Kategoriler
Genel

Kendimize Söylediğimiz Yalanlar: Bilişsel Çelişki ve Dengeleme Kuramları


Hepimiz bir konuda ne düşünüyorsak öyle davranmak isteriz. Bazı durumlarda davranışımız ile düşüncelerimiz birbirine benzemez ve bu tutarsızlık bizi rahatsız eder. Psikolojide bu durum “bilişsel çelişki” olarak kavramsallaştırılır. Tutarsızlığımızı ortadan kaldırmak içinse kendimizce yöntemler üretiriz ve bu durum için “bilişsel dengeleme” adını kullanırız. Şimdi nasıl ortaya çıktığına ve bizi rahatsız hissettiren bu tutarsızlığı ne şekillerde yok edebileceğimize bakalım.

Bilişsel çelişki kuramı, Leon Festinger tarafından ortaya atılmış bir kuramdır. En genel tanımıyla bir durum karşısındaki davranışınız ve asıl düşüncenizin birbiriyle örtüşmediği zaman ortaya çıkmasıdır (Kağıtçıbaşı ve Cemalcılar, 2015). İnsanların önemli bir karar alması gerektiğinde oldukça sık karşılaştığı bu durumda iki seçenek varsa olumlu ve olumsuz yönleriyle düşünülür. Olumsuzluklar göze alınabiliyorsa ya da alınamıyorsa kararlar verilir ve bir sonuca varılır, alınan kararın önemi birey için genellikle özneldir. Yaşanılan bu çelişkinin önem düzeyi bireysel gerekliliklerin yanında, zaman, yeni bir bilgiye maruz kalmak ile de değişebilir (Odabaşı, 1983). Çelişki, sosyal çevrenize yansımadığı sürece göz ardı edilebilir görülse de size rahatsızlık vereceği kesindir. Örneğin, bir insana karşı olumsuz düşünceler içerisinde olduğunuzu ve o kişiyle arkadaş olduğunuzu söylüyorsanız bu insanlar tarafından hoş karşılanmaz. Siz “ama” ile başlayan bir cümle ile bu durumu dengeleyecek bilgileri sunduğunuz zaman sizi rahatsız eden bu çelişkiyi ortadan kaldırdığınızı düşünürsünüz. Bilişsel dengeleme kuramı burada devreye girer.

Rosenberg ve Abelson, olumlu ve olumsuz düşüncenin yanı sıra “nötr” ifadesine de yer vermiştir. Çelişki karşısında denge kurmak isteyen birey, düşüncesini yeniden şekillendirebileceği bir yol izleyebileceği gibi, inançlarıyla örtüşmeyen bu durumu reddederek nötr duruma getirebilir (Kağıtçıbaşı ve Cemalcılar, 2015). Örneğin, saygısızlığa tahammül edemediğinizi söylüyorsunuz ve sizin için izinsiz kaleminizin alınması bir saygısızlık göstergesi. Bu durum karşısında ya saygısızlığın izinsiz eşya kullanımı ile sınırlandırılmayacağını söyleyerek inancınızı yeniden şekillendirir, ya da bu davranışı sergileyen kişinin arkadaşınız olması neticesinde “onun yapmasını saygısızlık olarak görmüyorum” diyerek durumu nötr hale getirebilirsiniz. Bazı tutumlar köklüdür ve değişimi zordur. Ama bazı tutumlar için önem eşiğini değiştirerek sizi tutarsızlık içinde hissettiren durumdan çıkılabilir hale gelirsiniz (Kağıtçıbaşı ve Cemalcılar, 2015). Dengeyi kurmak için öne sürülen bu kuram genel anlamda birçok durum ile karşılaştığımızda kullanabileceğimiz şekildedir. Davranışımızın zamanla düşüncemizi değiştirebileceği gibi, düşüncelerimize yeniden verdiğimiz her şeklin davranışa yansıyacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

KAYNAKÇA

Kağıçıbaşı, Ç., Cemalcılar, Z. (2015) Dünden Bugüne İnsan ve İnsanlar, İstanbul: Evrim YayıneviOdabaşı, Y. (1983) Bilişsel Çelişki Teorisi ve Pazarlamada Kullanılma Alanı. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:4, 202-206

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir