Kategoriler
Genel

Benlik Saygısının Kişiler Arası İlişkilerde Yaşanan Bağımlılığa Etkisi


Benlik saygısı bireyin, deneyimlerini ve çevreden aldığı geribildirimleri birleştirilmesiyle zayıf veya güçlü olarak nitelendirdiği kişilik özelliklerini kendi varlığına yükleyerek oluşturduğu, kendi kimliğine ilişkin değerlilik ya da değersizlik algılarını temsil eden bütüncül bir şemadır (Gülaydın & Semerci, 2018). Şema kavramı her ne kadar bilişsel ögeleri temsil etse de benliğe dair oluşturulan bilişsel yapıların farkındalığı, bireyin duygusal boyutta oluşturacağı benlik saygısına ilişkin bilgilerin temelini oluşturur.
Bireyin kendi kimliğine ilişkin öznel yargıları, çevresel faktörlere ve deneyimlere karşı son derece savunmasız bir yapıdadır. Benlik saygısının böyle bir yapıya sahip olması bireylerdeki kendilik algısının bağlamdan bağlama değişmesine sebebiyet verebilir. Ancak benlik saygısının bağlamdan bağlama değişmesini etkileyen yalnızca yapısı değildir, bunun yanında bireyin yeni doğan döneminden bugüne kadar getirdiği her türlü deneyimi bu saygının güçlü ya da zayıf olmasına etki eden dinamiklerdir (Gülaydın & Semerci, 2018). Özsaygı yüksekliğine ya da düşüklüğüne, benlik olumluluğuna ya da olumsuzluğuna, özgüven tamlığına ya da eksikliğine bu denli müdahale eden deneyimlerin tamamı, kişiler arası ilişkilerin ilk örneği olan aileye, yeni doğanın katılmasıyla başlar. Yeni doğanın ilk sosyal bağlamı aile üyeleridir. Bakım verenin yeni doğanla girdiği etkileşim, özsaygının zaman çizelgesindeki ilk noktası olarak ifade edilebilir. Çünkü bakım veren ile bebek arasında kurulan bu ilişki, yetişkinlik döneminde kurulacak olan kişiler arası ilişkilerde sağlıklı bir iletişimin sağlanıp sağlanamayacağını bilhassa da kurulacak olan yakın ilişkilerde bağımlılığın mı yoksa bağlılığın mı oluşacağını yordamak için önemli veriler sunma özelliğine sahiptir (Gülaydın & Semerci, 2018). Başlangıçta biyolojik ihtiyaçları karşılamak için girilen bu ilişkiden edinilen deneyimler, ilerleyen gelişim süreçlerinde sosyal ağlara daha fazla maruz kalacak olan bireyin benlik saygısının temelini oluşturacaktır. Gelişimle paralel olarak sosyal ağları genişleyen ve iletişime daha fazla giren birey, biyolojik ihtiyaçların yanında sevgi-ait olma, şefkat, güvenlik, doyum hissetme gibi ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarıyla birlikte yakın ilişkiler kurma eğilimlerinde kendine biçtiği benlik saygısı ölçüsünde kişiler arası ilişkilerinde kendini temsil edebilecektir. Bakım vereni ile güvenli bağlanma yaşayan bireylerde olumlu benlik algısı dolayısıyla da yüksek özsaygı oluşacağı için kişiler arası ilişkilerde kimliğini koruyan, gereğinden fazla özgeci davranmayan, kendi ihtiyaçlarına kayıtsız kalma pahasına bir başkasının ihtiyaçlarına cevap verme eğilimine girişmeyen, bağımlılıktan ziyade bağlılık yaşayan sağlıklı ilişkiler gözlemlenebilir (Gülaydın & Semerci, 2018). Bunun tam tersi olarak saplantılı ya da korkulu bağlanma yaşayan bireylerde, kendilerine ilişkin benlik algıları son derece zayıf olduğu için sevilmeye ve kabul edilmeye değer bir benliğe sahip olmadıkları düşüncesi ile davranış sergileme eğiliminde bulunabilirler (Gülaydın & Semerci, 2018). Böyle bir eğilime sahip birey, kurduğu ilişkilerde bağımlılık yaşamaya müsait bir yapıdadır.
Kişiler arası bağımlılığı, bireyin sürekli olarak başkalarının onayına, tavsiyesine, yardımına, bakımına, sevgisine, ilgisine ihtiyaç duyma hali olarak tanımlamak mümkündür (Çatalkaya, 2018). İki kişi üzerinden yapılacak bir bağımlılık değerlendirmesinde tek tarafı bağımlı olarak etiketlemenin ötesine gidilmelidir; ancak benlik saygısı bağlamında ele alınmış bir yazı olduğu için muhtaç konumunda olan bireyden ziyade yardım veya bakım verme davranışında bulunan tarafın bu davranış şeklinin, benlik saygısına ne gibi bir katkı sunduğuna değinilecektir. Kişiler arası ilişkilerinde onaylanan, sevilen ve kabul gören bireyin benlik saygısı artacaktır; aynı zamanda benlik saygısı güçlü olan birey de reddedilme kaygısı yaşamayacağı, sağlıklı iletişim kuracağı ve benliğini rahatça sunabileceği ilişkiler kuracaktır. Ancak kişiler arası ilişkilerinde reddedilen, onaylanmayan, izole edilen bireyler düşük benlik saygısına sahip olacak; eşdeğer olarak da benlik saygısı düşük bireyler kişiler arası ilişki kurmaktan çekinen, ilişkilerinde onaylanma ihtiyacı duyan, benliğini doğru biçimde ortaya koyamayan bireyler olarak karşımıza çıkacaktır (Ançel, 2015). Bir çeşit kısır döngünün bireyin dünyasını çevrelediğini tasvir etmek bahsi geçen konunun tahayyülünü kolaylaştırabilir.
Benlik saygısı düşük bireyler kurduğu ilişkilerde kendi benliğini küçümserken ve önemsizleştirirken muhatabının ihtiyaçlarına sınırsız hizmet sunar. Bu hizmetin amacı; benliğine yaptığı ihmali ve hissettiği değersizliği, bakım verdiği ya da değerli kıldığı bireyin onayı ve sevgisiyle gidermeye çalışmaktır (Ançel, 2015). Özgeci davranışların hareket noktası, benlik saygısındaki düşüklüğü aldığı pekiştireçlerle yükseltme eğilimi olabilir. Çoğu zaman bağımlılık yaşanan ilişkilerde taraflardan biri kurtarıcı rolü üstlenir (Ançel, 2015). Bu rol ile sevilmeye layık görmediği, olumlu duygular beslemediği benliğini; kişiler tarafından ihtiyaç duyulur bir hale getirerek sağlıklı benlik algısı düzeyine ulaştırmayı hedefler. Değerli olabilmek adına sergilenen bu davranışlar geçici olarak benlik saygısını yükseltse de gerçek şudur ki zaten düşük olan özsaygı, benliğin ihtiyaçlarının göz ardı edilmeye devam etmesiyle daha da azalır. Bu durumda psikolojik etkinliğin belirleyicilerinden olan benlik saygısı, bireyin bir çeşit kimliksizlik yaşama riskini arttırır. Benliği zedeleyen sağlıksız ilişkiler ve üstlenilen roller bireylerin birbirlerine bağımlılığının tetiklenmesine ve ilişkiden alınan hazzın azalmasına sebep olabilir.
Aslında tüm bu davranış çıktıları kişilerin bireysel varlıklarını bir başkasının varlığına, onayına ve sevgisine borçlu hissetme halidir. Başkasının varlığında benliğini var etmeye çalışan ve bu yolla özsaygı tatmini yaşamayı hedefleyen bireylerin yaşadığı sağlıksız ilişki deneyimi, özsaygıyı daha da düşürebileceği gibi bireyin tamamen içine kapanmasına, yalnızlaşmasına, sosyal izolasyon yaşamasına, insan etkileşimlerine ve iletişimine kendini kapamasına sebebiyet verebilir. Bahsi geçen varsayımlar öyle ki bireyin yeni bir ilişki deneyimini reddetmesine dahi sebep olabilir.
Ek olarak, davranışın sürekliliğini sağlayan pekiştireçler yalnızca ilişkinin muhatabı tarafından kullanılmaz. Şunu unutmamak gerekir ki bu pekiştireçler toplumdaki diğer bireylerden de sağlanabilir. Kültürel farklılıklarla birlikte çoğu toplum bilhassa kadının benlik saygısı yoksunluğunu; aile fertlerine bakım vererek, özgeci davranışlar sergileyerek, başkalarının gölgesinden faydalanarak gidermesini onaylar durumdadır. Öyle ki çoğu zaman bireyden –çoğunlukla kadından- beklenen roller ve görevler toplum tarafından belirlenmiştir. Toplum tarafından fedakarlık, kurtarıcılık olarak addedilen davranış stilleri kadını, düşük benlik saygısı eksikliğini bu tarz yollarla gidermeye iter. Toplumun itici gücüyle oluşturulan ve benlik saygısı yoksunluğunu kamufle eden diğerkamlık içerikli bu davranışlar, yine toplum sayesinde nesillere aktarılır. Dolayısıyla bu davranışların bir noktada öğrenme yolu ile gerçekleştiği de söylenebilir.

KAYNAKÇA
Ançel, G.(2015), Kişiler Arası İlişkilerde Bağımlılık, Ankara: Alter Yayınları.
Çatalkaya, Ş.(2018), Aile içi şiddet, benlik saygısı ve kişiler arası ilişki kurma arasındaki ilişkinin incelenmesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul.
Gülaydın, G.K. ve Semerci, B.(2018), Romantik İlişkisi Olan Bireylerin İlişki Doyumlarının Bağlanma Stilleri, Benlik Saygısı ve Kişiler Arası İlişki Tarzları Açısından İncelenmesi, Psikoloji Araştırmaları Dergisi, 3(6), 14-25.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir