sorularına tekrar tekrar yanıt vermeye hazır olma,

 – eğer bir sorunun yanıtını bilmiyorsa bunu dürüstçe söyleme yer almaktadır.

 Örneğin şu ifadeler kullanılabilir “Herkesi kurtarmak için elimizden geleni yaptık. Deden hayatta olduğumuzu bilseydi çok sevinirdi. Sen yanlış hiçbir şey yapmadın”. 

Sonuç: Çocukların ve gençlerin korunması için, bilgilendirme, dürüst ve açık olma, bilgi kaynaklarını kontrol etme, rutinlerin oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devamı, anne ve babanın model olması, sosyal ilişkilerin telefon veya internet aracılığıyla da olsa devamı, duyguları dinleme, anlamlandırma ve destekleme, olası ruhsal bozukluk gelişimine karşı uyanık olunması ve daha önceden var olan sorunlar için tedavilerin devamının sağlanması olarak özetlenebilir. 

Hazırlayan: Dr. Özgür Öner 

Kaynaklar: https://www.cstsonline.org/assets/media/documents/CSTS_FS_Helping_Homebound_Children_duri ng_COVID19_Outbreak.pdf

Kaynak : https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/2420201236-cocuklarCOVID.pdf

Kategoriler
Genel

Leyla Navaro’ya Göre ‘Corona’ günlerinde Ruh Sağlığını Korumak için Dokuz Öneri


Paylaş

18/03/2020 LEYLA NAVARO*

Hepimiz aynı teknenin yolcularıyız! Şiddetli bir fırtınaya tutulduk. Sağlam ve sağlıklı kalmak birey olarak sadece birimize değil, her birimizin bilgili, bilinçli ve sorumlu davranmasına bağlı. Sanki virüs bizlere hınzırca bireysel kapanıklılık ve bencilliklerimizden vazgeçip birbirimiz için de sorumluluk almayı öğretmek istiyor. Çetin bir sınavdan geçiyoruz dünyaca… Önemli olan bu sınavdan sağlıklı ve sağlam çıkabilmek! Bedensel sağlığımız için hepimiz yapılması gerekenleri okuduk, öğrendik, uyguluyoruz. Ancak bu çetin dönemde ruhsal sağlığımızı korumak da son derece önemli. Aşağıda ruhsal koruyuculukla ilgili birkaç öneri…

Günlük rutininizi koruyun

Günlük rutin güven, sebat ve dayanıklılık sağlar. Düzenli uyku, düzenli uyanma saati, düzenli hareket için ayrılan zaman, günlük işlerle uğraşmak, evden çalışmak, okumak, müzik dinlemek, yemek yapmak, ortalığı düzenlemek, kalan zamanınızı zihin doyurucu şekilde değerlendirmek önemli!Reklam

Aile bireylerine sorumluluk verin

Eğer ailece evde kalma durumunuz varsa, her aile bireyine ev içinde bir rol, görev ve sorumluluk verin.

Mesela evin kapı kollarını dezenfekte etmeyi, sprey sıkmayı 5-6 yaşındaki çocuğunuz üstlenebilir. Yemek masasını kurup toparlamak, kendi odasını toplamak, yatağını yapmak, kahvaltıyı hazırlamak gibi işlere tüm aile bireyleri katılabilir veya sırayla rol alabilir. Böylece evin sağlıklı devamlılığı için her bireyin kendi yapabildiğiyle katkıda bulunmasını sağlayın. Sorumluluk vermek çocukları büyütür. Ayrıca birlikte yemek, sohbet, film seyretme ve ortak oyunlar oynamak gibi ritüeller oluşturun. Mesela her akşam bir aile bireyi ya bir masal, ya bir çocukluk hatırası veya başından geçen bir olayı hareketlerle diğerlerine anlatmakla sorumlu olsun veya birlikte sessiz sinema oynamak gibi ortak zamanlar geçirin.

Yaşadığınız mekana çekidüzen verme zamanı

Evinize belki de uzun zamandır taze bir gözle bakmadınız mı? Belki şimdi giysilerinizi elden geçirme, eskileri elden çıkarma, dolaplarınızı, çekmecelerinizi, kütüphanenizi düzenleme, yenileme vaktidir. Eşyalarınızı gözden geçirirken öncelikle gereksiz yığınlardan arınır ve hayatınızla ve zihninizin tıkalı olan kimi yönlerinin açılmaya başladığını fark eder, hafiflemiş hissedersiniz.Reklam

Bilgilenin

Bilgi sahibi olmak olayları ve hayatı kontrol edebilme duygusunu yaşatır. Halk sağlığıyla ilgili bilgilere ulaşın ancak fazla haber dinleyip sosyal medyada fazlaca dolaşan doğru ve yanlış bilgilere zihninizi kaptırmayın. Ayrıca bunların yayılmasına da destek olmayın. Fazla bilgi kirliliği zehirlidir, panik, kaygı ve stresinizi arttırır. Sağlam bilgileri yaş durumuna göre çocuklarınızla paylaşın. Çocukların bu gibi durumlarda ne yapılıp yapılmayacağını bilmeleri ve sorumluluk almaları önemlidir. Bu onları büyütür, geliştirir, dirençlerini azaltır.

Sosyal olarak faal ve sorumlu olun

Sosyal faaliyetler bizi güçlü kılar ve cesaretlendirir. Aileniz ve arkadaşlarınızla yakın ilişkiyi besleyin.

Cesaretlendirici yazı ve makaleleri paylaşın. Ancak aynı zamanda yalnız yaşamakta olan dost, arkadaş ve komşularla ilişkinizi de önemseyin ve mümkünse sorumluluk alıp ihtiyaçlarını sorun, yardımlaşmaya, gereksinimlerini tamamlamaya özen gösterin. Bu gibi zor zamanlar karşılıklı dayanışma, birbirine destek olma, insanlığımızı hatırlayıp yeşertme zamanıdır. Apartman, sokak ve mahallede dayanışma ve yardımlaşma birimleri kurulabilir, internette whatsapp grupları kurularak destek ve dayanışma yaratılabilir.

İçinizi dingin ve ferah tutmaya özen gösterin

Derin nefes almak, sevdiğiniz bir müziği dinlemek, fiziksel faaliyet, yoga, jimnastik, örgü örmek, günlük tutmak, bulmaca çözmek, fırsattan istifade yeni bir lisan veya müzik aleti öğrenmek, boya ve sanat malzemeleriyle yaratıcılığınızı kullanmak zihin ve ruhumuzu arındırıp diri tutan, bizi yenileyen faaliyetlerdir. Örneğin, bu evde kapalı yaşamaya mahkum olduğumuz dönemi fırsat bilip yeni bir lisan öğrenebilir, iyi bilmediğiniz bir lisanı geliştirebilir, yeni bir müzik aletini çalmayı öğrenebilir, yaratıcılığınızı kullanabilirsiniz. Bu da ileride hayat normale döndüğünde kendinize yapmış olduğunuz kıymetli bir hediye olur.

Bol mizah kullanın

Mizahın çok şifalayıcı gücü vardır. Perspektif kazandırır. Olaylara farklı bir açıdan bakmamızı sağlar. Korku ve kaygının göz bebeğine bakarak gülebilmek insanı aniden güçlü hissettirir, kaygı ve korkudan ayrıştırır, zihin ve ruhumuzdaki stres ve baskının boşalmasına yardımcı olur. Çevrenizle yakınlaştırır.

Kurban değil, aktörüz

Durumumuza üzülüp ‘ahh, vahh’ edip kendimize acımaktansa, bu olaydan ne gibi dersler çıkaracağımıza bakabiliriz. Bu duruma ben nasıl katkıda bulundum: Örneğin dünya kaynaklarını fazlaca kullanmak (su, elektrik, tüketim, yolculuk, seyahat) Şimdiye kadarki hayatımda neleri farklılaştırabilirim? Neleri kısabilir, nelerden vazgeçebilirim? Neleri fazladan yapıyor, belki de fazla besleniyor, fazla satın alıyorum? Çevremi ne kadar koruyorum?

Umudunuzu hiç yitirmeyin

Zor zamanların da geçici olduğunu hatırlayın. Virüsün yayılması azalacak, karantina bitecek ve günlük hayatımıza, alışkanlıklarımıza, yapmaktan hoşlandığımız şeylere geri döneceğiz. Ama bu zorlu yolculuktan da öğrenip edindiklerimiz olsun! Zorluklar geliştirici ve büyütücüdür. Bakalım bu zorlu maceradan neler öğrenip çıkacağız? Umut bizi hayatta tutan halattır, inanarak hiç ucunu bırakmayın.

1945’lerde Nazi kamplarından kurtulan Viktor Frankl (İnsanın Anlam Arayışı) nasıl hayatta kalabildiğini soranlara “İnanmaktan hiç vazgeçmedim” demişti.

*Uzman danışman psikolog

Kaynak : http://www.diken.com.tr/uzman-psikologdan-corona-gunlerinde-ruh-sagligini-korumak-icin-dokuz-oneri/

Kategoriler
Genel

GERGİNLİKLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN UYGULANABİLECEK YÖNTEMLER


Paylaş

Yaşanılan zorlayıcı döneme bağlı olarak ortaya çıkan stres belirtilerini önlemeyi ya da azaltmayı hedefleyen yöntemler, sanılanın aksine, bir takım olumsuz duygulardan (korku, üzüntü, öfke gibi) kurtulmayı hedeflemez; bu olumsuz duyguları fark etmeye ve anlamaya çalışmakla başlar.

Stres yönetiminde göz önünde bulundurulması gereken fiziksel aktivite ve beslenmenin yanı sıra, çeşitli gevşeme teknikleri de travmatik stresle başa çıkmada kullanılması önerilen kanıta dayalı yöntemlerdir (WHO 2013).

Diyafram Nefesi
Gün içinde birkaç kez ve her seferinde en az beş tam nefes şeklinde alınan diyafram nefeslerinin vücuda alınan oksijenin kan ve hücreleri güçlendirdiği; stres sırasında hücrelerde sıkışıp kalan kirli havayı temizlediği; astım, uykusuzluk, enerji düşüklüğü, yüksek tansiyon, kaygı, kalp hastalıkları ve migren gibi sorunlara iyi gelebildiği aktarılmaktadır.
Stres yönetiminde etkili olduğu kanıtlanan bu egzersizlerin, bilimsel dayanağı olmayan “nefes terapisi” gibi isimlerle anılan uygulamalarla karıştırılmaması önemlidir.

Travma ansızın gelen ve kontrol edemediğimiz kontrolümüz dışında bir durumdur. Pasif göz kapalı gevşeme dış uyaranları kontrol etmemizi engelleyeceği için tersine kaygı uyandırabilir. Göz açık ve varsa kapı çıkış noktasını görebileceği bir konumda, yatarak değil rahat bir koltukta gevşeme hareketlerinin yapılması önerilir.

  • Rahat ettiğiniz bir şekilde oturun ya da yatağa uzanın.
  • Burnunuzdan, dört saniyeye yayarak nefes alın.
  • İçinize çektiğiniz havayı iki saniye tutun.
  • Yine burnunuzdan, altı saniyeye yayarak nefesinizi bırakın.
  • Kısa bir an ara verin ve yine burnunuzdan dört saniyeye yayarak nefes alın, iki saniye tutun ve altı saniyeye yayarak geri verin.
  • Denemeye devam edin.
    Dengeleme (Grounding)
    Zihne istem dışı giren düşünceleri kontrol altına almayı sağlayan bu teknikte amaç, duyularımız aracılığıyla çevre ve bedenimizle ilgili farkındalığı sağlamak ve içinde bulunulan ana geri getirmektedir.
    Ellerinizi ve ayaklarınızı serbest bırakacak şekilde, rahat bir pozisyonda oturun.
    • Nefesinizi yavaş ve derin şekilde alıp vermeye başlayın.
    • Etrafınıza bakın ve sizde herhangi bir rahatsızlık veya stres hissi uyandırmayan beş objenin adını zihninizde tekrarlayın.
    • Yavaş ve derin nefes alıp vermeye devam edin.
    • Şimdi etrafınızda duyduğunuz seslere kulak verin ve sizde herhangi bir rahatsızlık ya da stres hissi uyandırmayan beş sesi zihninizden geçirin.
    • Yavaş ve derin nefes alıp vermeye devam edin.
    • Ve şimdi bedensel duyumlarınıza ve nasıl hissettiğinize dikkat etmeye çalışın ve sizde herhangi bir rahatsızlık ya da stres hissi uyandırmayan beş hissin ne olduğunu zihninizden geçirin.
    • Nefesinizi yavaş ve derin şekilde alıp verin.

Aşamalı Kas Gevşetme
Rahatça oturun, ancak uyumanıza yol açacak bir pozisyondan kaçının. Nefes alıp verme hızınızı yavaşlatın. Hazır olduğunuzda, ilk kasınızı gereceksiniz. Her bir kas grubunu, gerginliği iyice hissedene kadar (ancak ağrı duymayacak şekilde) gerdiğinizden emin olup, beş saniye boyunca germeyi sürdürmeniz; ardından aynı kas grubunu gevşetip on saniye boyunca bu gevşeme halini hissetmeniz gerekiyor.
Bunu aynı kas için iki kez tekrarlayacaksınız. Kasınızın gergin ve gevşemiş hali arasındaki farkı hissetmeye çalışın.

  • İlk olarak sağ elinizi ve kolunuzun alt kısmını gerecek şekilde yumruğunuzu sıkın, beş saniye bekleyin, bırakın, bırakın, on saniye bu gevşemiş hali duyun. Şimdi aynı şekilde yine sağ elinizi yumruk yapın ve kolunuzun alt kısmındaki gerginliği de hissedin, bekleyin ve bırakın.
  • Şimdi, sağ üst kolunuzu germek için, kasınız ortaya çıkacak şekilde alt ön kolunuzu omzunuza yanaştırın. Gerginliği beş saniye boyunca hissedin ve bırakın, gevşemiş hali on saniye sürdürün. Germe ve gevşetmeyi aynı şekilde tekrarlayın.
    Germe ve gevşetmeye şu kas gruplarıyla devam edin:
  • Sol el ve alt ön kol
  • Sol üst kol
  • Alın (Kaşlarınızı, şaşırmışsınız gibi bir ifade alacak şekilde, mümkün olduğunca yukarı kaldırın)
  • Gözler ve yanaklar (İyice sıkın)
  • Ağız ve çene (Ağzınızı, esnediğiniz zamanki gibi geniş bir şekilde açın)
  • Boyun (Buradaki kasları gererken yavaş ve dikkatli olun. Mümkünse yüz üstü yatın ve tavanda bir noktaya bakacakmışsınız gibi başınızı kaldırın)
  • Omuzlar (Omuzlarınızı kulaklarınıza yaklaştırırken kaslarınızı gerin)
  • Sırt (Omuzlarınızı birbirine yanaştırmaya çalışırmışçasına arkaya doğru itin)
  • Göğüs ve mide (Göğsünüz ve mideniz şişecek şekilde derin nefes alın)
  • Kalçalar (Kalçanızdaki kasları sıkın)
  • Sağ üst bacak
  • Sağ alt bacak (Kramp girmesini önlemek için bunu yavaşça ve dikkatli bir biçimde yapın. Ayak parmaklarınızı kendinize doğru gererek bacağınızı kasın)
  • Sağ ayak: Ayak parmaklarınızı diğer yöne doğru gerin)
  • Sol üst bacak
  • Sol alt bacak
  • Sol ayak

Kaynak : https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/2132020115258-gevsemebrosur.pdf

Kategoriler
Genel

Koronavirüs Hastalığı Salgını Sırasında Ruh Sağlığı ve Stresle Baş Etme


Paylaş

2019 koronavirüs hastalığı salgını (COVID-19) insanlar ve topluluklar için stresli olabilir. Bir hastalık hakkındaki korku ve kaygı bunaltıcı olabilir ve yetişkinlerde ve çocuklarda yoğun duygulara neden olabilir.

Herkes stresli durumlara farklı tepki gösterebilir. Acil bir durumun bir kişi üzerindeki duygusal etkisi, kişinin özelliklerine ve deneyimlerine bağlı olabilir. Benzer şekilde, kişinin kendisinin ve içinde yaşadığı topluluğun sosyal ve ekonomik koşullarından etkilenir. Acil durumlara verilen duygusal tepki  kişinin yakın çevresinde ulaşabildiği yerel kaynaklara da bağlı olabilir. İnsanlar Medyada salgınla ilgili görüntüleri ve haberleri tekrar tekrar izlemek de hissedilen sıkıntının artmasına neden olabilir. 

Aşağıdaki gruplar bir krizin yarattığı strese daha yoğun tepki verebilirler:

·      Önceden ruh sağlığı sorunları olanlar

·      Çocuklar

·      Doktorlar, diğer sağlık hizmeti verenler ve ilk müdahale ekibi gibi COVID-19’la ilgili destek görevlileri 

Bulaşıcı hastalık salgını sırasındaki tepkiler şunları içerebilir:

·      Kendi sağlık durumunuz ve COVID-19’a maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe

·      Uyku ya da yeme düzeninde değişiklikler

·      Uyumakta yada konsantre olmakta zorluk

·      Kronik sağlık sorunlarının kötüleşmesi

·      Alkol, tütün ya da diğer ilaçların kullanımının artması

Önceden ruh sağlığı sorunları olan kişiler, acil bir durumda tedavilerini aynı şekilde sürdürmeli ve yeni belirtilerin gelişip gelişmediğini takip etmelidir.

Bir afet durumunda bu duygularla başa çıkmak ve ihtiyaç duyduğunuzda yardım almak sizin, ailenizin ve yakınlarınızın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdeki diğer kişilerle bağlantı kurun. Kendinize ve birbirinize iyi bakın ve ne zaman ve nasıl yardım arayacağınızı öğrenin.

Stres tepkileri art arda birkaç gün boyunca günlük etkinliklerinize engel oluyorsa bir sağlık çalışanına başvurun.

Dayanıklılığınızı arttırmak için yapabileceğiniz şeyler:

·      COVID-19’la ilgili medya yayınlarına gereğinden fazla maruz kalmaktan kaçının.

·      Bedeninize iyi bakın. Sağlıklı, dengeli yemekler yemeye çalışın, düzenli egzersiz yapın, bolca uyuyun, alkol ve uyuşturuculardan kaçının.

·      Rahatlamak için zaman ayırın ve yoğun duyguların geçeceğini kendinize hatırlatın. Haberleri izlemeye, okumaya ya da dinlemeye mola verin. Tekrarlayan biçimde krizi duymak ve görüntüleri görmek üzücü olabilir. Normal yaşamınıza dönmek için hoşlandığınız diğer bazı etkinlikleri yapmaya çalışın.

·      Diğer kişilerle bağlantı kurun. Endişelerinizi ve nasıl hissettiğinizi bir arkadaşınız ya da aile üyenizle paylaşın. Sağlıklı ilişkileri sürdürün.

·      Umut duygusunu koruyun ve olumlu düşünmeyi sürdürün.

COVID-19 hakkındaki güncel bilgileri ve riski başkaları ile paylaşın. Salgının devam ettiği bölgelerden dönmesinin üstünden 14 günden fazla geçmiş ve COVID-19 belirtileri olmayan kişiler başkalarını riske atmazlar.

Karantina ve sosyal mesafelenme nedir?

·      Karantina, bulaşıcı bir hastalığa maruz kalan kişileri, hasta olup olmadıklarını görmek için diğerlerinden ayırır ve hareketlerini kısıtlar.

·      Sosyal mesafelenme, insanların buluştuğu ya da toplandığı yerlerden uzak durmak, yerel toplu taşıma araçlarından (örneğin otobüs, metro, taksi, birlikte binilen araba) kaçınmak ve diğerlerinden uzaklığı korumak (yaklaşık 2 metre) anlamına gelir.

Doğru bilgileri paylaşmanız başkalarının korkularını yatıştırmanıza ve onlarla bağ kurmanıza yardımcı olabilir.

Ebeveynler için:

Çocuklar bir ölçüde çevrelerindeki yetişkinlerden gördüklerine tepki verirler. Ebeveynler ve bakımverenler çocuklarına en iyi desteği COVID-19 ile sakin ve güvenli bir şekilde başa çıktıklarında sağlayabilirler. Ebeveynler, daha iyi hazırlanırlarsa, başta çocuklar olmak üzere çevrelerindeki diğer kişiler için daha güven verici olabilirler.

Tüm çocuklar strese aynı şekilde tepki vermez. Çocuklarda takip edilmesi gereken sık görülen değişiklikler:

·      Aşırı ağlama ve sinirlilik

·      Büyüyerek geride bıraktıkları davranışlara dönme (örneğin gece idrar kaçırma gibi tuvaletini kontrol etmeyle ilgili sorunlar)

·      Aşırı endişe ya da üzüntü

·      Sağlıksız yeme ya da uyku alışkanlıkları

·      Kolay sinirlenme ve ani öfke krizleri gibi davranışlar

·      Okul performansının kötüleşmesi ya da okuldan kaçınma

·      Dikkat ve konsantrasyon zorluğu

·      Geçmişte hoşlanılan etkinliklerden kaçınma

·      Açıklanamayan baş ağrısı ya da vücut ağrıları

·      Alkol, tütün ya da diğer uyuşturucuların kullanımı

Çocuğunuzu desteklemek için yapabileceğiniz birçok şey var:

·      Çocuğunuzla COVID-19 salgını hakkında konuşmak için zaman ayırın. Çocuğunuzun anlayabileceği şekilde COVID-19 hakkındaki soruları yanıtlayın ve gerçekleri paylaşın.

·      Çocuğunuza güvende olduğu konusunda güvence verin. Üzgün ve sıkıntılı ​​hissetmeleri halinde, bunda yanlışlık olmadığını belirtin. Sizden nasıl başa çıkacaklarını öğrenebilmeleri için kendi stresinizle nasıl başa çıktığınızı onlarla paylaşın.

·      Çocuğunuzun olayla ilgili yayınlara maruz kalmasını sınırlayın. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir şeyden korkabilirler.

·      Çocuğunuzun bir sağlamlık duygusuna sahip olmasına yardımcı olun. Okula ya da yuvaya dönmek güvenli olduğunda, olağan etkinliklerine dönmelerine yardımcı olun.

·      Bir rol modeli olun; molalar verin, bolca uyuyun, egzersiz yapın ve iyi besleyin. Arkadaşlarınız ve ailenizle bağlarınızı sürdürün ve sosyal destek sisteminize güvenin.

Müdahale ekibi için:

COVID-19’a müdahale etmek sizde duygusal bir yüke neden olabilir. İkincil travmatik stres tepkilerini azaltmak için yapabileceğiniz şeyler var:

·      İkincil stresin travmatik bir olaydan sonra ailelere yardım eden herkeste gelişebileceğini kabullenin.

·      Fiziksel (yorgunluk, hastalık) ve ruhsal (korku, içe çekilme, suçluluk) belirtileri öğrenin.

·      Salgına müdahalenin etkilerini atlatabilmek için kendinize ve ailenize zaman tanıyın.

·      Günlük yaşamınızda arkadaşlarınızla ve ailenizle zaman geçirmek, egzersiz yapmak ya da kitap okumak gibi hoşunuza giden kendinize bakım etkinliklerine yer verin.

·      COVID-19 ile ilgili yayınları izlemeye mola verin.

·      COVID-19’un salgından önce yaptığınız gibi ailenize ve hastalarınıza bakım verme yeteneğinizi etkilediğinden endişeleniyorsanız ya da bunalıyorsanız, yardım isteyin.

Karantinadan çıkan kişiler için:

Sağlık hizmeti veren bir kişi COVID-19’a maruz kalmış olabileceğinizi düşündüğünde, hastalanmamışsanız bile, diğerlerinden ayrılmak stresli olabilir. COVID-19 karantinasından çıktıktan sonra verilen bazı tipik tepkiler şunlardır:

·      Karantina sonrası rahatlama dahil olmak üzere karışık duygular

·      Kendi sağlık durumunuz ve COVID-19’a maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe

·      COVID-19’un belirti ve bulguları açısından sürekli kendinizi yoklamak ve başkaları tarafından izlenmekten kaynaklanan stres

·      Arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin, bulaştırıcı olmadığınız tespit edilmesine rağmen, sizinle temas etmekten dolayı hastalık kapacakları şeklinde temelsiz korkuları olması nedeniyle üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı

·      Karantina sırasında normal iş ya da ebeveynlik görevlerini yerine getirememekten kaynaklanan suçluluk duygusu

·      Bunlar dışında diğer duygusal değişiklikler

Çocuklar da, kendileri ya da tanıdıkları biri karantinadan çıktığında üzüntü ya da diğer yoğun duyguları yaşayabilirler. Çocuğunuzun baş etmesine yardımcı olabilirsiniz.

*Hastalık Kontrol ve Önlenmesi Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention, CDC) internet sitesinden (http://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/about/coping.html) Dr. Ürün Özer tarafından Türkçeye çevrilerek uyarlanmıştır. 

Kaynak : https://www.psikiyatri.org.tr/2147/koronavirus-hastaligi-salgini-sirasinda-ruh-sagligi-ve-stresle-bas-etme

Kategoriler
Genel

Kazayla Gelebilen Zeka: Savant Sendromu


Paylaş

Sibel Çağlar 28 Haziran 2016

Savant sendromu, gelişimsel ya da zihinsel yetersizliklerin yanında çoğu insanda bulunmayan sıra dışı zihinsel becerileri olan kişileri tanımlamakta. Bu durum doğuştan olabildiği gibi dönem dönem beyin zedelenmesi ile de ortaya çıkabilmekte…


Düşünün ki, kafanızı kazayla bir yere çarptınız ve birkaç gün kendinize gelemediniz. Uyandığınızda ise her şeyi farklı görmeye başlıyorsunuz. Birden hiç çalamadığınız müzik aletlerini çalmaya, resim yapmaya ya da çözülemez matematik sorularını çözmeye başlıyorsunuz.

Bu bir şehir efsanesi değil, gerçek ve aslında bir hastalık.

On dokuzuncu yüzyıl kadar geç bir tarihte “savant” sözcüğünün anlamı günümüzde kullanılan biçiminden çok farklıydı.

1927 tarihli The Natural History ofa Savant adlı kitabın yazarı Charles Richet’ın dediği gibi bir savant çeşitli alanlarda ustalaşmış, soyut fikirler edinmiş, “enerjisini gerçekleri bulmaya vakfetmiş” olan kişiydi.

Ne var ki, son yüzyılda sözcüğün anlamı değişti. 1887 yılında adını taşıyan kromozom bozukluğuyla tanınan John Langdon Down, “idiot savant” sözcüğünü ilk kez kullandı. Pek kibar bulunmayan “idiot” sözcüğü zamanla tanımın dışında kaldı.

Günlük yaşamda belleklerimizin köreldiği, eğitimli bellek fikrinden tümüyle uzaklaştığımız dünyada “savant” tanımı zihinsel ve sanatsal başarı belirtisi olmaktan çıkıp bir tuhaflık durumu, bir sendrom olarak kullanılmaya başlandı.

Her savantın kendine has bir üstün yeteneği var. Yani ya resim, ya müzik konusunda olağanüstü başa­rılılar. Bu yeteneklerden ikisini ya da üçünü bir arada sergileyen savant ise çok az sayıda.

Savantların birçoğu zekâ geriliği, merkez sinir sistemi hastalığı, nörolojik anormallik gibi bir engele sahip. Bir kısmı da otizmin daha hafif bir türü olan Asperger sendromlu.

Literatürü araştırırken inanılmaz bellekleriyle kuralları yıkan birkaç savant karşınıza çıkıyor. Bazılarını sizlere tanıtmaya çalışalım.

Ünlü Savantlar

Savant sendromu teşhisi konmuş, parlak zekaları ile öne çıkan bir kaç kişiyi sizlere tanıtalım…

Kim Peek

Savant Sendromu

Tom Cruise ve Dustin Hoffman’ın oynadığı ‘Yağmur Adam – Rain Man ’ filmine esin kaynağı olan Kim Peek, otizmli bir savantdı. Kim Peek o kadar yetenekliydi ki, aynı anda iki sayfayı (her gözü bir sayfa) okuyabiliyor ve anında hafızasına alabiliyordu. Ancak bu adam gündelik işlerini yerine getirebilmek için babasına bağlı yaşıyordu.

2009’da 54 yaşında ölen Kim Peek’in hafızasında 9 binden fazla kitap bulunuyordu. İnsan beyninin sırlarını anlamaya çalışana NASA ölümünün ardından beynini incelemeye aldı.

Ama sonuçlar şaşırtıcıydı. Kim’in beyin kökün­de bulunan beyinciği, doğuştan tam olarak gelişmemişti. Ayrıca iki beyin lobunu birbirine bağlayan köp­rücükler de bulunmuyordu.

Daniel Tammet

Savant Sendromu

Daniel karmaşık çarpma ve bölme işlemlerini hiç çaba harcamadan kafasından yapabiliyor. On bine kadar herhangi bir sayının asal olup olmadığını derhal size söyleyebiliyor. Yıldırım hızıyla yaptığı matematik işlemlerinin yanı sıra on yabancı dil konuşuyor ve yeni bir dili bir hafta içinde öğrenebiliyor. Ayrıca Manti adını verdiği, kendine özgü bir dil bile geliştirmiş durumda.

Çocukluğunda geçirdiği ve temporal lop epilepsisi olarak teşhis edilen birkaç havaleden sonra bu yeteneği kazanan Daniel Savant sendromlu yaşayan 100 dahi listesinde bulunuyor. Kendisinin bir konuşmasına göz atmak isterseniz:

Savant sendromunu açıklamak için bir kuram geliştirmenin zorluklarından biri farklı bireylerde farklı biçimlerde ortaya çıkmasıdır.

Yine de aralarında Kim’in de bulunduğu tüm savantlarda görülen bir nöroanatomik anomali vardır: Beynin sol yarıküresi hasarlanmıştır. İlginç olan yönü ise savantların görsel ve uzamsal abartılı yeteneklerinin neredeyse tümüyle beynin sağ tarafına bağlı olması ve beynin sol tarafına bağlı olan dilsel yetenekler konusunda daima sıkıntı çekmeleri. Savantlar arasında konuşma bozuklukları yaygın olduğundan Daniel gibi geveze, rahat konuşan biri olağandışı kabul edilir.

Derek Amato

Derek Amato

En ilginç savant örneklerinden biri de Derek Amato. Kendisi satış eğitmenliği yapan normal bir insanken hayatı 2006’ da tam 39 yaşındayken, kafasını şiddetlice havuzun kenarına çarpmasıyla değişti. Amato bir süre bilinç kaybı yaşadıktan sonra kendine geldiğinde, geriye sürekli baş ağrısı ve bellek kaybı kalmıştı. Ayrıca işitmesinde de %35 azalma olmuştu.

Geçirdiği travma sonrasında bir arkadaşının evinde piyanonun başına oturunca artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını anladı. Daha önce müzikle, özellikle de piyanoyla hiç ilgisi olmayan Amato, daldan dala atlayıp harika bir resital verdi.

O günden beri de Derek Amato, sadece ünlü bir piyanist değil, birçok müzik aletini çalan bir müzisyen olarak biliniyor.

Aslında bu biçimde tek örnek Amato değil. Örneğin, Newyork’ ta bir ortopedi cerrahı olan Tony Cicoria yıldırım çarpması sonucu yaralanmasının hemen ardından klasik piyanoyu kendi kendine çalmayı öğrenmişti. Alonzo Clemens ise, üç yaşında fena şekilde düştüğünden kalıcı bilişsel hasara uğramış fakat bu nedenle mükemmel hayvan heykelleri yapmaya başlamıştı.

Buğra Çankır

Savant Sendromu

Buğra Çankır, 24 yaşında bir otizmli. İletişim konusunda doğuştan gelen güçlükleri var. 10 yaşındayken üstün yetenekli müziksel özellikleri olduğu anlaşıldı. ‘Perfect Pitch’ ya da ‘Mutlak Kulak’ olarak adlandırılan ve doğadaki tüm sesleri herhangi bir referansa ihtiyaç duymadan nota olarak tanımlayabilme diye açıklanan bu yeteneği, 2004 yılında Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Genetik Araştırma Merkezi’nin testiyle belgelendi.

Ardından, matematik, müzik veya görsel alanda yetenekli olan ve genelde otizmli çocuklarda görülen ‘savant sendromu’ ile ilgili araştırmalar yapan Wisconsin Medical Society tarafından 2007 yılında bu özelliği nedeniyle dünyadaki savantlar arasında gösterilerek, literatüre geçti.

George Widener

Savant Sendromu

Widener, takvimlere, nüfus bilgilerine, istatistiklere tutkun bir sanatçı savant. Rakamlarla oynamak onun için müzik dinlemek gibi bir şey, onun beyni kâğıt üzerindeki sayıları, desenleri ya da ifadeleri bizlerden farklı görüyor. George aynı zamanda harika bir ressam. İnce detayları çok iyi algılayıp, onları bir teknik resim misali kağıda dökebiliyor. O dünyayı aslında geometrik şekiller üzerinden algılıyor bir bakıma. George’un çizimleri bir fotograf makinesi gibi tüm detayları taşıyor.

Stephen Wiltshire

Savant Sendromu

1974 doğumlu olan Wiltshire’a 3 yaşında otizm teşhisi kondu. 5 yaşında olağanüstü resim yete­neği keşfedildi; yani bir anlamda savant olduğu ortaya çıktı. Küçük çocuk, yaşından beklenmeyecek denli başarılı perspektif resimler çizebiliyordu. Ailesinin yönlen­dirmesiyle özürlülerin de eğitim aldığı bir sanat okuluna gönderi­len Wiltshire, burada Londra otobüslerini, önemli heykelleri ve tarihi yapıları resmetmeye başladı.

Çizdiği resimlerle med­yanın ilgisini çeken Wiltshire, pek çok televizyon programında yer aldı, hakkında kitaplar yazıldı. Kraliyet Akademisi tarafından “En İyi Çocuk Sanatçı” seçildi.

İnanılmaz görsel belleğiyle, Roma uzerinde helikopterle yanlızca yarım saat uçtuktan sonra üç gün içe­risinde kentin 5 metre kare büyüklükte panoramik bir resmini çizdi. Tabloda binaların pencere sayılarına kadar tüm detaylar mevcuttu.

Aynı şekilde, New York kentinin üzerinde helikopterle kısa bir uçuştan sonra on kilometrekarelik bir alanın tümündeki binaları, daire numaraları­na kadar çizdi. Paris, Madrid, Roma, Frankfurt, Kudüs, Hong Kong, Dubai gibi kentler de aynı şekilde çizimleri arasında.

Tommy McHugh

Tommy McHugh

1949 doğumlu İngiliz Tommy McHugh, sıradan bir hayat sürerken başına gelen bir olay sonrası sanat dehasına dönüşen bir başka savant. Geçirdiği beyin kanamasının ardından hayata tekrar dönen Tommy nekahat süresinin devamında sürekli çılgınlar gibi yazmaya ve sürrealist resimler çizmeye başladıve bu çalışmalarını 2012’de kanser nedeniyle ölünceye kadar sürdürür.

Leslie Lemke

Leslie-and-Mary-2011

Müziğin harika çocuğu Leslie Lemke hem görme hem de zeka özürlü ve on beş yaşına kadar yürüyememiş ama en karmaşık parçaları bir kez · dinledikten sonra çalabiliyor. Bugün dünyanın pek çok yerinde konserler veriyor ve binlerce parçayı ezbere çalabiliyor

Flo ve Kay Lyman

Flo and Kay 2

Tek yumurta ikizi otistik savantlar geçmişte ya da gelecekte herhangi bir tarih verdiğinizde hangi güne denk geldiğini anında söyleyebilir. Aynı zamanda deha düzeyinde bir otobiyografik hafızaya sahipler ve söylediğiniz herhangi bir tarihte ne giydiklerini, havanın nasıl olduğunu, o gün neler yaptıklarını ve ne yediklerini sayabiliyorlar.


İnsanların aniden savant olabilmesi bu olağanüstü yeteneklerin belirli bir dereceye kadar hepimizin içinde yattığına işaret ediyor. Anlaşılan tüm beyinlerin içinde “küçük bir Yağmur Adam” saklanıyor…

Konu ile ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz National Geograhic  – Dehanın Sırları/ Şans Eseri Deha adlı belgesele de göz atabilirsiniz.

Kaynaklar:

  • Joshua Foer, Einstein ile Ay Yürüyüşü, Çevirmen: Füsun Doruker
  • Yücel Aksoy, “Savat Nedir ya da Kimdir?, Bütündünya dergisi sayı 2016 Mart sayısı

Matematiksel

Kazayla Gelebilen Zeka: Savant Sendromu

Sibel Çağlar 28 Haziran 2016
Kategoriler
Genel

Küçük Şeyleri Dert Etmeyin


 Kendimize dönüp baktığımızda o kadar da önemli olmayan küçük şeylere takılıp kaldığımızı görüyoruz çoğu zaman. Bazen de küçük sorunlara ve endişelere odaklanıyoruz ve onları güçlendirip gerçekte olduğundan daha büyük hale getirebiliyoruz. Varoluşçu terapinin kurucularından Viktor Frankl’ın çok sevdiğim bir sözü var: “ Hayatın bize verdiklerini kontrol edemeyiz ama bizim ona verdiğimiz tepkiyi kontrol edebiliriz.” Maalesef hayatın bize getirdiği bazı zorluklar olabilir, bunları kontrol edemeyebiliriz; fakat bu zorlukların üstesinden gelme yöntemlerini öğrenerek bahsi geçen durumlara verdiğimiz tepkileri kontrol altına alabiliriz. Örneğin, trafikte makas atan birini görmezden gelmek ve yolumuza devam etmek yerine öfkelenme hakkımız olduğuna kendimizi ikna ediyoruz. Hatta şoförle nasıl tartışacağımızı hayal edebiliyor ve durumu unutmak yerine çevremizdekilere anlatma ihtiyacı duyuyoruz. Bunu yaparak başka bir kişinin problemlerini sırtımıza alıyor oluşumuz endişelerimizin daha fazla artmasına sebep olabiliyor. Tabi ki endişelenebiliriz, öfkelenebiliriz, nefret de edebiliriz çünkü bunlar bizim duygularımız ve bu duygular olmadan kendimizi ifade edemeyiz. Önemli olan bu duyguları yerinde ve ölçülü kullanabilmektir. Taşkınlık yaratan duygusal yoğunlukların zararını en aza indirgemek için duyguyu regüle etmek gerekir. Bu konuda ilk önce hangi duyguyu gösteriyorsunuz onu fark edip, biraz bekleyip duyguyu karşı tarafa aktarabilir ve sonrasında bu duygunun miktarı sizin hayatınızı ne derecede etkiledi bunu bir kağıda dökerek ifade edebilirsiniz. Bazen göremediğimiz durumları, olayları, duyguları ve ifade etme şeklini kağıda dökerek somutlaştırmak onları daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

 Hayatın bir anlamı vardır ve önemli olan bu anlamı keşfedip kendi benliğimizi ortaya koyabilmektir. İnsanların çoğu, yaşam enerjilerinin büyük bir kısmını küçük şeylere harcadıkları için yaşamlarının büyüsünü ve güzelliğini kaybedebiliyor. Küçük şeyler hakkında endişelenmeme hedefine ulaşmak için çaba gösterdiğimizde daha kibar ve sabırlı olabiliriz. “Küçük şeyler nedir?” dediğinizi duyar gibiyim, aslında burada başrol bakış açımızda. Eğer siz evi toplamayı kendinizde bir stres unsuru haline getirmişseniz bu sizin onu gözünüzde büyütüp çevrenize düzen odaklı bakmanıza sonrasında da bu düşüncenin bedeninizi tamamen esir almasına sebep olabilir. Lakin bakış açınız bu durumu büyütmek yerine onu daha işlevsel bir hâle getirmek üzere odaklanmışsa o zaman kendinizi daha huzurlu hissedeceğinizden emin olabilirsiniz. Gerçekçi olmak gerekirse dertsiz hayat her an için mümkün olamaz, dert dediğimiz şey aslında bizim büyümemize dahası zamanla daha farklı bakmamıza sebep olmuyor mu?  

 Dertlerimizle büyümek yerine neden onları güçlendirip bizi yenmesine izin veriyoruz? İlk başta sabretmeyi öğrenmemiz gerekir. Sabırlı olduğumuz zaman etrafımızdaki şeyleri kabul etmek daha kolay olacaktır. Sabrınız yoksa yaşam daha sinir bozucu olacaktır. Bu durumda da kolayca sinirlenir ve sıkılırsınız. Sabır, yaşamınızda gerekli olan iç huzura ulaşmak için kabul boyutunu etkiler. Diğer bizi korkutan kelime ise “stres”, aslında insanların beyninde meydana gelen bir önyargıdır. Stres kelimesini duyar duymaz korku, endişe, öfke ve mutsuzluk yaşamaya başlarız. Aslında stres kelimesini daha işlevsel hale getirecek olan bizleriz. Örneğin, stresli olduğumuzda işimizi daha çabuk bitirebiliriz ya da daha güzel yapabiliriz. Her şeyin insanın zihninde sona erdiğini unutmayın! Eğer durumları değiştiremiyorsanız kendinizi değiştirmeyi denemelisiniz ve bunun için geç kalmış değilsiniz. Ne olursa olsun bizi kendimizden başka kimse iyileştiremez, diğerleri sadece yol gösterebilirler; o yolun sonundaki ışığı görebilmek size kalmış. Şimdi aynaya bakın ve kendiniz için olumlu kararlar alın.  

 Kendi şifanızı ve ışığınızı bulmanız dileğiyle… 

Kaynaklar

Carlson , D. (2017). Don’t sweat the small stuff and it’s all small stuff (12 b.). (M. Konuk, Çev.) İstanbul: Beta Yayınları.