Kategoriler
Genel

Beckenbauer diye bir adam.



Beckenbauer diye bir adam. Alman futbolunun yetmişli yıllardaki yakışıklı, başarılara doymayan, kazanmadık kupa bırakmamış futbolun profösörü bir adam… Erken evlenmiş,üç çocuğu olmuştur. Oğlu Stefan’da başarılı bir futbolcudur, goller atmaktadır ancak babası kupalar kaldırmaktan stada gelip oğlunun maçını izleyememekte, onu alkışlayamamaktadır. Herkesin babası stat da olur ama Stefanın babası yoktur. Futbolu bırakınca Beckenbauer Alman futbolunun başına […]

Kategoriler
Genel

PsikoRöportaj: Akran Zorbalığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler


Kısa ve uzun vadeli olumsuz sonuçları olan akran zorbalığı, okullarda sıklıkla karşılaşılan toplumsal bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Akran zorbalığını gerçekleştiren veya buna maruz kalan öğrenciler çok çeşitli fiziksel, duygusal, davranışsal ve akademik uyum sorunları yaşamaktadır (Doğan,2010). Çalışmalar, bu iki grubun yanı sıra zorbalığa tanıklık eden öğrencilerin de bu durumdan olumsuz olarak etkilendiklerini göstermektedir. Dolayısıyla akran zorbalığı pek çok öğrenciyi olumsuz olarak etkilemekte olan ve müdahale edilmesi gerekilen ciddi bir problem olarak ele alınıyor.

Uzun yıllardır okullarda çocuklar, ergenler ve aileleriyle sosyal ve duygusal gelişim alanında çalışmalar yürüten; ViSC Akran Zorbalığını Önleyici Müdahale Programının Türkçeye uyarlama çalışmasını yapan ve bu programı okullarda uygulayan; Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Gelişim Psikoloğu Doç. Dr. Aysun Doğan akran zorbalığına dair bilinmesi gerekenleri anlatıyor. 

Akran zorbalığı nedir?

Doç. Dr. Doğan; akran zorbalığının “bir veya birkaç öğrencinin bir öğrenciye karşı gösterdiği şiddet içerikli davranışlar” olarak tanımlandığını ve bir şiddet olayının akran zorbalığı olarak nitelendirilmesi için bazı kriterin olduğunu söylüyor. Bu kriterleri şu şekilde açıklıyor: “Akran zorbalığının üç temel özelliği bulunmaktadır: Birincisi, bilinçli ve kasıtlı olarak karşı tarafı incitmeye ve zarar vermeye yönelik olması; ikincisi, tekrarlayıcı ve sürekli olması (bu kimi zaman haftalar boyunca kimi zaman ise aylar boyunca tekrarlayabilir); üçüncüsü ise iki taraf arasında güç dengesizliğinin bulunmasıdır. Buradaki güç dengesizliği fiziksel ya da zihinsel olabilir. Dolayısıyla bizim akran zorbalığı olarak herhangi bir şiddet olayını tanımlayabilmemiz için bu üç kriterin bulunması gerekiyor.”

Akran zorbalığı nasıl gelişir, neden gerçekleşir?

Doç. Dr. Aysun Doğan, akran zorbalığının gelişimine dair yapılan son çalışmaların, ilk yapılan çalışmalara kıyasla daha bütüncül bir yaklaşımla konuyu ele aldığını ve bunun akran zorbalığının gelişmesine neden olan pek çok faktörün görülmesini sağladığını söylüyor. Bu faktörlerin: birey, aile, okul, arkadaşlar, kültür ve medya olduğunu ve bunlar arasındaki etkileşimin de akran zorbalığının gelişmesinde önemli bir faktör olduğunu belirtiyor. ”Çocuk; çocukla etkileşim içerisinde olan aile; ebeveyn tutum ve davranışları; okulun şiddete karşı tutumu ve şiddet konusunda yaptıkları ya da yapamadıkları; çocuğun arkadaşlık ilişkileri; arkadaşlardan algılanan sosyal destek; çocuğun yaşadığı mahalle (mahallede ne kadar şiddete tanık olduğu ya da maruz kaldığı); içinde yaşadığı kültürde şiddetin nasıl algılandığı; medyada ne tür şiddete maruz kaldığı, bütün bunların hepsi bir bütün aslında. Dolayısıyla akran zorbalığının gelişimini anlamak ve önlemek istiyorsak bütüncül bir yaklaşımda bulunmamız gerekiyor.” 

Akran zorbalığının gelişmesinde ve gerçekleşmesinde, bu faktörlerin etkili olmasında rol model almanın önemine vurgu yapan Doğan: “Sosyalizasyon başta ailede başlar. Çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren ailede kim varsa (ebeveyn, kardeş, anneanne, dede vb.) onları gözlemleyerek, taklit ederek veonları rol model alarak pek çok davranışı oturtuyorlar. Dolayısıyla ailede şiddet varsa (bu eşler arasındaki şiddet olabilir, ebeveynlerin çocuğuna uyguladığı şiddet olabilir) maalesef bu çok büyük bir risk faktörü oluyor. Çünkü çocuğun rol modelleri şiddet uyguladığı için, şiddet çocuk için normalleşiyor ve çocuk sorunlarını şiddetle çözebileceğini düşünüyor. Bu nedenle çocuk okula gittiği zaman, herhangi bir şey istediğinde ya da bir sorununu çözeceğinde şiddet yoluna başvuruyor.” şeklinde durumu açıklıyor.

Akran zorbalığının türleri nelerdir?

Akran zorbalığının fiziksel, sözel, ilişkisel ve sanal türleri bulunuyor. Fiziksel zorbalık; vurmak, itmek, saçını çekmek, tükürmek gibi davranışlardan oluşuyor. Sözel zorbalık; küfürlü konuşma, lakap takma, bağırma, laf ile sataşma gibi davranışları içeriyor. İlişkisel zorbalık; hakkında dedikodu yapma, arkadaş grubundan dışlama, görmezden gelme ve oyuna almama gibi öğrencinin sosyal ilişkilerine zarar vermeyi hedefleyen davranışlar olarak tanımlanıyor. Doğan, bu zorbalık türü için: “Fiziksel ve sözel zorbalığa kıyasla çocuklar için psikolojik olarak en yaralayıcı olan, en olumsuz sonuçları veren zorbalık türüdür.” diyor. Sanal zorbalık türü; sosyal medya, akıllı telefonlar, tabletler, iletişim uygulamaları gibi teknolojik yeniliklerin hayatlarımıza girmesiyle ortaya çıkan yeni bir tür olarak nitelendiriliyor. Doğan, sanal zorbalıkla ilgili şunları anlatıyor: “Sanal zorbalık olarak kabul edilen pek çok davranış var: Kişinin e-posta ya da sosyal medya hesaplarının şifresini ele geçirme, kişinin haberi olmadan onun fotoğraflarını photoshoplayıp internette herkese gönderme, rahatsız edici SMS/e-posta mesajları atma gibi davranışlar örnek olarak verilebilir. Eskiden sanal zorbalık lisede yaygınken şu an yapılan çalışmalar ilkokula kadar düştüğünü gösteriyor. Çünkü çok küçük yaştaki çocukların da akıllı cep telefonları ve sosyal medya hesapları var. Ayrıca sanal zorbalık 7/24 gerçekleşebiliyor ve zorba aynı sınıftan olmak zorunda değil. Dolayısıyla çocuk, hiç tanımadığı, dünyanın bir ucundaki başka biri tarafından da zorbalığa uğrayabiliyor.”

Akran zorbalığını gerçekleştiren ve buna maruz kalan çocukları gelecekte ne tür olumsuz sonuçlar beklemekte?

Akran zorbalığının olumsuz sonuçlarından etkilenenlerin sadece kurbanlar ve zorbalar olmadığını, buna şahit olanların da bundan etkilendiğini vurgulayan Doğan, konuşmasına şu şekilde devam ediyor:

Yapılan kısa vadeli ve boylamsal çalışmalar, aslında bize akran zorbalığının bu üç grup için de olumsuz etkilerinin olabileceğini gösterdi. Öncelikle kurbanlar için bu etkilerden bahsedelim. Örneğin, çocuğun bir süre sonra okula gitmek istemeyip gitmemek için çeşitli bahaneler üretme davranışı en temel durumlardan biri. Özellikle karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi psikosomatik belirtiler ile çocuk “Ben bugün okula gitmeyeyim.” diyor. Bu, bir süre sonra okuldan nefret etmeye kadar da varabiliyor. Ayrıca (özellikle okulda) kendini güvende hissetmemesi, hiç arkadaşının olmaması, okulla ilgili olumsuz düşünce ve tutumlara sahip olması, ergenlik döneminde depresyon/kaygı gibi birtakım psikolojik problemleri yaşama ihtimali ve en sonunda akran zorbalığına maruz kaldığı için (özellikle de uzun süre maruz kalmışsa) intihar girişimi ve intiharla sonuçlanan ölümler maalesef ki yaşanmakta olan negatif sonuçlardan.

Tabii ki olay sadece kurbanlar için değil, zorbalar için de olumsuz sonuçlar doğurmakta. Yapılan araştırmalara göre küçük yaşta zorbalık yapan bu çocukların, ergenlik ve yetişkinlik döneminde alkol, sigara ve madde kullanma risk çok daha yüksek. Yine bu kişiler boylamsal araştırmaların sonuçlarına göre, yetişkinlikte de daha fazla suç işliyor ve anti-sosyal davranışlar gösteriyorlar. O yüzden erken müdahale oldukça önem arz ediyor. 

Zorbalığın yapılmasına şahit olan çocuklar için de olumsuz sonuçlar olduğundan bahsettik. Buna seyirci kalan çocuklar “Bugün bu arkadaşımın başına geldi, yarın benim de başıma gelebilir.” düşüncesiyle sınıfta ya da okulda kendilerini güvensiz hissedebiliyorlar. Bu çocuklardan bir kısmı, kurban durumunda olan çocuklara yardım edemedikleri için üzüntü, suçluluk gibi duygular hissedebiliyor; bir kısmı da kendi başlarına gelmemesi için istemediği halde zorbanın destekçisi olmak zorunda kalıyor. Ayrıca bir süre sonra bu durumda olan çocukların kendileri de zorbalık davranışında bulunmaya başlayabiliyor.

Bir ebeveyn çocuğunun zorbalık yaptığını ya da zorbalığa uğradığını nasıl anlayabilir? Bu ebeveynler çocukları için ne yapmalı?

Doç. Dr. Aysun Doğan, ebeveynlerin zorbalıktan haberdar olabilmesi için, çocuklarıyla ve çocuklarının okullarıyla iletişimlerinin güçlü olması gerektiğini söylüyor. Çocuğun okul dönemine göre zorbalık türünün sıklığının değiştiğini belirten Doğan: “Anaokul ve ilkokul yıllarında özellikle fiziksel ve sözel zorbalık yaygın. Bunun fark edilmesi ise sınıf öğretmeni, rehber öğretmeni ve çocuğun arkadaşları tarafından daha kolay. Fakat lise döneminde sanal zorbalık daha yaygın ve bu zorbalık türü göreceli olarak fark edilmesi daha zor.” diyor. “Ebeveynin; okuldaki veli toplantılarına katılması, rehber ve sınıf öğretmeniyle iletişim halinde olması sonucunda olay başlangıcında tespit edilebiliyor ve okul-aile iş birliği sayesinde bu sorun çözülebiliyor.” diyerek okulla olan iletişimin önemine dikkat çekiyor. Çocuklar okulda gün içerisinde pek çok durum yaşıyor ve bunların çoğunu aileleriyle paylaşmıyorlar. Özellikle ergenlik döneminde, ergenliğin doğası gereği ebeveynler ikinci plana atıldığı için, bu durumların paylaşımları daha da azalıyor. Doğan, bununla ilgili olarak ebeveynlerin çocuklarıyla iletişiminin güçlü olması gerekliliğinin önemini şu sözlerle vurguluyor: Zorbalık nedeniyle özellikle yurt dışında gerçekleşen intihar vakalarında, ailenin ve okuldaki kişilerin çoğunun zorbalıktan haberi olmuyor. Bazı durumlarda çocukların intiharından sonra günlüklerinin okunmasıyla çocuğun aylar hatta yıllar boyunca zorbalığa maruz kaldığı, ama kimseye açılamadığı ortaya çıkıyor.Bu durumlar nedeniyle, ebeveynin çocukla iletişiminin sadece akademik notlarıyla sınırlı kalmaması, çocuğun arkadaşları ve öğretmenleriyle ilişkisi hakkında da iletişim halinde olunması gerektiğini söylüyor.

ViSC Akran Zorbalığını Önleyici Müdahale Programı Nedir?

Sanal zorbalık dâhil olmak üzere zorbalık, çoğunlukla çocuğu tanıyan kişiler tarafından yapılıyor. Bu sebeple akran zorbalığını önleme girişimlerinin en iyi sonucu verdiği ortam okul ortamı oluyor. Akran zorbalığının pek çok nedeninin olduğundan bahsetmiştik. Bu nedenlerin çözümünde sadece öğretmene eğitim vermek veya sadece kurban/zorba ile ilgilenmek tek bir boyutta sonuç verebiliyor. Bu nedenle, problem kaynaklarının bir bütün olarak ele alınıp çözülmeye çalışıldığı bir program Viyana Ünivesitesi’ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilmiş durumda. Adı ViSC Akran Zorbalığını Önleyici Müdahale Programı olan bu programın Türkçe uyarlama çalışması Doç. Dr. Aysun Doğan tarafından yapıldı ve son 5 senedir kendisi ve ekibi tarafından ilkokul ve ortaokullarda uygulanmakta. Doğan; 13 hafta boyunca, her hafta iki ders saati olarak uygulanan bu programı şu şekilde anlatıyor:

Oldukça yapılandırılmış ve sistematik bir program. Programın üç düzeyi var. Sırayla bahsedecek olursam: Birinci düzeyi okul düzeyi. Burada idarecilere, sınıf öğretmenlerine, rehber öğretmenlere, okul güvenliğine ve temizlik hizmetlilerine yarım günlük seminer veriliyor. Herkesin akran zorbalığı dendiği zaman aynı şeyi anlaması ve aynı şekilde müdahale etmesi gerektiği için okulda çalışan herkes seminere davet ediliyor. Seminerde zorbalığın tanımı, farklı zorbalık türleri ve bunlara karşılık olarak neler yapılabileceği konusunda çeşitli konular anlatılıyor. İkinci düzey sınıf düzeyi. Bu düzeyde her hafta ayrı ayrı olmak üzere sırayla belirlenmiş olan konular çalışılıyor. Örneğin, ilk hafta sınıftaki ortak kurallar belirleniyor, ardından duygular, arkadaşlık, bir arada yaşama gibi farklı farklı konular çalışılıyor. Konular, ders anlatır gibi değil, oyunlar ve etkinlikler üzerinden anlatılıyor. Dolayısıyla çocuklar programı çok seviyor ve etkili buluyorlar. Üçüncü düzey ise birey düzeyi. Burada da rehber öğretmenlerle yoğun bir şekilde çalışılıyor. Zorbalar ve kurbanlar, yani bireysel olarak ihtiyacı olan çocuklarla rehberlik nasıl bir çalışma yapabilir bunun hakkında bilgi veriliyor.

Programın sonucunda çocukların olumlu özelliklerinde artış olduğunu, istenmeyen davranışların azaldığını raporlandıklarını belirten Doğan: “Sadece akran zorbalığı değil, genel olarak bakıldığında arkadaşlık ilişkilerini güçlendirme, ayrımcılık yapmama, kimseyi dışlamama konularında da çocuklarda oldukça pozitif sonuçlar aldığımızı söyleyebilirim.” diyor. 

Programın sonunda çocuklardan da yazıyla geri bildirim alınıyor. Bu geri bildirimlerin olduğu birkaç görsel ise:

Akran zorbalığı; çoğu kişi tarafından kurban, zorba veya izleyici olarak deneyimlenen ve olumsuz sonuçları olan bir durum. Bu nedenle herkes tarafından dikkate alınması ve önemsenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Artık hiçbir çocuğun zorbalığa uğramamasını diliyor ve röportaj yazımızı, uzman görüşünü bizlerle paylaştığı için Sayın Doç. Dr. Aysun Doğan’a teşekkürlerimizi sunarak burada noktalıyoruz.

Hazırlayan: İlkay Kahyalar

KAYNAK

Doğan, A. (2010). Ekolojik Sistemler Kuramı Çerçevesinde Akran Zorbalığının İncelenmesi. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi,(17),149-162.