Kategoriler
Genel

Otizmde Tıp, Nöroloji ve Genetik Üzerine Yapılan Tezler


Paylaş

AYFER ORHAN Otizm spektrum bozukluğunda (2-5 yaş) immün sistemin değerlendirilmesi .
AYŞEGÜL EFE Otizm yelpazesi bozukluğu olan çocuklarda dinamik tiyol/disülfit homeostazı ve otizm şiddeti ile ilişkisi Dynamic thiol/disulphide homeostasis and its relation with autism symptom severity in children diagnosed with asd
AYŞE NİHAL ERASLAN Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda s100b protein düzeylerinin araştırılması Evaluation of S100B protein levels in children with autism spectrum disorder
ABDULLAH İHSAN GÜRLER Otizm bulgusu gösteren olgularda genetik değişikliklerin klasik sitogenetik ve FMR1 sizing PCR yöntemi ile ortaya konması Investigating genetic alterations in autistic children using conventional cytogenetic and FMR1 sizing PCR techniques
BANU ÖZTÜRK Otizm spektrum bozukluklarının genetik etiyolojisinin araştırılması Investigation of the genetic etiology of autism spectrum disorders
BETÜL BAKKALOĞLU Otistik bozuklukta antioksidan enzim ve antioksidan vitamin düzeyleri, malondialdehit ve glutatyon düzeyleri Levels of antioxidant enzymes, antioxidant vitamins, malondialdehyde and glutathione in autistic disorder
BURAK KAAN KASAP Tek karbon reaksiyonlarına katılan MTHFR, PHGDH ve PSPH genleri üzerindeki varyasyonların Otizm Spektrum Bozukluğu etiyolojisindeki etkisinin araştırılması Investigation of the effect of variations on the MTHFR, PHGDH and PSPH genes, which are involved in one carbon reactions, on the etiology of Autism Spectrum Disorder
BURAK BAYKARA Otistik çocukların anne-babalarında geniş otizm fenotipinin nörobilişsel görünümünün araştırılması Investigation of the neurocognitive profile of broad autism phenotype in parents of autistics
BUSE PINAR KIRMIZI Otizm spektrum bozukluğunda inflamasyon göstergesi olarak ortalama platelet hacmi Mean platelet volume as A biomarker of inflammation in autism spectrum disorder
BURCU AÇIKGÖZ Prenatal dönemde maruz kalınan elektromanyetik alanın davranış ve sinaptik proteinler üzerine etkisi ve çinko desteğinin rolü The effect of electromagnetic field exposure in the prenatal period on behavior and synaptic proteins and the role of zinc support
CAN BEŞER Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda sosyal stresörlerin kalp hızı değişkenliğine etkisi The effect of social stressors on heart rate variability in children with diagnosis of autism spectrum disorders
CEMİLE BÜŞRA ÖLÇÜLÜ Otizmli çocuklarda epilepsi birlikteliği The association epilepsy in autistic children
ÇAĞATAY GÜNAY Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuklarda fonksiyonel kabızlık sıklığı Frequency of functional constipation in children with autism spectrum disorder
ÇAĞLA ÇELİKKOL SADIÇ Otizm spektrum bozukluğu tanılı küçük çocuklarda iştahı düzenleyen hormon düzeylerinin değerlendirilmesi Evaluation of appetite-regulating hormones in young children with autism spectrum disorder
ÇAĞATAY UĞUR Otizm spektrum bozukluklarında vitamin D düzeyleri Vitamin D levels in children with autism spectrum disorders
DİCLE SAPMAZ Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda pediatrik bipolar bozukluk komorbiditesinin klinik özellikleri Clinical features of pediatric bipolar disorder comorbidity in children diagnosed with autism spectrum disorders
DOVLAT KHALILOV Çocukluk çağı epileptik ensefalopatili ve epilepsi hastalığı olan otizmli olguların klinik-elektrofizyolojik ve genetik olarak değerlendirilmesi Clinical, neurophysiologic and genetic evaluation of patients with infantile epileptic encephalopathy and epilepsy and autism association
DİLŞAD FOTO ÖZDEMİR Yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda risperidon tedavisinin beyin kan akımı ile değerlendirilmesi The assessment of brain blood flow in children diagnosed as having pervasive development disorder after treatment with risperidone
DAMLA BADUR MERMER Otizmde telomer bölgeleri ne kadar etkilidir? How effective are telomere regions in autism?
DUYGU KARAGÖZ Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda 12 saatlik gece idrarında melatonin metaboliti düzeyinin incelenmesi ve otizm spektrum bozukluğunun klinik bulguları ile melatonin metaboliti atılımı arasındaki ilişki The investigation of melatonin metabolite level in 12 hour night urine in children with autism spectrum disorders and the relation between clinical findings of autism spectrum disorder and melatonin metabolite excreton
ESMA ŞENGENÇ Otizm spektrum bozukluğu tanısı konularak altta yatan doğumsal metabolik hastalık araştırılmak üzere kliniğimize (metabolizma polikliniği’ine) gönderilen hastalarda D vitamini düzeyleri Vitamin D levels in the patients who send to OUR (metabolism outpatient) clinic for investigation underlying congenital metabolic diseases and diagnosed with autism spectrum disorder
FATİH MEHMET CELAYİR Otizm bulgusu gösteren bireylerdeki genetik değişikliklerin MLPA yöntemi ile ortaya konması Investigating genetic variations in individuals showing autistic features using MLPA method
FATMA ŞİMŞEK Cc2d1a Heterozigot Farelerde Neurl1 ve 5Htr1a Genleri ile miR-19a-1 ve miR-19b-1 Ekspresyon Seviyelerinin İncelenmesi Investigation of Expression Levels of miR-19a-1 and miR-19b-1 with Genes of Neurl1 and 5Htr1a in Heterozygote Mice of Cc2d1a
GAMZE GÜR Farelerde valproik asit ile oluşturulan otizm modelinde seftriaksonun etkisi The effect of ceftriaxone in valproic acid-induced autism model in mice
GÖKÇE SAY Asperger Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde talamus hacminin ve kimyasal metabolitlerinin incelenmesi: Manyetik Rezonans Görüntüleme ve 1H- Manyetik Rezonans Spektroskopi çalışması Assesment of thalamic volume and chemical metabolites in child and adolescents with Asperger Disorder: Magnetic Resonance Imaging and 1H-Magnetic Resonance Spectroscopy Study
GİZEM TUĞÇE AĞDEMİR Okul çağındaki otizmli çocuklarda ağız-diş sağlığı durumu ve uygulamalarının incelenmesi The study of the oral and dental healht condition and the implementations on the scholl age autistic children
GÜLSÜM YİTİK Otizm spektrum bozukluğunun bağırsak bakteri florası (mikrobiyota) ile ilişkisinin araştırılması A study of the relationship betweeen Gut Microbiota and Autism Spectrum Disorders
GİZEM MELİSSA KOCAMAN Konjenital adrenal hiperplazi olan çocuk ve ergenlerde otistik özellikler ve 2D:4D parmak oranlarının ilişkisi Autistic features and 2D: 4D finger ratio relations children and adolescents with congenital adrenal hyperplasia
GÜRCAN DİKME Çocukluk çağı kronik nörolojik hastalıkları ile kan kurşun ve civa düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation relationship between childhood chronic neurological diseases with blood lead and mercury levels
GÖKBERK YILDIRIM POGZ gen varyantlarının otizm spektrum bozukluğu ile ilişkisinin araştırılması The investigation of POGZ gene variants in Autism Spectrum Disorder
GÖKBERK YILDIRIM Farelerde valproik asit ile oluşturulan otizm modelinde asetil-l-karnitinin etkisi The effect of acetyl-l-carnitine in the experimental valproic acid-induced autism model
HALENUR TEKE Otizm spektrum bozukluğu olan olgularda dinamik tiyol/disülfit dengesi ve oksidatif parametreler Dynamic thiol/disulphide homeostasis and oxidative stress parameters in children with autism spectrum disorder
HİLAL AKKÖPRÜ Otizm spektrum bozukluğu hastalarında ADORA2A ekspresyon profilinin incelenmesi Investigation of ADORA2A expression profile in patients with autism spectrum disorder
HASAN DURAK Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklarda serum 25-oh vitamin D düzeyi ile hastalığın şiddeti arasındaki ilişki The relationship between serum 25-oh vitamin D levels and severity of disease in children with autism spectrum disorder
HAMİYET ECİROĞLU Otizmli hastalarda neuralized-1 (neurl-1) ve RGS14 genlerinin hafıza ve öğrenme ile ilişkileri The relationship between learning, memory and neurl-1 and RGS14 genes in patients with autism
HÜSEYİN TUNCA Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda serum S100B, NT-3 ve BDNF düzeyleri Serum S100B, NT-3 and BDNF levels in children with autism spectrum disorder
İPEK KUŞÇU ÖZÜCER Otizm spektrum bozukluğu hastalarında hedef gen TMLHE ekspresyon profilinin incelenmesi Otzm spektrum bozukluğu hastalarinda hedef gen TMLHE ekspresyon proflnn ncelenmes
İLYAS KAYA Otizm spektrum bozukluğunda COX-2-765G–C ve COX-2-1195A–G genlerinin incelenmesi Association analysis of COX-2-765G–C and COX-2-1195A–G genes in autism spectrum disorder
JALE BEKTAŞ Segmentation of brain region of MRI’s and omparisons between autistic and healthy adolescent MRI görüntülerde beyin bölgelerinin çıkarılması ve otistik ve sağlıklı ergenlerin karşılaştırılması
IŞIL ÖZGÜL ERDİNÇ Otistik çocuklarda çürük oluşum sıklığı, periodontal durum ve beslenme alışkanlıklarının incelenmesi , diş hekimliği yaklaşımları için davranış yönlendirmesinin değerlendirilmesi Caries prevalence, oral health status and feeding habits of autistic children and evaluation of behaviour management for dentistry
İLKNUR UCUZ D vitamini eksikliğinin mental gelişim, davranış sorunları ve otizm ile ilişkisi The relation between vitamin D deficiency and mental development, behavioral problem and autism
KUDRET ESEN GÜMÜŞLÜ Non-sendromik (primer) otizm hastalarında CGH-array çalışması CGH-array study in non-syndromic (primary) autism patients
MİNE ELAGÖZ YÜKSEL Yaygın gelişimsel bozukluk ve tepkisel bağlanma bozukluğunun epigenetik değişiklikler açısından karşılaştırılması: Oksitosin reseptör geninin rolü The comparison of pervasive developmental disorders and reactive attachment disorder of the epigenetic changes: The role of the oxytocin receptor gene
MEHMET GÖKHAN RAMOĞLU Spontan ve in vitro fertilizasyon çoğul gebeliklerden doğan bebeklerin 24-36 ay nörogelişimsel ve somatik büyüme özelliklerinin karşılaştırılması The comparision of neurodevelopmental outcome and somatic growth characteristics in infants born following ıvf or spontaneous multiple pregnancies between 24-36 months.
MEHMET ALİ GÜL Doğu Anadolu bölgesindeki otizmli çocuklarda serum amino asit ve asimetrik dimetilarjinin düzeyleri Serum amino acid and asymmetric dimethylarginine levels in children with autism in Eastern Anatolia region
MERYEM YELDA TAN Otistik çocuklarda kızamık, kızamıkçık, kabakulak antikorları Measles, mumps, rubella antibodies in autistic children
MEHMET MURAT Otizm spektrumu bozukluğu tanılı hastalarda doğumsal metabolik hastalık açısından tarama sonuçlarının değerlendirilmesi The evaluation of the results of screening in patients with autism spectrum disorder
NURDAN ÇOBAN Otizm spektrum bozukluğu olan ve olmayan çocuklarda trombosit fonksiyonlarının karşılaştırılması Comparison of thrombocyte functions in children with and without autism spectrum disorders
NURCAN ERBİL Süperoksit dismutaz enzimini kodlayan gen (SOD2) ile otizm hastalığının ilişkisi Association between superoxide dismutase gene (SOD2) and otism
ÖZLEM HEKİM Otistik bozuklukta triptofan 2,3 dioxygenaz gen polimorfizminin incelenmesi
ÖZDEM ERTÜRK ÇETİN Yüksek işlevli otistiklerde klinik, elektroensefalografik özellikler ve irkilme yanıtları Clinical and electroencephalographic features and startle response in patients with high functioning autism
ÖZCE ZEYNEP AKÇIN L-name ile oluşturulan preeklampsi modeli üzerinden yavru ratlarda otizm spektrum bozuklukların araştırılması Investigation of autism spectrum disorders in rat pups via preeclampsia model created by L-name
PETEK BİLİM Maternal uygulanan valproik asit ve triphenyl fosfitin yavru sıçanların ergenlik dönemlerindeki davranışsal ve hipokampal değişikliklere etkisi Effects of maternal administered valproic acid and triphenyl phospite on behavioral and hippocampal changes in juvenile offspring rats
PELİN ÜNAL VARIŞ Sendromik olmayan otizm spektrum bozukluğu tanılı ikisi de etkilenmiş ikiz çocuk ve ergenlerin ve anne-babalarının genomlarının ve transkriptonlarının tüm genom dizileme ve RNA dizileme yöntemi ile analizi Whole genome analysis of dizygotic twins diagnosed with ‘non-syndromic’ autism spectrum disorder and their parents
SİMGE AYKAN ZERGEROĞLU Otistik özellikler gösteren sağlıklı bireylerde görsel ve işitsel uyaranların elektroensafalografi yöntemi ile incelenmesi ve aday tek nükleotit polimorfizmleri ile ilişkisinin belirlenmesi Investigation of visual and auditory potentials of healthy people with autistic traits by electroencephalography and determination of relationship with single nucleotide polymorphisms
SÜEDA TUNÇAK Valproik asit ile otizm modeli oluşturulan sıçanlarda empati benzeri davranışın değerlendirilmesi Assessing empathy like social behavior in valproic acid induced autism model of rats
SEHER YÜKSEL Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda serum D vitamini metabolitlerinin LC-MS/MS metodu ile analitik ölçümü Analytical measurement of serum vitamin D metabolites by LC-MS/MS method in children with autism spectrum disorder
SEZGİN KAPICI Otizmli çocuklarda katekol-o-metiltransferaz (COMT) geni Val(108/158)Met polimorfizminin retrospektif olarak incelenmesi
SİMGE AYKAN ZERGEROĞLU Otistik özellik gösteren sağlıklı bireylerde mizah algısının ve EEG konnektivitesinin incelenmesi Investigation of humor perception and EEG connectivity in healthy individuals with autistic traits
SEDA ÖNOL Otizmli çocuklarda ağız sağlığı durumunun belirlenmesi ve 3 boyutlu diş fırçalarının etkinliğinin değerlendirilmesi Determination of oral health status in children with autism and evaluating the efficiency of 3-headed toothbrush
ŞAHİN BODUR Otistik bozukluğu olan çocuklarda immünolojik belirleyiciler ve serum neopterin düzeyleri Immunological markers and neopterin levels in children with autistic disorder
TUBA MUTLUER Otizm spektrum bozukluğunda uyku alışkanlıklarının ve farklı parametrelerle olan ilişkisinin değerlendirilmesi Assessment of sleep habits and related clinical parameters of sleep problems in children with autism spectrum disorders
TAYFUN KARA Otizm spektrum bozukluğunda sdf-1 / cxcr4 genlerinin incelenmesi Association analysis of sdf-1 and cxcr4 genes in autism spectrum disorder
TUĞBA SARAÇ Otistik çocuk ebeveynlerinin geniş otizm fenotipi ve aleksitimi özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation of parents with autistic children wide autism phenotype and alexithymia qualities and their relationship
TUĞBA TOPALOĞLU Otizmde mikrorna’lar ile ilişkili hedef genlerin ekspresyonlarının araştırılması Investigation of target gene expressions associated with microrna’s in autism
ÜNSAL AYDINOĞLU Eşikaltı otistik belirtilerin yaygınlığı, zihin kuramına etkisi ve psikiyatrik bozukluklarla komorbiditesi The prevalence of subthreshold autistic symptoms, effect on theory of mind and comorbidities with psychiatric disorders
UTKU NORMAN Spatio-temporal gene discovery for autism spectrum disorder Otizm spektrum bozukluğu için zaman-mekansal gen keşfi
YEŞİM TANELİ Yaygın gelişimsel bozuklukta apolipoprotein E gen polimorfizminin moleküler genetik yöntemle araştırılması Molecular genetic investigation of apolipoprotein E gene poymorphism in pervasive developmental disorder
ZAFER YÜKSEL Otizm bulgusu gösteren bireylerdeki genetik değişikliklerin array CGH yöntemi ile ortaya konması Investigating copy number variations in individuals showing autistic features using array comparative genomic hybridization method
ZEYNEP KALKAN Otistik spektrum bozukluğunun genetik altyapısının ve moleküler sinyal yolaklarının araştırılması Research of genetic basis and molecular pathways of autism spectrum disorder

Kaynak :

Kategoriler
Genel

Psikoterapi Türleri


Paylaş

400’den fazla psikoterapi yöntemi olduğunu biliyoruz. YouTube ‘da yer alan psikolojideki kuramları anlatan bazı önemli türkçe videoları alanından uzman kişilerden aşağıdan izleyebilirsiniz.

Kuramlar :

  1. Psikanalitik Psikoterapi
  2. Bilişsel Davranışcı Psikoterapi
  3. Sanat Psikoterapileri
  4. EMDR PsikoTerapileri
  5. Varoluşcu Psikoterapi
  6. Gestalt Psikoterapisi
  7. Lacanyen Terapi
  8. Şema Terapi
  9. Narrative Terapi
  10. Bütüncül Psikoterapi
  11. Duygu Odaklı Psikoterapi
  12. Mindfulness
  13. Nöroloji ve Psikoterapi
  14. Diğer

1. PSİKANALİTİK PSİKOTERAPİLER

Düşüncenin İzinde XXXVI: S. Freud 

Prof. Dr. M. Cengiz GÜLEÇ

Felsefe Seminerleri Dizisi – Saffet Murat Tura – “Bellek ve Psikanaliz”

Sigmund Freud ve psikanaliz hakkında merak ettiklerimiz

Prof. Dr. Cengiz Güleç’le söyleşi

Tahir Özakkaş Psikanalitik Psikoterapiler

Çocukluk Ve Psikanaliz

Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu

Psikanaliz Söyleşileri – Geleneksel Aile ve Psikanaliz

Erdoğan Özmen – Ümit Karabulut

Psikanalizin “Öteki” Yüzü: Heinz Kohut”

Uz. Dr. Dilek YEŞİLBAŞ

Kişilik Gelişim Teorileri: Freud, Erikson, Kohlberg, Vygotsky

Bilinç Problemi Açısından Felsefe ve Psikiyatri İlişkisi-I

Nesne İlişkileri

17. Bütüncül Psikoterapi Eğitimi – 9. Ay Nesne İlişkileri 2 –

Bilinç ve Benlik-I: Bilinç Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Klinik Psk. Pelin Aksu-“Ego Durumları Teori ve Terapi”

Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ ” Bireyselleşme Sürecimizin Hikayesi”

Her Şeyin Psikolojisi S1E7 | Psikanaliz

https://www.youtube.com/watch?v=ri1RqXm4kUU

Psk. Dan. Hasan AVCI “Kohutyen Terapi: İçimizdeki Çocuğu Aynalamak”

2. BİLİŞSEL DAVRANIŞCI TERAPİ:

Prof. Dr. Hakan Türkçapar

3. SANAT PSİKOTERAPİSİ

Dışavurumcu Sanat Terapisti Ne İş Yapar? -Bihter Yasemin Adalı

Yrd. Doç. Dr. Nevin ERACAR- “Psikoterapi Sürecinde Sanatın Etki Mekanizması”

4. EMDR TERAPİSİ :

Asena Yurtsever

5. VAROLUŞCU PSİKOTERAPİ :

Tahir Özakkaş: Varoluşçu Felsefe ve Özneler Arası Psikoterapi

Dr. Özlem Hastan Avcı

6. GESTALT TERAPİ :

Prof. Dr. Nilüfer Voltan ACAR

7. LACANYEN KURAM

Dr. Kamil Tuzgöl – Lacanyen Psikanalitik Kuram Eğitimi

Lacancı Klinik

Jacques Lacan – Zeynep Direk İle Felsefe Vakti

Dr Kamil Tuzgol Lacanyen Psikanalitik Kuram Egitimi

Toplum ve Siyaset: Nami Başer ile Lacan psikanalizi

8. BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ

Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ-“Ağaç Yaşken Eğrilir, Vakalarla Çocuğa Bütüncül Psikoterapi Yaklaşımı”

Bütüncül Psikoterapi Nedir?”- Uzm. Dr. Tahir Özakkaş

9. GESTALT TERAPİ

Gestalt Bakış Açısından Yakın Duygusal İlişkiler” – Hanna Nita Scherler

10. DUYGU ODAKLI TERAPİ

Doç. Dr. Meliha TUZGÖL DOST “Duygu Odaklı Terapi”

Uz. Dr. Tahir Özakkaş “Duygu Odaklı Çift Terapisi”

Dr. Necla KOÇAK “Duygu Odaklı Bireysel Terapi”

Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ-“5.Duygu Odaklı Bireysel Terapi Eğitimi Püf Noktalar ve Özet Anlatım”

11. ÖYKÜSEL TERAPİ

Mehmet Dinç – Narrative Terapi | 3- Psikoterapi Yaklaşımlarının İçinde Narrative Terapi

Öyküsel (Narrative) Terapi” – Dr. David Denborough

12. ŞEMA TERAPİ

Şema Terapi Modeli” – Prof.Dr. Gonca Soygüt Pekak

Şema Terapi Eğitimleri – Narsisistik Kişilik Bozukluğu – Örnek Görüşme

Uz.Psk.Reyhan Nuray Duman-Şema Terapi

13. MİNDFULNESS

“Şimdi ve Burada: Tüm Yönleriyle Mindfulness”- Doç. Dr. Zümra Atalay

Neden Mindfulness Terapisi? – Prof. Dr. Kültegin Ögel

14. Nöroloji ve Psikoterapi

Tahir ÖZAKKAŞ: Öznellik ve Nörobiyoloji Açısından Psikanalitik Kuramcılarının Zihin Yapıları

Prof. Dr. Sinan Canan ve Uz. Psk. Hilal Bebek “Nöronlarla Konuşmak: Psikoterapi ve Beyin”

15. Kısa Dinamik Psikoterapiler

Uz. Dr. Tahir Özakkaş-“Kısa Dinamik Psikoterapi”

Diğer

Dr. Özge KAPISIZ “Aktarım Odaklı Terapi”

“Günümüzde Psikoterapi: İmkanlar-Tuzaklar” – Prof. Dr. Kemal SAYAR

Murat Paker ile Psikanaliz Psikoloji Dizisi | Sarı Daktilo

https://www.youtube.com/watch?v=5mnTlLNfuyM

Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ “Neden Terapiye Gideriz?”

Uz. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ “Biliş, Duygu ve Davranışımızı Nasıl Bütünleştirebiliriz?”

Uz. Dr. Alper HASANOĞLU-“Klinik Felsefe/Felsefi Psikoterapi”

“Psikoterapi Nasıl Bilimsel Olabilir?” – Prof. Dr. Hakan TÜRKÇAPAR

Bilinç ve Akıl Nasıl Ortaya Çıkıyor?: Psikoloji ve Psikanalizin Derinlerindeki Temelleri

Kategoriler
Genel

Sanat Terapisi Nedir?


Paylaş

Malchiodi, Cathy A. The Art Therapy Sourcebook.

New York: McGraw-Hill, 2007.Print. (P:1-22)

Çeviren: Ezgi Birkan ve Deniz Keskin, İkinci Okuyucu: Sezin Gündoğdu ve Nermin Makinabakan

Sanat insanın iç dünyasına ait bir harita olarak görülebilir ve bu şekilde kullanılabilinir.

Sanatı kişisel potansiyelimizi ortaya çıkaran ve yaratıcı bir süreç olarak bir yada birçok kez deneyimlemişsinizdir. Bir çocuk olarak, boya kalemleriyle çizim yapmaktan, kağıt kolajlar hazırlamaktan, kumdan kaleler yapmaktan ve kil ile uğraşmaktan zevk almışsınızdır. Bir yetişkin olarak ise, kendinizi yaratıcı olarak görmemiş yada bir ‘sanatçı’ olarak düşünmemiş olsanız bile, günlük yaşantınızda sanatın terapötik yönlerini deneyimleyemiş olabilirsiniz. Hobi olarak resim yapmanın, fotoğraf çekmenin, yaratıcı süreçten zevk almanın ve yaratıcı etkinlikleri belirlemenin stresinizi hafiflettiğini görmüş olabilirisiniz. Bir çizim günlüğü tutmuş, düşlerinizi eskize geçirmiş, resimlerinizde beliren sembollerin anlamları üzerine düşünmüş olabilirsiniz. Ya da, masanızın üzerindeki not defterinizin köşesine birşeyler karalamış, bunun sizin açık düşünmenize ve rahatlamanıza yardımcı olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Bütün bu etkinlikler, kendinizi yatıştırmanızı sağlayan, stres ve geriliminizi azalan, rahatsız edici duyguların üstesinden gelmenizi sağlayan, keyif veren yollardır. Yani, tüm bunlar, ruh halinizi değiştiren, sezgisel ve yaratıcı güçlerinizi uyandıran bir kendi ifade etme yöntemleridir.

Sanat ile uğraşmanın terapötik gücünü deneyimlemiş olmanıza rağmen, sanatın terapi ile ilgili olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Nasıl tanımladığınıza bağlı olarak, sanatı dekorasyon, eğlence, yenilik ya da sadece müze ve galerilerde sergilenen resimler veya heykeller olarak görebilirsiniz. Sanatı, bir çocuk oyunu, eğlence yada hobi olarak da düşünebilirsiniz. Genel anlamda, sanatı tanımlamanın zorluğuna rağmen, sanatla ilgili birçok tanımda sanatın varlığımızı zenginleştirdiği konusunda fikir birliği vardır. Siz de sanatın zenginleştirici etkisini deneyimlemiş olmanıza rağmen, bunun nasıl gerçekleştiğini tam olarak bilmiyor olabilirsiniz.

Sanat, zaman zaman dekorasyon ya da müzede sergilenen bir eser olarak sunuluyor olsa dahi, sanatın kişinin kendi farkındalığı, anlam arayışı, kişisel gelişimi, motivasyonu ve iyileşmesi ile ilişkili farklı işlevleri vardır. Birçoğumuz, sanatın bu işlevlerini göremiyor, ya da sanatın yenilikten ve süslemeden daha fazlasını ifade ettiğini fark edemiyoruz. Oysa ki, çizim, resim, heykel ve sanatın diğer formları, iletişimin güçlü ve etkili yöntemleridir ve yüzyıllar boyunca kültürler, sanat aracılığıyla tanımlanmış ve anlaşılmıştır. Sanat insanlık insanlığın tarihini kayd ederken, fikirlerimizi, hislerimizi, rüyalarımızı ve tutkularımızı bir bütün haline getiriyor; büyük coşkularımızdan, derin üzüntülerimize, zaferlerimizden travmalarımıza kadar çeşitli duygularımızı ifade edip, kayda geçiriyor. Bu bağlamda sanat, bize deneyimlerimizi kelimeler olmadan anlama, anlamlandırma ve arındırma yolları sunuyor.

Sanat terapisi, kendimizi anlamada, kelimelerle ifade edemediğimiz duygu ve düşünceleri açıklamada ve kendimizi ifade ederek hayatımızı geliştirmede sanat ifadelerini kullanarak gelişen bir kavramdır. Bireyin kendisini anlamada, duygusal değişiminde ve kişisel gelişiminde kullanılan, yaygın olarak kabul edilen, geçerli bir yöntemdir.

Sanat + Terapi = ?

Sanat terapisi ile yeni tanışan insanlar, sıklıkla sanat terapisinin ne anlama geldiği konusunda karmaşa yaşarlar. Sanat terapisi, sanatsal ifadelerin terapide kullanımını tanımlıyor olmasına rağmen, sanat terapisi hakkında alışılmamış varsayımları sıklıkla beraberinde getirir. Yıllar boyunca, sanat terapisinin ne olabileceği ile ilgili ilginç fikirlerle karşılaştım, bazıları oldukça gülünçtü. Bir keresinde biri sanat terapisi, sadece hasta veya ruhsal rahatsızlıkları olan sanatçıların kendi depresyonlarından, endişelerinden kurtulmak için kullandıkları özel ve yaratıcı bir tedavi yöntemi midir diye sordu sordum. Bir diğerinin ise, sanat terapisi kişinin çizim ve resim yeteneklerini geliştirmeye mi yardım eder? diye sorduğuna tanık oldum. Başka biri ise, “problemleri” olan tablo resim ve heykellerin sanat terapisi sonucunda değişip değişemeyeceğini sordu. Görünüşe göre o, “kötü” tabloların ve heykellerin sanat terapisiyle daha iyi görüneceğini düşünmüştü. Kolayca anlaşılıyor ki, sanat terapisi kavramı ilk defa duyulduğunda ve özellikle de daha önceden kişisel olarak deneyimlenmemişse, anlam karmaşasına sebep olabiliyor.

Sanat terapisinin kolayca anlaşılamamasının birçok nedeni vardır.. Birincisi, sanat terapisi geniş bir yelpazede, birçok farklı grup insana uygulanmaktadır. Sanat terapisinin özellikle çocuklar, ergenler, yetişkinler ve yaşlıları içeren farklı yaş grupları ile uygulandığı biliniyor. Ciddi ve terminal hastalıklarla yaşayan insanlar, savaş gazileri, özürlü kişiler, zorluk yaşayan aileler, mahkumlar ve geniş spektrumda duygu durum bozuklukları yaşayan bireyler, sanat terapisinin uygulandığı kitleler içindedir. Sanat terapisinin, cinsel istismar ile travma geçirmiş çocuklarda, sorunlu ailelerin problemlerini ele almak için ya da bakım evlerinde kalan engelli yaşlı yetişkinlerle çalışırken kullanıldığını duymuş olabilirsiniz. Terapi sürecinin bir parçası olarak hastalarından hastalarına çizim yapmalarını öneren ve ya kronik ağrılar ve diğer belirtiler ile başa çıkmak için sanatı kullanan bir psikolog tanıyor olabilirsiniz. İnme ve felç hastalarıyla çalışıp, onlara resim yapmalarına konusunda destek sunan bir sanatçı veya engelli yetişkinler için sanat atölyesi çalışmaları oluşturan sanatçılar hakkında yazılanları gazetelerden okumuş olabilirsiniz.

Ülkenizdeki okul sisteminde öğrenme ve gelişim problemi olan çocuklarla veya yaşadığınız yerdeki sağlık merkezlerinde kanser ile mücadele eden çocuk ve yetişkinlerle çalışan sanat terapistleri olabilir. Tüm bu örnekler sanat terapisinin kullanım alanlarının ne kadar geniş bir yelpazede çeşitlendiğini gözler önüne sermektedir. Sanat terapisinin bir çok insan tarafından karmaşık bulunmasının ve kolayca anlaşılmamasının bir nedeni de, sanatın deneyimsel doğasından gelmesidir. Sanat terapisi, kişinin iyileşmesi için kendi dışavurumlar ile sanatsal ifadeler üreterek, aktif katılım gösterdiği dinamik bir terapidir. Bu yüzden, sanat terapisini tamamen anlamak, ancak dışavurumsal süreci birinci elden deneyimlemek ile mümkün olur.

Sanat ve terapi sözcüklerinin kombinasyonu akıl karıştırıcı olabilir. Sanat terapisti ve psikolog Judith Robin, bu karmaşıklığı, bu bölüme başlık olan Sanat + Terapi = ? ifadesiyle formülleştirerek sadeleştirdi. Bu formül, sanat terapisinin kompleks denklemini özetliyor. Özünde sanat terapisi, sanat ve psikoloji disiplinlerinin evliliğidir. Tanımında, görsel sanat öğelerini, yaratıcı süreci, insan gelişimi, davranışı, kişiliği ve akıl sağlığı kavramları sanat terapisinin tanımını ve kullanım alanlarını anlatmak için önemlidir. İlk bakışta anlaması güç olan tüm bu kavramları bir araya getirir.

Son olarak, kulağa tuhaf gelse de, sanat terapisiyle ilgili bazı akıl karıştırıcı ifadeler sanat terapistlerinin bizzat kendilerinden de gelmektedir. Sanat terapistlerine ne yaptıkları sorulduğunda, sanat terapisinin çeşitli popülasyonlarla uygulanmasına dair hepsi farklı örnekler sunabilir. Hatta profesyonel alanda sanat terapistlerinin sanat terapisini nasıl tanımlanması gerektiği konusundaki fikir ayrılıkları, sanat terapisi kavramını daha da karmaşık hale getirmektedir. Sanat terapisinin bu çok tanımlı halinden ötürü, gelecek bölümlerde, sağlığı arttıran, ve bireyleri iyileştiren diğer terapötik müdahelelerle ile sanat terapisini karşılaştırarak ayrımları netleştirecek ve sanat terapisi alanını şekillendiren temel kavramlara değineceğiz.

İçten Geleni Çizmek / Drawing from Within

‘İçten geleni çizmek’ yada ‘ içinden geldiği gibi çizmek’ çok sayıda sanat terapisti kullandığı popüler bir ifadedir. Bu ifade, sanat terapisini anlatırken kullandığımız deneyimsel örneklerden biridir ve sanatsal ifadenin kullanıldığı diğer alanlardan sanat terapisini ayırmamıza yardımcı olur. Sanat terapisi seanslarının yürütüldüğü çalışma mekanları görünüş itibariyle, sanat atölyelerine benzese de, çalışma amaçları ve hedefleri birbirinden farklıdır. Örneğin, tipik bir sanat atölyesinde, modele bakarak çizim yapmanız, günlük yaşamdan bir parça resmetmeniz veya ormanda yürürken gördüklerini eskizlemeniz istenebilir. Genellikle çizdiğinizin üzerinde çalışarak, ustalığınızı geliştirmek için teknik beceriler vurgulanır. Örneğin, gördüklerinizi orantılı olarak çizmek için ölçü almak, gölgelendirme ve renklendirme çalışmaları öğretilir ve öğretilen uygulamayı tekrarlayarak benimsemeniz beklenir.

Alanın kurucularından, sanat terapisti Don Jones, “içten geleni çizmek” kavramının “Who, What, Where, How?” (‘Kim, Ne, Nerede ve Nasıl?) isimli oto-portresinde yakalamıştır. Kendisini su dolu bir havuzda kendi yansımasını seyrederken resmettiği oto-potresinde, Jones’un kapalı gözleri, sanat ve hayal gücü yoluyla yaşadığı içsel deneyimi vurgular.

Sanat terapisi bireyin duygu, algı ve hayal gücünü içinde barındıran içsel ve ruhsal deneyimini keşfe yöneltir. Sanat terapisi, öğrenme becerileri ya da sanat tekniklerini kapsıyor olsa dahi, genellikle vurgu kişinin dış dünyada gördüklerinden ziyade, kişiyi iç dünyasından gelen imgeleri geliştirmeye ve yansıtmaya yöneltir. Bazı sanat atölyelerinde, hayal dünyanızı resmetmeniz istenirken, sanat terapisinde deneyim için en önemli ana koşul iç dünyanınızın imgeleri, duyguları, düşünce ve fikirlerine somut ifadeler kazandırmaktır.

Terapi kelimesi, Yunanca, ‘dikkat veya ilgi yöneltmek’ anlamındaki ‘therapeia’ kelimesinden gelmektedir. Bu anlam, sanat terapisi sürecinin iki şekilde altını çizer. Çoğu durumda, yetkin bir profesyonel, sanat yapan bir bireye ilgisini yöneltir. Terapistin sanatsal süreçteki rehberliği terapötik sürecin anahtarıdır. Bu destekleyici ilişki, yaratıcı süreçteki rehberliğin sağlanması ve kişinin kendi sanatındaki anlamları bulması için gereklidir.

Diğer önemli bakış açısı ise bireyin, sanat yapımı sürecine dikkatini vermesi ve bu şekilde sanat ürünlerini hikayeler ve tanımlamalarla anlamlandırması sürecidir. Az sayıda terapi ekolü, bireyin bu denli aktif katılımıyla gerçekleşir.

Sanat + Terapi = Süreç + Ürün
(Art + Therapy = Process + Product)

Sanat terapistleri, sanat terapisi için birçok tanım üretmiş olsalar da çoğu,
iki ana kategoriden birine aittir. Birinci kategori, sanat yapmanın yaratıcı sürecini içinde barındıran iyileştirici güce duyulan inançtır. Bu görüş, sanatla uğraş ve ifadesel sürecin terapötik etkisini benimser ve bu süreç bazen ‘terapi olarak sanat’ şeklinde ifade edilir. Sanat yapmak, kişinin kendini yaratıcı, özgün ve içinden geldiği gibi ifade etme fırsatı olarak görülür. Zaman içinde bireyin kendini gerçekleştirme, duygusal iyileşme ve değişime yönelten bir deneyimdir. Bu görüş, yaratıcı sürecin kişiyi daha sağlıklı kılan ve gelişime destek olan bir deneyim olabileceğini de savunur.

Sanat terapisinin ikinci tanımı, sanatın sembolik bir iletişim olduğu düşüncesiyle temellendirilir. Bu yaklaşım, genellikle ürüne (çizim, resim ve diğer sanatsal gösterimler) vurgu yapan; iletişim, duygular ve çelişkilerde yardımı dokunan sanat psikoterapisi olarak ifade edilir. Psikoterapi, bu yaklaşım için zaruridir ve sanat imgesi, kişi ve terapist arasındaki sözlü paylaşımı geliştirmede ve içgörüye erişmede önemli hale gelir. Terapötik rehberlik ve destekle sanat, yeni bir anlayışı ve içgörüyü kolaylaştırır. İnsanların çelişkilerinden sıyrılmalarına, problemlerini çözmelerine, yeni algılar biçimlendirmelerine yardımcı olabilir ve bu şekilde pozitif değişim, gelişim ve iyileşmeye ulaşılabilir.

Aslında sanat terapisini kullanan çoğu terapist hem ‘terapi olarak sanat’ı hem de ‘sanat psikoterapisi’ni çalışmalarına çeşitli derecelerde katar. Başka bir deyişle, hem sanat terapisinin iyileştirici bir süreç olabileceği fikri, hem de sanatsal ürünlerin terapiyle ilintili bilgileri ilettiği fikri önemlidir. Terapistler kendi felsefeleri, kişinin sanat terapisindeki ihtiyaçları ve amaçları doğrultusunda bir alanı diğerine göre daha fazla vurgulayabilir.

Peki Ya Yorum?

Çoğu kişi, sanat terapisinin tamamıyla resimlerin içeriğini yorumlamakla ilgili olup olmadığını merak eder. Zaman zaman, ben de resimlerini analiz etmemi isteyen kişilerle ya da bir çocuğun çiziminden, o çocuğun taciz veya travma yaşayıp yaşamadığını anlamak isteyen bir başka terapistle karşılaşıyorum. İmgeler, sözsüz iletişimin farklı biçimleridir ve herhangi gizli anlamlar içerip içermediğini veya içeriğini yorumlamanın mümkün olup olmadığını merak etmeniz doğaldır. Sanat terapisine katılan bir çok kişi de imgelerinin ne anlama geldiğini bulmak isterler.

Kimilerinin sanatı yorumlama merakı, kişilik değerlendirmesi için tasarlanmış psikolojik testlere olan aşinalıklarından gelir. Mürekkep lekelerinden oluşan resimleri yorumlamaya dayalı Rorschach testini veya tanı koymada psikologların zaman zaman yardımına başvurduğu çizimleri duymuş olabilirsiniz. Sanat terapisi imgeler oluşturmayı içerdiğinden, bu yöntemin değerlendirme ve tanı koyma amacıyla sanatı yorumlamayı içerdiğini farz etmek doğaldır.

Sanat terapistleri, insanların resimleri, çizimleri ve diğer türlerdeki sanatsal ürünlerinin içeriğindeki anlam ile belli bir noktaya kadar ilgilenirler; imgeler ve semboller meraklarını çeker. Duygusal bozukluklar, travma, fiziksel rahatsızlıklar veya nörolojik sorunlarla bağlantısı kurulabilecek yinelenen sembollerin, sanatsal içeriğin ve çizimlerdeki stillerin olup olmadığını saptamak için birçok araştırma yürütülmektedir. Örneğin, sanat terapistleri dissosiyatif bozukluk ve ağır çocukluk travması tanıları konmuş yetişkinlerin sanatsal ifadelerindeki tekrar tekrar ortaya çıkan içeriğin ne türde olabileceğini araştırmıştır. Bir çok terapist, Mandala (çember) çizimlerinin sembolik ve biçimsel yönlerini, imgeler, renkler, belirli psikolojik veya fizyolojik koşullar arasında bağ olup olmadığını görmek adına araştırmıştır.

Psikologlar, klinik danışmanlar, sanat terapistleri ve diğerleri; basit insan figürü çizimlerinin kişilik, gelişim, travma ve nörolojik semptomlar hakkında neler ortaya koyduklarını araştırıyorlar. Bu türde bir çalışma, kendini anlama ve kişisel gelişiminden ziyade sanatsal ifadelerin tanısal değerlendirme ve ölçümlenmesine odaklıdır.

Sanatın terapisinde ortaya çıkan eserleri birebir yorumlanmasının bir cazibesi olmasına rağmen, çoğu terapist, bu cazibeye kapılmayarak bireye kendi oluşturduğu eseri yine kendi yorumuyla anlamlandırması sürecinde rehberlik eder. Kişilerin kendi çalışmaları üzerine yorum yapmalarını istemek, terapinin çok önemli bir bölümüdür. Bunun birçok sebebi vardır. Birincisi, sanatsal ifadede birçok evrensel sembol olmasına rağmen sanatı, ifade ediş şeklimiz sıklıkla kişiseldir. Geçmiş yaşam deneyimleriniz, kültürel etkileşimler ve kişisel yaklaşımları içeren kendinize özgü altyapınız sanatsal uygulamalarınıza taşınır.İmgenin ne anlama geldiğinin sanatı yapan kişi tarafından belirlendiği bu yaklaşım çok faydalıdır. Bireyin yorumlama sürecinde devşirdiği tüm buluntular terapötik sürecin bir parçasıdır ve sanatın kendisi kadar kişiseldir.

Aynı zamanda, sanatsal bir imgenin anlamı, her zaman ona bakanın gözündedir. Aynı resme baktığımızda, sizin ve benim birbirimizden biraz farklı yönleri görme ve imgenin neyle ilgili olduğu hakkında tamamen farklı yorumlarda bulunma ihtimalimiz yüksektir. Sanat terapisi esnasında, eğer ben bir resim hakkında o resmi yapanın fikrine danışmadan yorum yaparsam muhtemelen o resmin üzerine kendi yorumumu empoze etmiş olurum. Çünkü, doğal olarak kendi inançlarımızı, izlenimlerimizi, fikirlerimizi ve hislerimizi gördüğümüz imgelere aktarma ve yansıtma eğilimine sahibiz.

Son olarak, sanatsal ifadeler zaman içinde anlam değişikliğine uğrayabilir. Yani, bir sanat eserinin bizim için ifade ettiği anlam günden güne değişebilir. Mesela, bir resme yapıldığı günden birkaç hafta sonra baktığınızda yeni yönlerini fark edebilirsiniz, bu sayede resme karşı yeni duygular besleyebilir, yeni tepki ve yorumlar oluşturabilirsiniz. Bu değişkenlik sanatın büyüsünün bir parçası olmakla birlikte, iş bir resme veya heykele tek bir anlam yüklemeye geldiğinde de bu durum sanatın gizemidir.

Sanat Terapisi Nasıl İşe Yarar?

Terapi Modelleri İlgili Akademik

Sanatı bireyin kendisini bir derece anlamasını sağlayacak şekilde kullanırken, sanat terapisindeki yapım aşaması bireylerin gelişmesini, rehabilite olmasını ve iyileşmesini sağlar. Bireylerin oluşturdukları ifadeleri anlamaları sanat terapisinin mutlaka önemli bir parçasıdır, ancak yapım aşaması, -yani bireyin malzemeyişekillendirme eylemi-, eş derece de önemlidir. Sanat Terapisi bireyin özünü keşfettiği, onardığı ve dönüştürdüğü eşsiz bir araçtır.

Görsel Düşünce

Görsel düşünmeyi etrafımızdaki dünya ile ilintili algı, his ve düşüncelerimizi imgeler yoluyla düzenleme yönündeki eğilim ve becerimizdir. Günümüzü planlamaktan, gece gördüğümüz rüyalara kadar yaptığımız herşey bu yetiyi içerir. Bir kişiyi tasvir ederken ya da gündelik deneyimlerimizi aktarırken sıklıklar görsel referanslara başvurabiliriz. Bir çoğumuz ‘Bir resim bin sözcüğe bedeldir.’ sözünü duymuştur. ‘Dünyaya pembe gözlüklerden bakıyor.’, ‘Mosmor kesilmek’, ‘Sararıp solmak’ gibi renklerle ilgili deyimler gündelik hayatta kullandığımız görsel referanslara örnektir. Bu ve benzeri şekillerde dünyamızı görsel betimlemeler aracılığıyla belirliyor, imgeler yoluyla düşünüyor, onları duygu ve düşüncelerimizin temsili için kullanıyoruz.

Modern psikolojinin babası sayılan Sigmund Freud, rüya, duygu ve düşüncelerin ağırlıklı olarak görsel imgeler olarak deneyimlendiğini gözlemledi. Hastalarının rüyalarını betimlemekte yaşadıkları zorlanmaları rüyalarını resmederek dindirebildikleri sonucuna vardı. Freud görsel algılama yetisinin sözel ifade becerisinden daha erken gelişmesinden ötürü, sanatın bilinçaltına sözden daha yakın olduğunu fark etti. İmgeler en erken deneyimlerimizin parçasıdır ve söz öncesi birçok düşüncemiz imgelerden ibarettir. Yetişkin halimizle bile, bir olayı, yeri veya kişiyi ses ya da koku gibi duyumlarımızla hatırlıyor olsakta, zihnimizde aynı şeye dair bir imge de barındırırız.

Rüya ve sanattaki görsel sembollere olan ilgisi ile bilinen, Carl Jung da imgelerin terapideki önemine değinmiştir. Bir ruh hali veya sorun, kişileştirildiğinde yahut bir rüyada yada sanat eserinde imge aracılığı ile temsil edildiğinde, diğer sözel yöntemlere nazaran daha derin ve net bir şekilde anlaşılmaya başlandığını ve içerdiği duyguların deneyimlendiğini gözlemlemiştir. Jung’un felsefesinin anı ve rüyaların içerdiği imgeler ile duygular arasında bağ kurularak bireylere yaşadıkları duygusal sorun ve çatışmalarında destek sağlayan psikoterapi alanına büyük bir etkisi olmuştur.

Yakın zamanda, araştırmacılar travmatik olayların zihinde imge olarak kodlandığını keşfetmiştir. Yani, şiddet ya da afet gibi travmatik olayları tecrübe ettiğimizde zihnimiz fotoğraf çeken bir kamera gibi işliyor. Dolayısı ile bu anıların öncelikle imge olarak ortaya çıkmaları doğaldır. Görsel sanatla travmatik imgelerin özgün bir şekilde ifade edilmesi, onların bilince getirilmesini sağlayan daha az tehditkar yöntemdir.

Travma deneyimleri olan yüzlerce çocuk ve yetişkin ile çalışmış olmama rağmen, özellikle bir vaka, travmanın henüz söz ile tarifi mümkün değilken, imgeye dönüşüm sürecini gözler önüne seriyor. Birkaç yıl önce, Carla isimli genç bir kadın, bana eskiz defterleriyle dolu bir çantayla geldi. Bu defterler son aylarda yaptığı çizimlerle doluydu. Carla bana yakın zamana kadar sanata ilgisinin olmadığı söyledi. Son zamanlarda ise, her gün hayalindeki ve rüyalarındaki imgeleri resme dökme ihtiyacını hissediyordu. Çizdiği resimlerin bazılarının içeriği onu rahatsız etmiş, ve eğer bir sanat terapistiyle bu resimleri paylaşırsa içeriklerini anlayabileceğini düşünmüştü. Resimlerinin bir çoğunda, açık bir şekilde şiddet ve acı içerikli sahneler resmediliyordu. Özgün çizgisi merak uyandıran nitelikteydi. Bazıları bir yetişikinin elinden çıkmış gibi görünürken, bir çoğu sanki bir çocuğun elinden çıkmış gibiydi.

Takip eden aylarda, imgelerin anlamlarını bulmak ve Carla’nın bu imgeleri neden resmetmeye ihtiyaç duyduğunu keşfetmek için Carla ile çalıştım.

Sanat çalışması ve bir hipnoterapistle yapılanlar seanslar sonunda, Carla’nın bir çocuk olarak ciddi bir istismara maruz kaldığını ve bunun sonucunda dissosiyatif kişilik bozukluğu (eskiden çoklu kişilik bozukluğu olarak bilinen durum) yaşadığını gördüm. Carla, sanat ifadeleri aracılığı ile yüzeye çıkan istismar anılarına eğilerek, ayrışmış olarak yer edinen deneyimleri anlama şansı elde etti.

Onları yeniden bütünleştirebilmenin dile getirmenin ne denli acı verici olduğunu deneyimledi. Ayrıca, resimleri, Carla ve benim için, Carla’nın çocukluk yıllarında babası tarafından maruz kaldığı ağır şiddeti, ve bu şiddetle başa çıkmak için geliştirdiği çoklu kişilikleri Carla’yla beraber çözümleyip tanımlayabileceğimiz bir yol oldu.

Sanatın görsel dili, daha seyrek kullanılan ve dolayısıyla daha az kontrol sahibi olduğumuz bir iletişim yoludur. Carla için ise sanat, kelimeler ile ifade etmenin zorluğundan, karmaşık ve zor deneyimlerini ifade etmenin güvenli bir yoluydu. Buna karşılık, bazı insanlar için kelimeler, gerçek duyguların ifadesinden kaçınma ve saklanma yolu olarak kullanılır. Sözsüz bir iletişim aracı olan sanat, dil aracılığıyla ulaşamadığımız duygu ve düşüncelere açılan bir pencere gibidir. Sanat, bilinmeyen ve bilinç dışında kalan duygu ve düşüncelere açılan bir cadde gibidir.

Sözdışı İletişim Aracı olarak Sanat

Hepimiz için bazı deneyim ve duyguların söze dökülmesi zaman zaman oldukça zor, ya da imkansız olmuştur. Sanat terapisinde, bireyler kelimelerle anlatamadıklarını resmederek, çizerek ya da diğer sanat formlarıyla dışavurarak şekil vermeye teşvik edilir. Carla’nın durumunda, travma ve istismar anıları oldukça acı vericiydi, bu nedenle o, başlangıçta, çizimleriyle duygularına şekil verdi. Çizimleri, Carla’nın çocukluk deneyimlerine/hatıralarına ait gerçekliği bilinçli olarak kabul etmeden önce ona ne olduğuyla bilinçli olarak çocukluk deneyimleri gerçeğini kabul ettiğini anlayıp, onunla iletişime geçmemiz için bize bir yol sundu. Onun durumunda, sanat, kelimeler ile apaçık ulaşılamayan ulaşamadığımız çocukluk anılarını hatırlamasında; duygu ve düşüncelerini ifade etmede Carla’ya yardımcı oldu.

Sanatla ifade üretme süreci çizgisel bir süreç olmadığından ve ifade üreten bireyin söz dizimi, gramer, mantık, doğru yazım gibi dilin kurallarına uyması gerekmediğinden ötürü, aynı anda bir çok farklı deneyimin dışavurumuna olanak tanır. Sanat terapisti Harriet Wadeson, sanatın uzaysal matrisini şuşekilde betimler: “şekil, renk ve çizginin anlatım dilini kullanarak iletişime geçme olanağı” Örneğin, kişi ve aile arasındaki ilişkiyi açıklamak zor olabilir; aile üyeleri arasındaki ilişkilerin, farklı zaman ve yerlerde geçen deneyimler arasındaki bağlantılarıyla bir ailenin öyküsünü ortaya koymak çizim veya resim yoluyla aktarmak mümkündür. Ancak paragraflarca yazarsanız anlaşılabilecek deneyimler tek bir çizim üzerinden çok daha kolay ifade edilebilir. Belirsiz, karmaşık ya da çelişkili unsurlar aynı çizim veya resim içinde barınabilir, çünkü görsel sanat, konuşma yada yazı dilinden farklı olarak, giriş-gelişme-sonuç ve benzeri çizgisel yapı ve ya organizasyonel kurallara sahip değildir. Görsel sanatın paradoksal unsurların ifadesini mümkün kılan yönü bireyin bütünleşme sürecine, çelişkili duyguları ve deneyimleri sentezlemesine zemin sunar.

Sanat terapisi uygulamaları özellikle küçük çocuklarla çalışırken faydalı olur. Çocuklar kendi duygu ve düşüncelerini anlatacak kapsamlı kelime dağarcığına sahip değildir, ancak sanat onlar için, kendilerini genellikle rahat hissetmelerini sağlayan doğal bir iletişim yoludur. Son çalışmalar, yaşadıkları kriz yada duygu yüklü olayları çizim yoluyla ifade eden çocukların, geçmiş yaşam deneyimlerini sözlü olarak hatırlayıp, sadece konuşarak anlatmasına kıyasla daha çok detayla anılarını bağdaştırabildiğini göstermektedir. Çocuklarla, yanlızca konuşarak iletişim kurulduğunda, travmatik deneyimlerinin sadece belli bir kısmını aktarabilirken, çizim yoluyla kriz ve ya yoğun duygular ile dolu olayları ifade ederken olayla ilgili daha fazla ayrıntı hatırlayabilmektedirler. 11 Eylül 2001’deki yaşanan saldırıların ardından, Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon felaketlerini sadece televizyonda görüp, olayları birebir deneyimlememmiş çocukların resimlerine gördüklerinin etkisini fazlaca yansımıştır. Resimlerinde hissettikleri korku, endişeyle birlikte olaylarla ilgili akıllarındaki soruları sembolize eden ifadelere sıkça rastlanılmıştır. gösteriyor ki, çocuklar gördüklerini hatırlama ve korkularını, endişelerini sağaltma ve semboller ile kendilerini anlatma konusunda sanatı kullanmaya doğal olarak meyilliler. Birçok çocuk, yaşadıkları yoğun duyguları kelimelere gerek duymadan sanat ile hazmetmeye yöneliyor.

Duyusal Deneyim Kaynağı Olarak Sanat

Sanat el uğraşı ile yapılan, yapılandırma, düzenleme, karıştırma, dokunma, baskı, yapıştırma, çizim, zımbalama, boyama, şekillendirme ve diğer somut faaliyetleri içeren uygulamalı bir süreci içerir. Kullanılan ortama bağlı olarak, görme, dokunma, hareket, ses, ve diğer duyular içerdiğinden, çizim, resim ve heykel de psikomotor deneyimlerdendir. Çocuklar gibi, büyükler de de kağıt üzerinde karalama yaparken, oyun oynarken ve bir şeyleri taklit ederken duyularımız yoluyla öğreniriz. Psikolog Eugene Gendlin’e göre bu deneyimler, ‘duyumusanan his’ içerir. Duyumsama (sensation), bir durum, kişi ve olayın

bedensel farkındalığıdır. Buna ek olarak, hissetmek (feeling), çevremizdeki dünyayı içimizde uyandırdığı duygular yoluyla tanımanın ve anlamanın bir yoludur. Gendlin’in ‘duyumusanan his’ (felt sense) kavramında bu iki deneyim iç içe geçer.

Sanatın duyusal nitelikleri genellikle, sadece kelimelerle anlatmaktan daha kolay olan duygularımızdan ve algılarımızdan beslenmemizi sağlar. Duyusal deneyime odaklanmak yani boyanın rengine yada seramik çamurunun ısısına ilgimizi yöneltmek bizi, kelimelere nazaran, duyguların ve hislerin içine daha kolay iter. Duygusal travma, kayıp ve cinsel taciz/suistimal durumlarında, sanat, duyular aracılığıyla ifade edilen karmaşık duyguları yeniden bir araya getirme yolları sunar. Kille ve ya yumuşak pasteller ile çalışırken malzemenin dokusuna odaklı kalmak, kişinin sakinleşmesiniz, yoğun duygularının kendi kendine yatışmasını ve bir süre sonra rahatlamasını sağlayabilir. Sanat, ayrıca, duygusal onarım ve iyileşmeye de yardımcı olmaktadır. Sanatın duyusal nitelikleri sadece stresi azaltmaz, aynı zamanda travmatik anıların, kayıp ve yasın hatırlanıp, oluşan sakinlikte yeni bir perspektiften değerlendiriliip, anlamlandırılmasını sağlar.

Duygusal Yükleri Hafifletmek için Sanat

Sanat terapisi süreci bireylerin duygusal yüklerini üzerilerinden atabilmelerine olanak tanıyan katartik deneyimler sunar. Latince arınma anlamına gelen katarsis kelimesi, terapide rahatlama, yoğun duyguların ifade yoluyla deşarj edilmesi anlamına gelir. Bir çizim, bir resim, heykel veya başka bir sanat formu katartik olabilir ve ağır deneyimlerin yüklerini hafifletmeyi sağlar.

Sanatın mevcut süreci ayrıca ruh halini değiştirmesiyle ya da rahatlamanın vermiş olduğu fizyolojik tepkinin yaratılmasıyla duygusal stresi azaltmaktadır. Sanatsal dışavurum süreci, stresi hafifletmesine ve ruh halini değişmesine yol açıp rahatlamayı mümkün kılar. Örneğin; yaratıcı etkinlikler genelde beyindeki serotonin (eksikliğinde depresyona neden olan kimyasal) miktarını arttırır. Diğer insanlar sanatı meditasyon gibi, iç huzuru ve rahatlama/gevşeme sağlayan bir aktivite olarak değerlendirir. Resmin, çizimin veya kil ile çalışmanın tekrarlayıcı ve yatıştırıcı özellikleri “rahatlama tepkisi”ni tetikler ve bu da stresin azalmasına bağlı olarak kalp atışı ve solunum hızını düşürür. Bu tepki, stres sonucu bedende oluşan (kalp atışı, tansiyon, solunum değişikliklerini) düzenler.

Bir Ürün Oluşturmak

PSİKOSOSYAL ve RUHSAL DESTEK REHBERİ

‘Sanat ne içindir? ‘de Ellen Dissanayake, sanat yapımının, ellerimizi kullanarak özgün bir şeyler yaratma gibi doğal bir ilgiyi içinde barındırdığına dikkat çekmektedir. Tarih boyunca sanat, insan eğilimleri ve ihtiyaçları doğrultusunda, özel şeyler yapmanın süsleme ve dekore etme yolu olmuştur. Bazı insanlar alışılmışın dışında veya kendine özgü resimler ve heykeller ortaya çıkartırken, bazıları ise önemli günler için özel elbise giymişler veya anma törenlerinde veya kutlama yapmak için özel yemekler yapmışlardır. Bunlar, insan davranışları için temel olan ‘özel bir şeyler yapmanın’ görsel yollarıdır.

Belki de somut bir şeyler üretilen başlıca terapi türlerinden bir tanesi sanat terapisidir. Sanat terapisi uzun süren anlamlar, deneyimler ve tecrübeleri yaratma şansını sunar. Sanatın kalıcı özeliğinin, farklı bir yararı vardır çünkü sanat düşünce ve algıları somut bir şekilde belgeleyip sonraki bir zamanda bile gözden geçirme ve diğerleriyle kıyaslama imkanını sunar. Birkaç hafta ve ya ay içerisinde oluşturulan sanat ifadelerinin gözden geçirilmesi, zaman içinde meydana gelen düşünceler, duygular, olaylar ve temalardaki değişikliği görmemizi sağlar.

Yaratıcı süreç ve sembolik iletişim, sanat terapisinin iki temel bakış açısını oluşturmasına rağmen, sanat terapisinin farklı terapötik yolları da bulunmaktadır. Sanat yapımı, özgüven yaratan, risk almaya ve deneyimlemeye teşvik eden, yeni beceriler öğretip, hayatı zenginleştiren bir süreçtir. Sanat terapisinin bu yapısı sadece bir eğlence gibi görünebilir; yaratıcılık süreci-birinin ellerini kullanarak , yaptığı şeyin kendine özgü olduğunu fark etmesi-inkar edilemeyecek terapötik yararları olan güçlü bir deneyimdir. Kişinin kendi hayal dünyasından yola çıkarak kendi elleriyle bir şey yaratıyor olmasının kişiye özgü anlamlı ve otantik bir yanı vardır. Sanat yapmak bize ait farklı parçalara dokunmaktadır. Örneğin, çocukken yapmış olduğumuz çizim yada boyamalara ait olumlu anıları hatırlatırken; kilden heykel yapmanın ya da görselleri birleştirerek kolaj yapmanın içimizde uyandırdığı başarı ve gurur hissine de dokunuyor olabilir.

Sanatla Uğraşmak ve Yaratıcılık Ömrü Uzatır

Tarih gösteriyor ki, yoğun stres altındaki bireyler sanat yapmayı iç çatışmalarını ifade etmek ve dönüştürmek için bir yol olarak görmüşlerdir. Vincent Van Gogh ve diğer bilinen artistler bu savı kanıtlamaktadır. Tarih boyunca, artistler sanatlarını, acılarını keşfetmek, duygusal mücadelelerinin anlamlarını bulmak ve kendilerini aşmak için yollar aramışlardır.

Psikolog Abraham Maslow, insanların yiyecek, barınma ve güvenlik gibi temel ihtiyaçları karşılandığında, kişilerin kendilerini ifade etme biçimlerine yönleneceklerini belirtmektedir. Hatta bazı temel ihtiyaçlarından yoksun olsalar bile, hala bazı insanlar sanat yoluyla kendilerini ifade etmeye çalışmaktadır. 1990’ların başında Saraybosna’da keskin nişancıların sürekli ateş bombardımanına rağmen, insanlar sanat yoluyla kendilerini ifade etmeye devam etti. Konserler düzenlediler, orkestralar ve korolar kurdular ve bir noktada, kentin imha malzemeleri için oluşturulan alan yıkılmış bir tiyatroya döndü. Bu örnek sanat aracılığıyla kendimizi ifade etme ihtiyacının ne denli güçlü bir insan ihtiyacı olduğunu göstermektedir.

Sanat, korku, anksiyete, ve diğer stresli duyguları ifade etmemize yardımcı olurken, aynı zamanda, ruhumuza ve özümüze dokunmaktadır. Aile, iş ve hayatın diğer bölümleri bizleri tamamlarken, sanatla ortaya çıkan yaratıcı deneyimler, başka etkileşimlerimizin yapmadığı, kendimizi ifade etmemizi ve benliğimizin diğer parçalarıyla iletişim kurmamıza yardımcı olur. Saraybosna’daki insanların hikayesi, sanatın günlük hayatın nasıl üstesinden gelerek ona bütünlük hissini getirdiğinin; ve temel ihtiyaçlarının ve güvenliğinin yıkımlarla ve hasarlarla çevrili olmasına rağmen kişisel tatminin nasıl sağladığının göstergesidir.

Sanat terapisti Bruce Moon; sanatın varoluşsal bir amaca hizmet ettiğini, işlevsiz ilişkiler, kötüye kullanım, bağımlılık ve amaçsızlık gibi sıkıntılarla dolu dünyayı anlamlı hale getirmeye yaradığını söylemektedir. Bu bağlamda, sanat yapımı insanların varoluşsal boşluk hislerinin ve ruhsal kayıplarının üstesinden gelmesine yardımcı olur. Sanat yapımı ve hayal gücüyle, korkularımızdan, kaygılarımızdan ve depresyonumuzdan kurtulup, hayatımızdaki yeni anlamları keşfedebiliriz.

Psikolog Rollo May’e göre; uyum, güzellik, ahenk ve denge, görsel sanatın niteliklerindendir. May, sanatın öz-aşkınlık sağladığını; bunun gerçeği insanların gözünün önüne getirdiğini, ve görsel anlatım yoluyla yeni olasılıkların hayal edilebildiğini; insanların kendilerini yeni yollarla deneyim ettiklerini gözlemlemiştir. Yaratıcı süreç bireyselleşme, tam potansiyele erişme ve gelişim ve değişime ulaşmaya fırsat vermektedir.

Sonuç olarak, sanat, canlandıran, enerji ve haz veren eğlenceli bir etkinliktir. İnsanlar sanat yapımı boyunca genelde daha canlı ve eğlenceli kalırlar. Etkinlikten sonra daha fazla iletişim halindedirler. Sanat yapımı, kişinin daha esnek, daha kişisel bütünlüğe ulaşmış, problem çözmede yaratıcı ve sezgisel olmasını sağlar.

Sanat yaparak, kişi yeni fikirleri, yeni ifade yollarını ve yeni görme yollarını deneyimler. Anlamlı bir şekilde neşe bulma, oynama, yaratma ve iletişime geçme, psikolojik, fiziksel ve düşünsel/ruhsal sağlık için gereklidir ve sanat tüm bunları sağlamaktadır.

İlişki Kurmak

Son olarak, sanat yapımı kişiyi rahatlatıp, duygusal tatmine ulaştırarak, kendini onarmasını sağlayan deneyimleri sağlarken; sanat terapisinin etkenliği, sanatı yapan ve terapist arasındaki ilişkinin durumundan yarar sağlar. Terapinin bütün türlerinde, yönetenin/ kolaylaştırıcı bir etkenin veya tanığın varlığı, şifa, kurtarma ve onarım durumunun merkezini oluşturur. Terapistle olan özgün/esas ilişki, tatmin edici çalışmanın (sanat ürünü) tamamlanması ile birlikte, tedavinin potansiyelini arttırır. Sanat terapisi çalışmasında, terapist danışanının hangi sanat malzemelerini kullanacağına rehberlik edebilir, imgelerin ne anlama geldiği konusunda destek olabilir ya da sanat yapanın yaratıcı ifadelerine empatik cevaplar/öneriler sunabilir. Birçok birey için; profesyonel bir yardım eşliğinde kendi kendini ifade etme durumu önemli bir yüzleşmedir çünkü terapist, kişisel gelişim ve özgüven konusunda, yüreklendirme, motivasyon, onaylama ve pozitif doğrulama sunup, cesaretlendirir.

Dokuzuncu bölümde okuyacağınız gibi, grup olarak sanat yapma, diğerleriyle olan ilişkimizi keşfetmeyi vurgulamaktadır. Eğer daha önce sanat atölyesi çalışmasında bulunmuşsanız, büyük bir olasılıkla, diğer insanlarla beraber çalışmanın yeni ve yaratıcı fikirleri harekete geçirdiğini ve doğal bir şekilde etkileşim, iletişim ve değişimi ortaya çıkardığını biliyorsunuzdur. Grup içinde resim yaparken, çizerken veya bir grup yapılandırırken, diğer insanlarla çalışmanın yararını görüp, kendi çalışmanızla ilgili tepkiler almanın, ve sanatla uğraşanların kolektif enerjisini deneyim etmenin yararını göreceksiniz. Sanat terapisti Shaun McNiff’e göre, diğerleriyle birlikte sanat yaratma veya grup içinde çalışma, sanat ürünlerini paylaşarak gerçekleşen kişisel dönüşüme ve diğer insanların yaratıcı potansiyeline erişerek, birbirini etkileme imkanı sağlamaktadır.

Herkes sanat yapabilir!

Sanat terapisi hakkındaki yaygın yanılgılardan biri sanat terapisinden yarar sağlamak için sanatsal yeteneğe sahip olma fikridir. Bazı insanlar, teknik olarak doğru sanat yapmazlarsa, sanat terapisinin başarılı olmayacağını ya da başarısız olacakları endişesini taşırlar. Aksine, sanat terapisinde sanat yapmak, sanatsal eğitim gerektirmez. Yaş yada yeteneği ne olursa olsun, hemen hemen herkes için, ifadenin en basit yöntemleri; çizim, resim ve sanatın diğer türleridir. Ayrıca sanat terapisi, sanat aracılığıyla herkesin yaratıcı kabiliyetinin olduğunu gösteren normalleştirilmiş bir deneyimdir.

Sanat terapisi felsefesi, tüm sanat ifadelerinin kabul edilebilir olduğunu söylemektedir. Amaç, büyük bir sanat yapmak değildir. Yine de insanlar hala, sanat terapisi ile ne yapıldığını, çizim, resim veya başka bir modaliteyle sanat ile tedavinin nasıl olduğunu soruyor. Sanatı tanımlamak neredeyse imkansızdır. Yüzyıllardır, bilim adamları, sanatçılar ve sanat tarihçileri “Sanat Nedir?” sorusuna ortak bir cevap verememektedir. Bazıları, sanat terapisi sonunda çıkan imgelerin sanat olmadığını, sonuçların diğer güzel sanatlarda ortaya çıkanlara nazaran farklı amaçlarda yaratıldığına inanıyorlar. Ancak, sanat tarihi boyunca, güzel sanatlar yada dekorasyon olarak yaratılmış sanat eserleri ile sanatçının iç dünyasının yansıması olarak ortaya çıkan sanatsal ifadeler arasında örtüşmeler bulunmadı.

Belki de, bir şaheser yaratmak herkes için mümkün değildir, fakat herkesin yaratıcı olması ve sanat ile kendini tamamlaması, kişisel bütünleşmeye kavuşması mümkündür. Kendilerini genelde yanlışlıkla sanatçı olmayan (non-artist) olarak yorumlayan insanların, sanat eğitimi almamış olmalarına rağmen sanatın zenginleştiren ve geliştiren yönü olduğunu bilmeleri yararlı olabilir. Grandma Layton olarak bilinen Elizabeth Layton, kendini sanatçı olmayan olarak yorumlamış ve 30 yıldır mücadele ettiği manik-depresif bozukluktan kurtarmak için çizimi seçmiştir. Layton’a göre, uygulanan elektroşok tedavileri, lityum ve psikoterapi, onun bu durumdan tamamıyla kurtulması konusunda başarısız olmuştur. 1976’da 67 yaşındayken, oğlunun ölümüyle birlikte, ablasının önerisini dinleyerek bir çizim atölyesi sınıfına kaydoldu. O zaman sadece, kontür çizim sınıfı müsaitti. Kontür çizimleri, resim kağıdına bakarak değil, bir nesneye veya bir kişiye bakarak oluşturulan çizimlerdir. Bu nedenle, bu çizimler, kişilik ve ayrıntıda zengin fakat genelde oran bozuklukları olan çizimlerdir.

Layton, daha önce sanat ile uğraşmamış olarak, kontür çizim sınıfına geldi. Bu kursun eğitmeni, eğer çizmek için bir konusu yoksa, Layton’ın kendisini çizebileceğini söyledi. Layton bu tavsiyeye uyarak, yaşlı vücudunun her kırışıklığını, yaşını, vücudunun bütün yönlerini tasvir eden bir dizi çizime başladı. Çalışmalardan depresyon, keder ve kayıp gibi durumların yaşlanmayla deneyimlendiği ve toplumun yaşlılara sunduğu tedavi ile ilgili kaygıları olduğu ortaya çıktı. Çizim yoluyla düşünceleriyle, duygularıyla, algılarıyla yüzleşerek ve bunları ifade ederek, depresyonun azaldığını fark etmeye başladı.

Grandma Layton, kontur çizimlerin hayatını değiştirdiğine, durumunu hafiflettiğine inandı. O, daha sonra çizim sürecinin yanı sıra, iyileşmesini sağlayan her çizimin anlamını keşfetmeye başladı. Tıpkı sanatçıların imgelerinin içeriğini sanat aracılığıyla yansıtmaları gibi, Layton da sanatla beraber kendisini anlamayı deneyimledi. Yoğun duygusal acısındaki katharsisi (duygusal boşalmayı) deneyimlemesine yardımcı olan görüntüleri yarattı yaratırken, onun yazılı açıklamaları portrelerinin anlamını fark etmesini ve onu hayatı boyunca rahatsız eden duygu ve hisler ile ilgili bir kapanış yapmasını sağladı.

Grandma Layton hayat hikayesini fazlasıyla paylaşmaya başladı. Bunu sadece Layton’ın çizimleriyle değil, sanatçı Don Lambert ve sanat terapisti Robert Aultin’in Layton’ı duygusal anlamda derinlemesine anlamak için yaptığı konuşmalardan anlayabiliriz. Layton’ın çizimleri, Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın geri kalanı tarafından takdir edilmektedir.

Layton çizimlerini hiçbir zaman satışa çıkarmadı, çünkü sanat sürecinin sihrinin kaybolmasından korkuyordu. Binin üstündeki çizimlerini , ailesine, arkadaşlarına ve hayır kurumlarına verdi. Layton’un çalışmaları, yaratıcılığın yaşam boyunca ne kadar önemli olduğunu, ve çözüme ulaşmak için sanat ya da başka araçlarla duyguların ifade edilmesi gerektiğini gösterdi.

Bilmenin bir yolu olarak Sanat

Layton için çizim, kelimelerle ifade etmenin zor olduğu durumlardaki iletişimden daha anlamlıdır çünkü çizim kişinin doğru öz benliğini bilmesinin bir yoludur. Sanat yoluyla o, derin keder ve kaybını ifade etmeyi başardı ve 30 yıldan fazla süren duygusal bozukluk ve depresyonunu anladı. Layton, sanatın, kendi yaşamını keşfetmesine ve anlamlandırmasına yardım ettiğini gördü.

Bilmenin Bir Yolu Olarak Sanat’da, Pat Allen’e insan olmanın ve yaşamanın ne olduğunu öğretiyor ve buna ek olarak sanatın gerçekte inandığımız şeyi bilmenin yolu olduğunu söylüyor. Çizimde ve resimde, inançlarımızı keşfetmeye başlarız. Acı ve depresyonumuzun nedenini bulur ya da neşe ve yaratıcı potansiyelimizin kaynağını tanımlarız. Sanat kişisel hikayelerimizi duygularımız, düşüncelerimiz, deneyimlerimiz, değerlerimiz ve inançlarımız boyutunda ele alır. Sanat sayesinde tüm bunları görünür yapma sürecinde, kendi benliğimize yeni bir perspektiften bakıp, bu perspektifimizi dönüştürmeye imkan buluruz.

Sanat + Terapi = Güçlü İyileşme

Çoğu sanat terapisti gibi, ben de sanat terapisinin ne olduğu ve nasıl işe yaradığı konusunda bir tanımlamaya sahibim. Bu tanım, daha önce söylenenlerin bir karışımı gibi. Sanat terapisti olarak, insanların keşiflerinde ve sanat sayesinde kendilerini özgün bir biçimde ifade etmelerinde yardımcı bir rolüm olduğunu düşünüyorum. Bu süreç boyunca, insanlar baskın duygulardan, krizlerden ve travmalardan dolayı oluşan ruh hallerinde rahatlama yaşayabilir. Onlar kendi kendilerine, iç dünyalarını keşfedebilir, iyi olma duygularını arttırabilir, yaratıcı ifadelerle günlük hayatlarını zenginleştirebilir veya kişisel dönüşümünü deneyimleyebilirler. Sanatın gücünü, kişisel anlayışı genişletmesi, diğer anlamlar aracılığıyla mümkün olmayan içgörüleri ortaya çıkarması ve insanların iletişim kabiliyetlerini geliştirmesini gördüğümde fark ettim. Ayrıca, sanat ifadelerinin imgeler yoluyla aktarıldığını, kişisel anlatıların gibi hikayeleriyle insanların bu görüntülere verdiği imajları taşıdığını gördüm. Birinin görüntüsünde kişisel anlamlar bulmak, çoğunlukla sanat terapisi sürecinin bir parçasıdır. Bazı insanlar için, bu sanat ifadelerinin en güçlü terapötik özeliklerinden biridir. Kendini bilmenin ve iyileşmenin güçlü bir yoludur.

Diğer bölümlerde, sanat terapisinin nasıl çalıştığını ve sanat aracılığıyla onun özgün özelliklerini ilk elden deneyim etme fırsatı bulacaksınız. Fakat, öncelikle sanat terapisinin kökenlerini, iyileşme, duygusal dönüşümü destekleme ve kişisel anlamları bulma alanlarındaki yerini inceleyeceğiz.

Özet

  • Sanat kişinin çocukluktan, ergenliğe; yetişkin evresinden yaşlılığa kadar olan süreçte, bir ya da daha çok kez bilinçli ya da bilinçli olmadan deneyimlediği bir kavramdır.
  • Sanat, ister sıradan bir karalama ya da ister bir piyano dersi şeklinde karşımıza çıksın, bireyin ruh halini değiştiren ve kendi yaratıcı gücünü keşfetmesini sağlayan bir önemli bir araç olma özelliğini korumaktadır.
  • Sanatın, psikoterapi ile bağlantısı, sanatın karmaşık yapısı ve kesin bir tanımı olmamasından dolayı, kolayca anlaşılamayabilir.
  • “Sanat Terapisi” kavramının tek bir tanımda anlatılamaması çok farklı yaş gruplarından ve farklı geçmiş yaşam deneyimlerine sahip bireylere uygulanabilir olması gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca her terapi, süreci deneyim eden kişi ve terapist de göz önünde bulundurulduğunda, özgün bir hal alır.
  • Sanat aslında içinde yüzyılları barındıran bir insanlık tarihinin iç dünyasının dış dünyaya yansıması ve hatta anlamlandırılmayı beklediği hali gibidir.
  • Sanat eserlerini yapan ve bu eserlere sonrasında bakan gözlerin aynı esere farklı yorumlar yüklemesi kaçınılmazdır; çünkü kişi kendi geçmiş yaşam deneyimleri toplamı ile o esere anlam bahşedecektir.
  • Sanat, terapiyle buluştuğunda sözlü yolla ifade edilemeyen duygu ve düşünceler, hatta bireyin bilinçli olarak fark edemediği, iç dünyasının yansımaları, doğal bir yolla dışarı vurulmaktadır. Bu alanda oldukça yaygın olarak bilinen “içten geleni çizmek” kavramı bu dışavurumun en güzel örneklerindendir.
  • Sanat terapisinde, sanatın kendisi ve sonucunda ortaya çıkarılan ürün iki önemli ana öğe olarak görülebilir. Sanatın doğasından gelen kişinin kendini ifade etme biçimindeki terapötik etkiler ve imgeleri; yani ürünleri, kişi ve terapist arasındaki sanat psikoterapisi sürecini başlatır ve bu da imgelerle iletişimin önemini vurgular. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, terapistin imgeleri kendisinin anlamlandırmasından ziyade, terapi uygulanan bireye imgeleri tanımlaması ve anlamları yeniden yapılandırması için rehberlik etmesidir.
  • Freud’un görsel algılamanın sözel ifadelerden daha önce geliştiğine dair yaptığı araştırmalar, görsel sanatın bilinçaltına daha yakın olduğunu göstermektedir. Bu fikirden yola çıkarak, sanat terapisi esnasında bilinçaltında yaşayan travmatik bir durumun görsel imgelerle özgün bir şekilde ortaya çıkması, yani bilinç seviyesine getirilmesinin kişiye daha az tehditkar bir yöntem sunduğu söylenebilir.
  • Vaka örnekleri gösteriyor ki, söz yoluyla anlatılamayan deneyimler sanat aracılığıyla daha kolay ifade edilir ve bunun olmasına daha güvenilir bir ortam sağlar.
  • Sanat terapisi çocuklarla çalışıldığında sözle ifade edilemeyen duygu ve düşüncelerin sunulmasına fırsat tanır, çocuklara detaylı bir anlatım sağlamalarıiçin ortam hazırlar.
  • Sanat terapisi görme, dokunma, ses vs. aktiviteleri içinde barındıran, kişiyi hisse,duyguya odaklandıran duyumsal bir deneyimdir.
  • Sanat terapisi esnasında ortaya çıkmış/çıkabilecek olan herhangi bir imge, nesne, renk vs. kişinin o duyguyu yeniden deneyim etmesini sağlayıp duygusal boşalma yaşamasını sağlayabilir ve bu durum rahatlatıcıdır.
  • Sanat terapisi kişinin tamamıyla kendi geçmiş yaşantısını sanat aracılığıyla bizzat deneyimleyip, aktardığı özgün/otantik bir çalışmadır. Hatta sanat terapisi eski yaşantıları yeni deneyimlerle birleştirerek yeni çözüm yolları sunmaktadır.

• Sanat terapisinde terapist ve terapi gören kişinin ilişkisinin özgünlüğü ve ilişkinin özünün terapinin iyileştirici etkisine katkısı büyüktür. Terapist kişiye gerek rehberlik vererek gerek empatik yaklaşımlarıyla çalışma sürecinde destek olur.

Yazar Cathy Malchiodi’nin Hakkında:

Cathy Malchiodi sağlık hizmetlerinin sanat ve terapi alanlarında eğitim veren en önde gelen uzmanlardan biridir. Birden fazla gazete ve dergide yazıları olan Malchiodi, deneysel psikolog, sertifikalı ve lisansı sanat terapisti ve aynı zamanda lisanslı klinik danışmandır. Birleştirici bir yaklaşımla travma müdahalesi ve afet yardımı konularında eğitimler vermiştir. Trauma-Informed Practices Institute’un kurucusu ve müdürü olan Cathy, somatik yaklaşımlar, sinirsel gelişim, farkındalık ve pozitif psikoloji öğelerini birleştirerek travma müdahale konularına kendini adamıştır. Cathy, yaratıcı sanat terapisi kullanımında dans terapisi, müzik terapisi, hareket terapisi, oyun terapisi ve birleştirici dışavurumcu sanat terapisi kullanılmasını desteklemektedir, çünkü bu terapilerin çocuk, yetişkin ve ailelerde iyileşme sağlamadığı görülmüştür.

Kaynak : https://www.istanbulsanatlayasam.org/uploads/1/4/2/7/14276347/sanat_terapisi_nedir__cathy_malchiodi.pdf

Kategoriler
Genel

Otizmde Aile ve Ebeveynler Üzerine Yapılan Tezler


Paylaş

AYDAN AYDIN Otistik çocuk sahibi annelerine yönelik bir eğitim programı modeli A model of educational program for mothers with autistic children
AHMET ABBASOĞLU Çocukluk aşılarının uygulanmasını reddeden ebeveynlerin tutumlarının niteliksel yöntemle incelenmesi Assessment of the attitude of parents who refuse childhood vaccines by qualitative method
AHMET İLKHAN YETKİN Annelerin kendi annelerinden algıladıkları kabul-ret düzeyleri ile gelişimsel yetersizliği olan çocuklarıyla etkileşimlerinin incelenmesi The study between mothers perceive of their own mother’s acception and rejection levels and interaction between their children with developmental disabilities
ATİLA TUNÇEL Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin çocuktaki otizmin ağırlık derecesine göre karşılaştırılması Comparison of depression, burnout and hopelessness levels of parents of children with autism spectrum disorders with severity of autism spectrum disorder
ATİYE CEMRE TANRIVERDİ Özel eğitim merkezinde eğitim alan mental retarde ve otistik çocukların annelerinin, depresyon ve aleksitimi düzeylerinin incelenmesi Analyzing the levels of depression and alexithymia of mothers having autistic and mentally retarded children getting training at special education center.
AYNUR KAYA Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerde benlik saygısı üzerine bir inceleme Investigation of low self-esteem of parents of children with autism
AİŞE BETÜL BAŞ Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynlerin yalnızlık düzeyleri ve evlilik doyumu ile ilişkilerinin incelenmesi The relationship between parents of children with normal development and the relationship between marriage satisfaction and parents with special needed children
AYŞENUR ÇELİK Paylaşımlı kitap okuma sırasında normal gelişim gösteren, otizm spektrum bozukluğu ve zihinsel yetersizliği olan çocukların annelerinin kullandıkları etkileşim ve dili destekleme stratejilerinin betimlenmesi Description of strategies that support interaction and language skills used by mothers of children witout disability, with autism and with intellectual disability during shared book reading
AKŞIN CEYLAN KÖKTÜRK Experiences and needs of mothers of children with autistic disorder Otistik bozukluğa sahip çocuğu olan annelerin deneyimleri ve gereksinimleri
ASLI KİTAPCI Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerde öznel iyi oluşun yordayıcıları olarak özgecilik ve empati kavramlarının değerlendirilmesi The assesment of altruism and empathy as predictors of subjective well-being in mothers with children who diagnosed as autism spect-rum disorder
AKIN GÖNEN Otizm spektrum bozukluğu ile otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin ebeveynlerinin depresyon düzeyleri arasındaki ilişki The relationship between autism spectrum disorder and the depression levels of the parents of individuals with autism spectrum disorder
ALPEREN ÇELİK Otizmli çocukların tv izleme alışkanlıklarının ebeveyn ve uzman görüşüne göre betimlenmesi A description of television viewing habits of children with autism according to parent and expert opinion
BEGÜM AKMANİŞ Otistik çocuğu olan annelerin algıladıkları sosyak desteğe göre umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi Otistik çocuğu olan annelerin algiladiklari sosyak desteğe göre umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi
BETÜL YILDIRIM Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocukların anne babalarının depresyon, kaygı ve yaşam kalitesi düzeylerinin, psikolojik yardım almaya yönelik tutumları ile ilişkisi üzerine bir inceleme An investigation on the relationship between depression, anxiety, quality of life and attitudes toward seeking psychological professional help levels of the parents of children with autism spectrum disorder
BESTE HASIRCI Otistik çocuğu olan anneler ve otistik çocuğu olmayan annelerin depresyon düzeyleri ve disosiyatif yaşantılarının incelenmesi Investigation of depression levels and dissociative experiences of mothers with and without autistic children
BİRCE YAVUZ 2-6 yaş arası otizmli çocuğa sahip olan ebeveynlerin kaygı,psikolojik yardım arama ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi Investigation of anxiety, psychological assistance search and problem solving levels of parents who have children with autsm between 2-6 years
BURCU SEVİM The effects of stress management program for mothers of children with autism Otizm tanısı almış çocukların annelerinde stresle başa çıkma programının etkisi
BURCU AKTAŞ Aile eğitiminin otizmli çocuğa sahip ailelerin Milieu öğretim tekniklerinden tepki isteme–model olmayı kullanmalarındaki etkililiği Efficiency of parent training a mothers of children with autism use of mand – model one of the Milieu teaching techniques
BURCU ÖZCİGELİ Otistik çocuğa sahip ailelerin gereksinimlerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma Otistik çocuğa sahip ailelerin gereksinimlerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
BETÜL ALTINTAŞ Trabzon il merkezinde otizm tanısı ile eğitim gören çocukların ailelerinde stres, tükenmişlik düzeyi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi Stress, quality of life and burnout level in parents of children with autism educating in Trabzon
CANDAN HASRET ŞAHİN Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anne-babalara ev içi güvenlik becerilerinin öğretimi: Karma araştırma Training on home safety skills for parents of children with autism spectrum disorder: A mixed method research
CEREN ENÜSTÜN HÜRMEYDAN Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan çocukların annelerinde ayrılma anksiyetesi bozukluğu, psikolojik dayanıklılık ve çift uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation of relationship between separation anxiety disorder, psychological resilience and dyadic adjustment in mothers of children with autism spectrum disorder
CEYDA TAHİNCİOĞLU Otizmli çocuğu olan annelerde anksiyete düzeylerinin tükenmişlik ile ilişkisi The relationship between anxiety levels and burnout in mothers of children with autism
ÇAĞDAŞ YALÇIN Caregiver parents of children with autism spectrum disorder: Need assessment, model testing, and intervention studies Otizm spektrum bozukluğuna bakım veren ebeveynler: İhtiyaç analizi, model testi ve müdahale çalışması
ÇİMEN ACAR Otizmli çocuklara sosyal becerilerin öğretiminde anneler tarafından hazırlanarak sunulan sosyal öykü ve video modelle öğretim uygulamalarının karşılaştırılması Comparing the effects of mother developed and delivered social stories and video modeling intervention on teaching children with Autism spectrum disorders
ÇİĞDEM SARCAN Otizmli bireylere sahip ailelerin yaşadıkları sorunların sosyolojik bir değerlendirmesi: Bulancak ilçesi örneği A sociological assessment of the problems experienced by families with autism: The case of Bulancak district
DİLARA ŞİMŞEK Otistik çocuğu olan annelerin algıladıkları sosyal desteğe göre umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi The relationship between the percepted level of socialsupport and level of hopelesness in mother of autistc children
DEMET GÜLALDI Erken çocuklukta serebral palsi’li ve otistik çocuk annelerinin ebeveyn stres düzeylerinin yaşam doyumları ile ilişkisinin incelenmesi A Study of relationship between the level of parenting stress and the life satisfaction of mothers who have a child with cerebral palsy and autism in early childhood.
DENİZ TEKİN ERSAN Problem çözme eğitiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocuk annelerinin problem çözme becerileri ve bazı psikolojik değişkenler üzerindeki etkisi The effects of problem solving training on problem solving skills and some of the psychological variables of mothers’ who have children with autism spectrum disorder
EVİN GÜVEN Otizmli çocukların ailelerinin yaşadığı sorunlara ilişkin görüşleri Opinions of children with autism on the problems of their families
ELİF GİZEM TÜRSEL İkili ABCX stres modeli kapsamında bir inceleme: Yaygın gelişimsel bozukluk tanılı çocukların ebeveynlerinin aile uyumu ve duygu sosyalleştirme tepkileri An examination in the scope of double ABCX stress model: family adaptation and emotion socialization reactions of parents of children with autism spectrum disorder
ELİF DEMİR Otistik çocuk annelerinde benlik saygısı ve somatizasyyon düzeylerinn karşılaştırılması The correlation between self esteem levels and somatisation levels of the mothers of autistic children
ESRA ÜNLÜER 2-6 yaş arası otistik çocuğa sahip annelerin algıladıkları sosyal destek ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation of relationship between perceived social support and hopelessness level of the mothers who have the child with autism between the age 2-6
ERTAN GÖRGÜ 3-7 yaş arası otistik çocuğa sahip olan annelerin aldıkları sosyal destek düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişki The Relationship between social support perception level and depressions of the mothers who have the child with autism between the ages 3-7
ECE HAZAL BEKTAŞOĞLU 0-15 yaş otizmli çocuğu olan annelerin duygusal zeka ve zihin yapılarının otizm dışı engele sahip çocuğu olan annelerle karşılaştırılması Comparison of emotional intelligence and mental structure of mothers with children aged 0-15 with autism to mothers who have chldren with non-autism disabilities
EZGİ DİDEM MERDAN The predictors of parental stress and family resilience in mothers of children with autism spectrum disorder Çocuğu otizm spektrum bozukluğu tanısı almış annelerin ebeveyn stresi ve aile yılmazlığını yordayan faktörler
EDA ESER EKTAŞ Otizm tanısı almış çocukların annelerinin psikolojik dayanıklılık, öz duyarlılık ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi Study of the relationship among resilience, self compassion and psychological well being for autistic children’s mothers
ESRA OKYAR Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuklarda ve ebeveynlerinde otizm spektrumuna ilişkin bulguların incelenmesi Investigation of autism spectrum symptoms in children with attention deficit hyperactivity disorder and their parents
EMRE ÜNLÜ Anne-babalara sunulan otizm spektrum bozukluğu gösteren çocuklara yönelik ayrık denemelerle öğretim programının (ADÖSEP) etkililiği Effectiveness of discrete trial teaching training program for parents of children with autism spectrum disorder
ELİF GÜLBAKTI Özel eğitim gereksinimli çocukların saldırganlık düzeyleri ile bu süreçte annelerin eşlerinden gördükleri desteğin incelenmesi The aggressive behavior levels of children with special education needs and the analyses of the support mothers receive from their mates
ELİF BİLGE ERTAŞ Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların ebeveynlerinin gözlerden zihin okuma ve iletişim beceri düzeylerinin incelenmesi Investigation of ability of reading mind in the eyes and level of communication skills in parents of children with autism spectrum disorder
ELVAN BOZKURT Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocukların annelerinin çocuklarındaki otizm semptomlarının şiddetine göre psikolojik dayanıklılık ve başa çıkma tutumlarının karşılaştırılması Comparison of the psychological resilience and coping attitudes of the mothers of the children diagnosed with autism spectrum disorder by the severity of autism symptoms in their children
ELİF ÇANDIR Otizm tanısı ile izlenen çocukların annelerinde bakım verme yükü ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi Determining caregiving burden for mothers of children with autism diagnosis and affecting factors
EMİNE BÜŞRA ÖZBEY 36-78 aylık otizm spektrum bozukluğu(OSB) olan çocukların OSB’den etkilenme, sosyal beceri ve problem davranış düzeyi ile annelerinin etkileşim davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi The examination of the relationship between the level of autism spectrum disorder (ASD), the social skills and the problem of behavior of children between 36-78 months with autism spectrum disorder (ASD) and the interactional behaviors of their mothers
FIDAN MAMMADZADA Azerbaycanda 2-6 yaş arası gelişimsel açıdan yetersizlik gösteren çocukların ailelerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi In Azerbaijan investigation to some variables of the families whose have developmantally inadequate children between the ages of 2-6
FATİMA SERRA ARSLAN Otizmli çocuğa sahip ailelerin gelecek tasarımları ve benlik algısı The future designs and family situation with owned autistic children
FATMA AKÇEŞME Özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin iyimserlik düzeyleri ve stresle başaçıkma stillerinin incelenmesi Investigation of the levels of healthy and stress primary styles with special required children
FATMAGÜL ÖZTÜRK TOKUÇ Otistik çocuk ve aile özelliklerinin aile işlevlerine etkisi Influence of the autistic child and families characteristics on families function
FİGEN ALTINER 2-8 yaş arası otizmli çocukların ebeveynlerinin istanbul ilindeki parklara ilişkin görüş ve önerileri Evaluation of the views and suggestions of the parents with autistic chilldren aged between 2-8 about the parks in Istanbul
GÜLŞEN TİMUÇİN Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların annelerinde aile stresinin yordayıcısı olarak aile yükü Family burden as a predictor of family stress of mothers with autism spectrum disorder children
GÜLSER VARDARCI Otistik çocuklu ailelere uygulanacak aile eğitim programının aile içi iletişim becerilerine, ailenin problem çözme becerilerine ve otistik çocuklarıyla ilgili algılarına etkisi The effects of a parent training program to the parents of children with autism on their interpersonal relationship skills, problem solving skills and their perceptions about their children with autism
GÜL ÇANDIR 4 – 24 yaş arası otizm spektrum bozukluğu ve down sendromu tanısı alan çocukların annelerinde depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi The analysis of the relationship between depression, anxiety, stress and coping attitudes in the mothers who have children with Autism spectrum disorder and Down Syndrome between the ages of 4 – 24
GÜLŞAH TOPALOĞLU Otizmli çocukların kardeş ilişkisinde annenin rolü The role of mother in sibling relationship of children with autism
GÖKHAN USLUCAN Çocukların otizm spektrum bozukluğu derecesi ile ebeveynlerinin stres ve gereksinim düzeylerinin incelenmesi Investigating severity of autism spectrum disorder and level of parental stress and needs
GİZEM AKOĞLU Ankara’da yaşayan ve otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip orta sınıf babaların babalık deneyimleri Paternity experiences of middle-class fathers living in Ankara and having children with autism spectrum disorder
GÜLAY EZGİ ATEŞ Rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan otizm tanısı almış olan çocuklara sahip ebeveynlerin yaşam doyumunun, aile işlevlerinin ve öğrenilmiş güçlülüğünün incelenmesi An investigation on the life satisfaction, family functions and learned helplessness of parents whose children have been diagnosed with autism and receiving education in rehabilitation centers
HATİCE MELİS YAVUZ MÜREN Parent and child characteristics in developmental psychopathology Gelişimsel psikopatolojide ebeveyn ve çocuk özellikleri
HİLAL TUĞBA KILIÇ Otizm spektrum bozukluğu ve bilişsel gelişimde gecikmesi olan çocukların sorun davranışları ile annelerinin tutumunun ilişkisi Relationship between mothers parental attitude and problem behaviors of the children with autism spectrum disorder and global developmental delay
HANDE KARS Özel gereksinimli çocuğu olan annelerin çocuklarıyla etkileşimlerinin ve ilişkilerinin incelenmesi Examining mothers interaction and relationship with their children having special needs
HÜLYA ÖLMEZ Otistik çocukların ebeveynlerinde görülen psikolojik belirtiler ve yaşanan güçlüklerin belirlenmesi Psychological symptoms seen in parents of children diagnosed with percesive developmental disorder and the determination of the diffuculties experienced
HULUSİ ALP Otistik çocuklarda görülen davranış problemlerinin azaltılmasında hareket eğitimi ve fiziksel aktivitelerin ilişkisi Correction of behavior problems in children with autism education and physical activity relationship of action
HÜSEYİN İLTER Konya ilinde çocukluk çağı aşı reddi konusunda anne-baba görüşleri ve aşılamayı etkileyen faktörler Parents’ views on childhood vaccine hesitation in konya province and factors affecting vaccination
HATİCE BEGÜM UYANIK Otizm spektrum bozukluğu olan okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin aile katılımı hakkında görüşlerinin incelenmesi Examination of the opinions of parents of preschool children with autism spectrum disorder on family involvement
İMAN DEMİRCİ Renk öğretimine yönelik hazırlanan aile eğitim programının etkililiği Effectiveness of family training program prepared for teaching colors
KÜBRA İLHAN Engelli çocuğu olan anne ya da babalarda aile desteği ve aile stresi ile ilgili değişkenlerin incelenmesi Examination of the variables for mothers or fathers having a handicapped child related to family support and family stress
MEHMET KÜÇÜK Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklara Ebeveynleri Tarafından Dokunma Duyusuna Yönelik Çalışmalardan Sonra Çocuklardaki Duyusal ve Davranışsal Değişikliklerin İncelenmesi. Study about the change of behaviour and sensory after the work on sense of touch by their parents for children with autism spectrum disorder.
MİNE KİZİR Ayrık denemelerle öğretimin çevrimiçi sunulan aile eğitim programıyla kazanımının incelenmesi Analysis of acquisition of training programs presented online to parents by discrete trial training
MÜGE KURBAN Otizm spektrum bozukluğu olan ve normal gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynlerin tükenmişlik düzeyi ve yaşam kaliteleri bakımından incelenmesi Examination of life quality and burnout level of parents with children who have autism spectrum disorder and typically development
MUHYİDDİN ÜNVER Ailelerin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarına serbest zaman etkinliklerini gerçekleştirirken tablet aracılığıyla sundukları etkinlik çizelgelerinin etkililiği The effectiveness of activity schedules presented via tablet while families are doing leisure time activities to the children with autism spectrum disorder
MELİH ÇATTIK Ebeveyn koçluğu aracılığıyla sunulan talep etme-model olmayla öğretimin otizmli çocukların sosyal becerilerine etkisi The effect of using mand-model procedure trough parent coaching on socal skills level of children with autism spectrum disorder
MEHMET ONUR KAYA Otizmli çocuğu olan annelerde grup rehberliği programının algılanan stres düzeyine etkisi The effect of group guidance program on the perceived stress level of mothers who have children with autism
MERVE DALKILIÇ Otizmli çocuğu olan çiftlerin evlilik doyumu, kaygı, ilişkisel yılmazlık ve psikolojik yardım alma tutumlarının incelenmesi The examination of marriage satisfaction, anxiety, relational resilience and attitudes toward seeking psychological help among couples having autistic children
NURHAN NAZ Otizmli çocuğu olan anne-babaların evlilik uyumu ve duygu düzenleme güçlükleri arasındakiki ilişkinin incelenmesi The relationship between the marital adjustment and emotion regulation difficulties of parents who have children with autism
NURAY MUSTAFAOĞLU ÇİÇEK Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların anne-babalarında psikolojik dayanıklılık ve kardeşlerinde duygu düzenleme becerilerinin incelenmesi Investigation of psychological resilience in parents of children with autism spectrum disorder and emotion regulation skills in siblings
NİLGÜN BIÇAK Otizmli çocukların annelerinin yaşadıklarının belirlenmesi Determining the experiences of the mothers on having children with autism
NURAN AVCI Otizmli çocukların ebeveynlerinin evlilik uyumları sosyal destek algıları ve anksiyete düzeylerinin değerlendirilmesi The evaluation of marital adjustment, perceived social support and anxiety levels of parents of children with autism
NAZLI BALKANLI Otistik çocuğu olan ve olmayan annelerde yaşam kalitesi, yaşamdoyumu ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi To study relation between the quality of life, satisfaction with life and hopelessness level for mothers having and not having an autistic child
OĞUZ KAAN ESENTÜRK Anneler tarafından uygulanan uyarlanmış fiziksel aktiviteprogramının otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların iletişim becerileri üzerindeki etkliliğinin incelenmesi Examination of the effectiveness of adapted physical activityprogram implemented by mothers on communication skills of children withautism spectrum disorder
ÖZGÜR SARIÇAN Bir sosyal destek sistemi olarak sosyal ağlar: Otizm tanılı çocukların anneleri ile bir araştırma Social networks as a social support system: A research with mothers of children with autism
ÖZCAN KARAASLAN Etkileşime dayalı erken eğitim programının (edep) gelişimsel yetersizliğe sahip çocuklar ve anneler üzerindeki etkililiği The effectiveness of responsive teaching early intervention program on children with developmental disabilities and their mothers
ÖMÜR GÜREL SELİMOĞLU Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programı’nın (ETEÇOM) otizm spektrum bozukluğu sergileyen çocukların sosyal etkileşim becerileri ve anne – çocuk etkileşimi üzerindeki etkililiği The efficacy of Responsive Teaching (RT) program on social interaction skills and mother – child interactions of children with autism spectrum disorder
ÖZCAN ELÇİ Predictive values of social support, coping styles and stress level in posttraumatic growth and burnout levels among the parents of children with autism Otizmi olan çocuk ailelerinde sosyal destek, stres düzeyi ve başa çıkma stratejilerinin, travma sonrası büyümeyi ve tükenmişliği yordama düzeyi
ÖZLEM ÖZCAN Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların ve ebeveynlerinin fiziksel aktivite durumlarının incelenmesi Kahramanmaraş ili örneği Analysis of physical activity status of children with parism spectrum disorders and Kahramanmaraş example
ÖMER FARUK AR Normal gelişim gösteren çocuğa sahip ebeveynler ile otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin evlilik uyumu ve anksiyete düzeylerinin incelenmesi A study of marital adjusment and anxiety levels of parents with children showing normal development and parents with a child with autism
ÖZLEM ÜLGÜT Otizmli ve normal çocukların ana babalarında benlik algısı evlilik uyumu ve psikolojik sağlamlık ilişkisi Self-perception, marital adjustment and psychological resilience on normal developed children family and family of autism identified children
RIDVAN KORKMAZ Otizmli çocuklara sahip annelerin depresyon ve aleksitimi düzeyleri ile normal gelişim gösteren çocuklara sahip annelerin depresyon ve aleksitimi düzeylerinin karşılaştırılması Otizmli çocuklara sahip annelerin depresyon ve alekitimi düzeyleri ile normal gelişim gösteren çocuklara sahip annelerin depresyon ve aleksitimi düzeylerinin karşılaştırılması
SELDA YILDIRIM Otizmli bireylerin anne babalarının yaşam kaygıdüzeylerinin incelenmesi Life anxiety levels of parents of individuals with autism
SAİME ARSLAN Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesi Examination of interactional behaviours between of fathers and children with autism spectrum disorders
SAFİYE ATEŞ Otizm spektrum bozukluğundan etkilenmiş çocukların annelerinin okulöncesi eğitim hizmetleri sürecine ilişkin deneyimlerinin incelenmesi Examnng experence of mothers of chldren wth autsm about preshcool servces
SEDEF ELİF AYDEMİR Otizmli çocukların ebeveynlerinin evlilik uyumlarının, başa çıkma stratejilerinin ve sosyal destek algılarının incelenmesi A study on the marital adjustment, coping strategies and perceived social support in parents of children with autism
SELİN GÖKÇE Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ailelerin katıldıkları aile eğitimi programı sonrasındaki yaşam döngüsüne ilişkin görüşleri Views of parents have children with autism spectrum disorders about the life circle after the parent training program they attended
SERPİL AYGEN Otizm tanısı almış çocuk ve ergenlerin annelerinde aleksitimi düzeyinin yordanması A prediction of the alexithymia levels in mothers whose children diagnosed with autism
SEVİM KARAHAN Okul öncesindeki özel gereksinimli çocukların sosyal becerilerine ilişkin anne, baba ve öğretmen görüşleri: Karma yöntem çalışması Mother,father and teachers ‘views on social skills of pre-school children with special needs: a mixed method study
SONA ADIGÖZALOVA Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan anne ve babaların tükenmişlik düzeyleri Level of burnout of parents with autism spectrum disorder in their children
SÜMEYYE ARSLAN İstanbul’da otistik çocuklar eğitim merkezlerindeki öğrenci ebeveynlerinin yaşamları boyunca karşılaştıkları sorunların incelenmesi The investigation of problems faced by parents of the students in autistic children education centers in İstanbul
SEMA KARAGÖZ Otistik çocukların anne babalarında anlamlandırma ve dini başaçıkma Search for meaning and religious coping in parents o autistic children
SENEM İBİLEME Yetersizliği olan öğrencilerin ilkokula başlama sürecinde okula uyumuna yönelik ailelerinin ve öğretmenlerinin görüşleri The opinions of parents and teachers of students with disabilities in terms of school adaptation in the process of starting primary school
SEÇİL HALDEN Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinde sosyal destek ve çocuğun eğitsel destek gereksinimi ile ebeveyn depresyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation of the relationship between parental depression in parents of children with autism spectrum disorder, social support and the child’s need for educational support
ŞERİFE TUĞÇE DİKİCİ Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 5-6 yaş çocukların ebeveyn tutumlarının sosyal duygusal uyum düzeylerine etkisinin incelenmesi The invastigation of the effects of parental attitudes on socioemotional adjustment levels of 5-6 year old children with autism spectrum disorders
ŞENİZ ÇELİMLİ A comparative study of family functioning processes of families with a child with autism in Turkey and in the United States Amerika ve Türkiye?de otizmi olan çocukları bulunan ailelerin aile işlevlerine dair süreçlerin karşılaştırmalı çalışması
ŞEBNEM AYDIN Fiziksel ve/ veya zihinsel engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin incelenmesi Evaluation of mental and/or physically disabled children’s mothers’ level of depression
TUĞBA MUŞTU Zihinsel engelli ve / veya otizm tanısı olan çocuğa sahip ebeveynlerin çocuklarını kabul red düzeyi ve yaşam doyumları arasındaki ilişki The relationship between accepting – rejecting levels and life satisfacion of parents of children with mental disabilities or otism spectrum disorder
TUĞÇE HİLAL KURT Otizm spektrum tanısı konulmuş çocuğa sahip ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik bağlamında incelenmesi Examining families of children with autism spectrum in terms of psychological stress and burnout
UMUTCAN YILDIZ Otizmli bireye sahip olan ebeveynlerin yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi Investigation of the relationship between quality of life and physical activity levels of parents with autism individuals
UĞUR YASSIBAŞ Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anne babaların yaşam deneyimlerine derinlemesine bakış A comprehensive look into the experiences of parents whose children have autism spectrum disorder
UĞUR CECO Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otistik spektrum bozukluğu tanısı almış çocukların ebeveynlerinin yaşam kalitelerinin incelenmesi Assessment of parents’ quality of life of children with attention deficit hyperactivity disorder and autistic spectrum disorder
ZEYNEP ÖZDERELİ Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış olan ve olmayan babaların çocukları ile ilişkilerinin incelenmesi An investigation on father-child relationship in fathers whose children were and were not diagnosed with autism spectrum disorder
ZEHRA KURŞUN Yaygın gelişimsel bozukluğu olan ve normal gelişim gösteren çocukların anne babaların stres düzeyleri ve stresle başa çıkma yollarının karşılaştırılması Comparasion of the stress levels and the ways of coping with stress of the parents of children who have pervasive development disorder and normal development
ZEYNEP ÖKSÜZ Otistik ve normal çocuk sahibi anne babaların bazı psikolojik ve psikiyatrik özelliklerinin karşılaştırılması The comparison between some psychological and psychiatric parameters of the families who have autistic and normal children

Kaynak : https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp

Kategoriler
Genel

Mutluluğu Ertelemek Ruhsal Bir Sorun Mu?



Ertelenmiş Mutluluk Sendromu Bazı insanlar vardır, mutluluklarını sürekli olarak ertelerler. Daha iyi bir iş sahibi oluncaya ya da 10 kilo verinceye kadar ertelenen mutluluklar… Aslında ideal bir yarının hayalini kurmak için şu anki yaşantısına ara verenler hiçbir zaman ulaşamayacağı bir havucun peşinden koşan bir tavşana benzerler. Ertelenmiş mutluluk, aslında pek çoğumuzun tecrübe ettiği bir tür […]

Kategoriler
Genel

26. Dönem Mülakat Elemeleri ve İdari Yargı Süreci



26. Dönem Pomem sınav sonuçlarının açıklanması ile birlikte başarısız sayılan adaylardan tarafımıza pek çok başvuru gelmektedir. Bu nedenle  bu yazımızda sınav sonuçlarına itiraz usulünden bahsedeceğiz. Pomem adayların başarı sıralamasına esas POMEM giriş puanı; adayın KPSS puanının % 25’i, fiziki yeterlilik sınavı puanının % 25’i ve mülakat sınavı puanının % 50’sinin toplamıdır. Polis Meslek Eğitim Merkezi […]

Kategoriler
Genel

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI/ Uzm. Psk. Dan/ Psikoterapist Özlem ÇELİK GÜRBÜZ



Herkese merhabalar bildiğiniz gibi 11 mart tarihinden bu yana tüm ülkede korona virüs ile mücadele kapsamında çeşitli önlemler alınmaktadır. Bu önlemler kapsamında sosyal hayatımızın ve ekonomik durumumuzun etkilendiği aşikar. Sağlık sürecimizin olumsuz etkilenmemesi için mutlaka kendi önlemlerimizi alarak ülkece alınan tedbirlere dikkat etmemiz gerekmektedir. Son günlerdeki gelişmeler ışığında ,havanın da bahar esintileri taşıması ile kapsayıcı […]

Kategoriler
Genel

Öz Güveninize Bu Süreçte Not Vermeyin/ Uzm. Psk. Dan/ Psikoterapist Özlem ÇELİK GÜRBÜZ



Herkese merhabalar , salgın döneminde evde kaldığımız bu günlerde yolunda giden yaşantımızda meydana gelen değişimler hepimiz için farkındalık kazandığımız anlar olmaktadır. Sosyal hayatın içinde özellikle iş stresi ve hep bir yerlere yetişme hallerimizin yerini evde nasıl vakit geçirsem zamanı kaliteli nasıl değerlendirsem konuları aldı. Aramızda ekmek yapmayan kalmadığına göre ,salgın dönemi etkinlikleri çeşitlendiğini söyleyebilirim. Sosyal […]

Kategoriler
Genel

CORONA SALGINININ PSİKOLOJİK ANALİZİ İÇİN PROF. DR. VAMIK VOLKAN İLE YAPILAN ve MUTLAKA İZLEMENİZ GEREKEN 3 KONUŞMA


Paylaş

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü & KORDEP Çalışma Grubu Gönüllü Oryantasyon ve Eğitim Programı tarafından hazırlanan videolar

Paylaşılan Travma ve Kayıplar Bireysel ve Toplumsal Yansımaları

Birinci Bölüm

Prof Dr Vamık Volkan Paylaşılan Travma Ve Kayıplar Konferansı Bölüm 2

Salgının Travmatik Etkisi

Koronavirüs salgını travmaya neden olabilir mi? | Açık ve Net – 12 Nisan 2020

Koronavirüs salgını toplum psikolojisi üzerinde nasıl izler bırakacak? Salgın savaş dönemlerine benzer bir travmatik etki yaratır mı? Başta batı dünyası olmak üzere medeniyetler salgın sürecı ile nasıl bir sınav veriyor? Kübra Par soruyor; politik psikoloji, yas ve travma üzerine yaptığı çalışmalarla dünyanın en önemli psikiyatristleri arasında sayılan Prof. Dr. Vamık Volkan Açık ve Net’te yanıtlıyor.

Kategoriler
Genel

Duygu Düzenleme


Duygu, birey için önemli sayılabilecek durumlar söz konusu olduğunda koşulsal olarak, bazı durumlarda ise neredeyse otomatik olarak ortaya çıkan deneyimsel davranışlar örüntüsü, fizyolojik tepki eğilimleri ve duruma göre tepki geliştirme mekanizması olarak tanımlanmaktadır (Saruhan, Başman ve Ekşi, 2019). Temel işlevleri kişinin harekete geçmesi için hazır olmasını, hangi hedeflerine öncelik vereceğinin belirlemesini ve insanlarla uyum içerisinde varlığını sürdürebilmesini sağlamaktır (Çeçen, 2002; Saruhan ve Ark. 2019). Bunu kişinin neyi, nasıl algılayacağını, alınan bilginin işlenme hızını, olaylar hakkında ne düşüneceğini ve ne şekilde tepki vereceğini etkileyerek yapar (Çelik ve Kocabıyık, 2014).

İnsanlar günlük yaşamında içsel duyumlarından ve çevresel uyarıcılardan kaynaklı olarak birçok duygu yaşar; fakat bu duygular, sosyal ilişkilerin devamlılığı için, bazı durumlar ve ortamlar içerisinde doğal seyrinde yaşanamayabilir (Öztürk, Özyurt, Tufan ve Pekcanlar, 2018; Yükçü ve Demircioğlu, 2017). Örneğin, iki yakın arkadaşın geleceklerini ciddi oranda etkileyecekleri bir sınavın sonucunu öğrendiklerini ve aralarından sadece birinin sınavda başarılı olduğunu düşünün. Bu durumda başarılı olan kişi yakın arkadaşı başarılı olamadığı için kendi mutluluğunu dengeleyip düzenleyerek coşkusunu ortaya çıkarmamak için çabalayabilir.

Duygular genellikle birey için yararlıdır. Örneğin, önemli bir maç için antrenman yapan bir sporcu istediği performansı gösteremeyeceği için kaygılanabilir. Kaygı, kendisini daha fazla çalışıp istediği performansı elde etmesi için harekete geçirir. Fakat bu kaygı yoğun olup uzun süre devam edecek olursa sporcunun, odaklanmada güçlük çekme, kolay kızma, uyku bozukluğu yaşama gibi hayatında güçlük yaratacak problemler yaşamasına neden olur. Görüldüğü üzere duygular bazen işlevselliğini yitirip zarar verici olabilmektedir. Duyguların zarar verici olduğunu düşündüğümüzde bu duyguyu kontrol altına almak üzere duygularımızı düzenleriz. Duygu düzenleme, bir duygunun yoğunluğunu azaltma, arttırma veya sürdürme işlevinde olan bilinçli ve bilinçdışı süreçleri ifade eder (İlgar ve Akbaba, 2017). Duygu düzenleme süreci, sadece olumsuz duyguları değil olumlu duyguları da kapsar. Yukarıdaki iki arkadaş örneğini tekrar ele alacak olursak başarılı olan kişinin olumlu duygusunu düzenlediğini görürüz. Olumlu duygular köreltilerek ya da tadı çıkarılarak düzenlenir. Köreltme, olumlu duygusal deneyimi bastırma, şiddetini azaltma anlamına gelir. Yeni saç modeline sahip birinin, saçlarının beğenileceğine dair umudu çok fazla olduğu zaman, sonrasında üzülmemek adına umudunun şiddetini azaltması buna örnek olabilir. Tadını çıkarma ise olumlu duygusal deneyimin miktarını arttırma ve süresini uzatmadır. Tatil yapmasına az kalmış birinin, tatilini beklerken yapacaklarını hayal etmesi, tatil zamanı tatiline odaklanması, bitiminde deneyimlerini arkadaşlarıyla paylaşması tadını çıkarmaya verilebilecek bir dizi örnektir (Gülgez ve Gündüz, 2019). 

Duygu düzenleme stratejileri birden çok şekilde sınıflandırılmıştır. En çok kabul gören sınıflandırma şekillerinden biri Gross’un süreç modelidir (Gökçe, 2013). Süreç modeli duygusal tepkilerin farklılaşmasında, duygu düzenleme stratejilerinin kullanılma zamanının etkili olduğunu söyler. Bu noktada zaman, duygunun tamamen ortaya çıkmadan öncesi ve çıktıktan sonrası olarak ele alınır. Duygu düzenleme stratejileri de hangi zamanda kullanıldığına bağlı olarak değişiklik gösterir (Akbulut, 2018). Stratejilerdeki bu değişiklikler, geçmiş odaklı ve tepki odaklı stratejiler olarak iki genel sınıfta tanımlanır. 

Geçmiş odaklı stratejiler, duygular gelişmeden önce devreye girerler (Işık ve Turan, 2015). Dolayısıyla duyguların gidişatını erkenden değiştirirler (Gökçe, 2013). Yeniden değerlendirme bu stratejilerden biridir; duyguyu tetikleyen durumun kabul edilemez olduğu zamanlarda kullanılır. Kabul edilmeyen durum, duygudan uzak bir mantık çerçevesinde yeniden değerlendirilir. Bunun sonucunda birey, duruma yönelik düşünce şeklini değiştirir veya bu durumla başa çıkmak üzere yeni kaynaklar arar. Örneğin, birey ilişkisinde karşılaştığı ciddi bir probleme kötümser bakmak yerine, bu problemi aştığı takdirde ilerde benzer problemlerin üstesinden rahatça geleceğini ve bu yüzden şu anki problemin çözümünü gelecekte daha az problem yaşamak adına bir fırsat olarak düşünür. Yeniden değerlendirme stratejisini uygulayan kişilerin uygulamayanlara kıyasla; bu strateji sayesinde stres unsurlarıyla daha iyi baş edebildiği, özsaygılarının ve yaşam doyumlarının daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Tepki odaklı stratejiler ise duygu oluştuktan sonra kullanılan stratejilerdir. Bu strateji, duygunun azaltılması veya değiştirilmesiyle ilgilidir. Tepki odaklı duygu düzenleme stratejilerinden biri bastırmadır. Bastırma, yaşanılan duyguyu ifade eden davranışların engellenmesidir. Kişi, sosyal çevresinden gelecek duygusal tepkileri kontrol etmek amacıyla; olumlu veya olumsuz duygularını gizler, azaltır veya yaşadığı duygulara daha az davranışsal tepkide bulunur (Işık ve Turan, 2015). Patronu tarafından azarlanan bir çalışanın yaşadığı öfke ve mutsuzluk duygularını, patronuyla gün boyunca yüz yüze olduğu için dışa vuramaması buna örnektir. Duygu zaten oluşmuş olduğu ve bütünüyle değiştirilemeyeceği için bastırma stratejisinin sıklıkla kullanılması, kişinin kendisini daha yapay ve kötü hissetmesiyle sonuçlanabilir (Gökçe, 2013; Işık ve Turan, 2015). Buna bağlı olarak da kişi olumsuz duygulara ve depresyona yatkın hale gelebilir (Işık ve Turan, 2015). Ayrıca bastırma stratejisi olumlu duyguların dışavurumunu da azalttığı için sürekli kullanılması durumunda sosyal etkileşimi güçleştirip etkileşimde bulunulan çevrenin olumsuz tepkiler vermesine yol açabilir. Bu da kişinin, kişilerarası ilişkilerden uzak durmasına neden olabilir (Gökçe, 2013; Işık ve Turan, 2015).

Duygu düzenleme stratejileri doğuştan sahip olunan beceriler değillerdir. Yaşamın erken dönemlerinde bu beceriler oluşturulurlar (Işık ve Turan, 2015). Yaşamın ilk yıllarında duyguların bebek tarafından tek başına düzenlenememesi, bebeğin ağladığı vakit annesinin onu yatıştırmaya ihtiyaç duyması üzerinden gözlemlenebilir. Yere düşen bir çocuğun yaşadığı duruma vereceği duygusal tepkinin ne olacağına ve ne şiddette olacağına karar vermek için ebeveyninin tepkisine bakması da buna bir başka örnektir. Düşen çocuğa verilen tepkinin telaşlı veya rahat bir şekilde olması, çocuğun o anki duygusunu farklı şekillerde düzenlemesine neden olacaktır. Bu düzenlemenin sonucunu da ağlama veya gülme gibi duygusal ifadelerle belli etmesiyle, bakımverenin duygu düzenlemedeki önemi görülecektir. Duygu düzenleme stratejileri, gelişimsel süreç boyunca kişinin mizacına ve çevresel koşullara bağlı olarak aşamalı bir şekilde geliştirilirler (Gülgez ve Ark., 2019; Yükçü ve Ark., 2017). Yaşamın erken döneminde oluşturuldukları için, çocuğun ebeveyniyle etkileşimi ve ebeveynin çocuğa karşı davranışları duygu düzenlemenin geliştirilmesinde oldukça önemlidir (Özcan ve Çelik, 2018). İlerleyen çocukluk dönemlerinde ise ebeveynin yardımına olan ihtiyaç azalmakta ve arkadaşlar gibi diğer sosyalizasyon etkenleri ön plana çıkmaktadır (Gülgez ve Ark., 2019). Psikososyal değişimlerin, bilişsel ve nöral gelişimlerin etkisiyle, duygu düzenleme becerilerinin gelişimi ergenliğin sonlarına kadar sürmektedir (Gökçe, 2013). 

Duyguların başarılı şekilde düzenlenmesi sağlıklı olmakla, başarısız şekilde düzenlenmesi sağlıksız olmakla eş değer tutulur. Duygu veya duygu düzenleme problemleri, DSM-IV’teki psikopatoloji tanı kriterlerinin %75’inden fazlasını tanımlamaktadır (Duy ve Yıldız, 2014). Duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, boderline kişilik bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığı gibi psikopatolojilerde duygu düzenleme güçlüğü açıkça görülebilmektedir (Gökçe, 2013; Akbulut, 2018). Örneğin, alkol bağımlısı olan biri olumsuz duygusunu düzenleyemediği için o duygulardan kaçmak üzere alkole başvurur. Ardından, alkol almaktan kaynaklı olarak pişmanlık, umutsuzluk gibi olumsuz duygular yaşar. Duygu düzenlemede zaten güçlük çektiği için, bu duyguları düzenlemede tekrar alkol kullanımına başvurur (Arabacı, Dağlı ve Taş, 2018). Girilen bu kısır döngüde, duygu düzenlemenin rolü oldukça nettir.

Sonuç olarak, duyguların günlük hayatımızda işlevsel rolü oldukça yüksektir. İşlevselliklerinin devamlılığı, duygu düzenlemenin etkin kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Bu etkin kullanım; yaşamın ilk yıllarındaki bakımveren ve bebek arasında etkileşiminden, sosyal çevreden, bilişsel/nöral gelişimden etkilenmektedir. Duygu düzenlemenin etkin kullanılamaması psikopatolojilerin oluşmasında aracı roldedir. Duygu düzenlemenin ne olduğunu, nasıl geliştiğini, nasıl kullanıldığını ve psikolojik sağlımızı nasıl etkilediğini örneklerle ele aldığımız bu yazımızın sonuna geldik. Duygularınızı başarılı bir şekilde düzenleyip sağlıklı bir yaşam sürmenizi dileriz.

Yazan: İlkay Kahyalar

KAYNAKÇA

Akbulut, C. (2018). Depresyonun Duygu Düzenleme Süreçlerinin İncelenmesi. Klinik Psikiyatri, (21), 184-192.

Arıcı Özcan, N. ve Çelik, E. (2018). Üniversite Öğrencilerinde Riskli Davranışlar ve Duygu Düzenleme Güçlüğünün Yordayıcısı Olarak Algılanan Ebeveynlik Tarzları. Kadın Araştırma Dergisi, 4(1), 21-49.

Baysan Arabacı, L., Ayakdaş Dağlı, L. ve Taş, G. (2018). Madde Kullanım Bozukluklarında Duygu Düzenleme Güçlüğü ve Hemşirelerin Rol ve Sorumlulukları. Bağımlılık Dergisi, 19(1), 10-16.

Bozkurt Yükçü, Ş. ve Demircioğlu, H. (2017). Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Duygu düzenleme Becerilerinin Çeşitli değişkenler Açısından İncelenmesi. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (44), 442-446.

Duy, B. ve Yıldız, M. (2014). Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5(41), 23-35.

Çelik, H. ve Kocabıyık, O. (2014). Genç Yetişkinlerin Saldırganlık İfade Biçimlerinin Cinsiyet ve Bilişsel Duygu Düzenleme Tarzları Bağlamında İncelenmesi. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 4(1), 139-155.

Çeçen, R. (2002). Duygular İnsan Yaşamında Neden Vazgeçilmez ve Önemlidir?. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 9(9), 164-170.

Gökçe, G. (2013). Ebeveynin Duygusal Erişilebilirliği ve Genel Psikolojik Sağlık: Duygu Düzenleme, Kişilerarası İlişki Tarzı ve Sosyal desteğin Rolü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara Üniversitesi, Ankara. 

Gülgez, Ö. ve Gündüz, B. (2019). Çocuklarda Duygu Düzenlemenin Ölçülmesi: Ölçek Uyarlama ve Geliştirme Çalışması. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (52), 491-518.

Işık, A. ve Turan, F. (2015, Mayıs). Normal Gelişim Gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğu

Olan Çocuklarda Duygu Düzenleme. (Poster). Uluslararası Katılımlı III. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Kongresi “Erken Müdahale”, Ankara. 

İlgar, L. ve Akbaba, G. (2017). Beş ve Altı Yaş Çocuklarının Duygu Düzenlemelerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi. Uluslararası Türk Eğitim Bilimleri Dergisi,(9), 492-520.

Öztürk, Y., Özyurt, G., Tufan, A., ve Pekcanlar, A. (2018). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Duygu Düzenleme Güçlükleri ve Tedavisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 10(2), 198-211.

Saruhan, V., Başman, M. ve Ekşi, H. (2019). Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 19(3), 1090-1101.