Kategoriler
Genel

Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet


Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet

Bu yazıda toplumsal cinsiyet ve şiddet konusu işlenecektir. Yazının içerik haritası şu şekildedir:

1.Şiddet olgusu

2.Şiddet türleri

3.Toplumsal Cinsiyet Nedir?

4.Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet

5.Toplumsal Cinsiyete Bağlı Şiddette Kadına Yönelik Şiddet

      1.Şiddet Olgusu:  Bir fiziksel gücün ya da otoritenin kasıtlı bir biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm veya psikolojik zarara sebebiyet vermesi ya da sebebiyet verme olasılığı bulunması şiddet olarak tanımlanır (Yücel, 2011). Bu şiddet yalnızca günümüzde değil, insanlık tarihi boyunca görülen bir durum olmuştur ancak modern zamanın baş etmekte zorlandığı hem bireysel hem toplumsal bir gerçek haline gelmiştir. Hayatın her yerinde karşımıza çıkabilecek şiddet olgusu birçok insanın hayatını doğrudan etkileyip psikolojik ve fizyolojik olarak zarar vermektedir. Şiddetin bu kadar yaygın hale gelmesi şiddeti yaşamın içinde çaresiz kabul edilebilir hale getirmektedir (Özpulat, 2017).

      1.Şiddet Türleri: Şiddet uygulanma şekline göre 5’e ayrılmaktadır. Bunlar sözlü, cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojiktir.

1. Sözlü şiddet: Sözlerin ve hareketlerin kişiyi devamlı ve düzenli olarak korkutması ve onu sindirmesi şeklinde oluşur. Kişinin özgüvenini kaybetmesiyle sonuçlanabilir. Küfür etmek, lakap takmak, hakaret etmek, alay etmek şeklinde görülür. Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları araştırmasına göre kadınların %84’ü eşinin sözel şiddetine maruz kalmaktadır (Gülbahar, 2011).

2.Cinsel şiddet: Kişinin rızası olmadan cinsel ilişkiye zorlanması, kısıtlılıklar getirilmesidir. Evlilik içi tecavüz, kadınların cinsellikle yalnızca obje olarak kullanılması, ensest ilişki ve tacizler bu kategoriye girmektedir (Gülbahar, 2011).

3.Fiziksel şiddet: Dayak atma, bir cisimle yaralama, kesme ve canını acıtma fiziksel şiddet örnekleridir (Gülbahar, 2011).

4.Ekonomik şiddet: Genellikle kadınlara uygulanan ekonomik şiddetin örnekleri şöyledir: Kadının gelirine el konulması, iş yerinde eşit pozisyonda daha az maaşla çalıştırılması, kadınların ekonomik anlamda bağımlı bırakılması vb (Gökkaya, 2011).

5.Psikolojik şiddet: Sevgiden yoksun bırakma, bağırma, korkutma ve beyin yıkama psikolojik şiddet kategorisine girmektedir. Psikolojik şiddet kişiyi yıpratan, kişinin duygudurumunun düşmesine sebep olan bir şiddet türüdür (Gülbahar, 2011).

      1.Toplumsal Cinsiyet Nedir?

Toplumsal Cinsiyet, kadının ve erkeğin rollerini, güçlerini, toplumdaki yerini, sorumluluklarını belirleyen bir kavramdır. Bu kavram insanlara salt insan gözüyle bakmaz, onları cinsiyet kalıplarının içine sokar, uymaya zorlar. Toplumsal cinsiyet kültüre, bulunulan yere, zamana göre değişir. Her toplumun cinsiyet rolleri farklı olabilir. Bu roller toplumun en küçük birimi olan aileden başlar ve kültürler oluşturur. Gözlem yoluyla edinilir, sosyalleşme yoluyla öğrenilir ve yaşanır (Gülbahar, 2011).

Kadın ve erkeğin biyolojik olarak farklı yaratılmış olması doğal bir farklılıkken toplumun cinsiyete bahşettiği rollere insanlar doğdukları andan itibaren uyum sağlamak durumunda bırakılmıştır. Ebeveynlerin erkek ve kız bebekler için belirlediği renklerin içine girmekle toplumun inşa ettiği bu rollerin başlangıcı sağlanmış olmaktadır. Bu roller ve kalıplar iki türlü cinsiyet kavramını ortaya çıkarmış bulunmaktadır: cinsiyet(sex) ve toplumsal cinsiyet(gender). Bu ayrım ilk olarak 1972 yılında Ann Oakley tarafından sosyolojiye kazandırılmıştır (Vatandaş, 2011).

Toplum, aile ve eğitimlerin etkisiyle birlikte kadın ve erkekler cinsiyetlerine göre roller edinmeye başlamaktadırlar. Geleneksel ve ataerkil toplumlarda kadının rolü genellikle annelikten sıyrılamamış, kendisini ev işlerine, çocuk bakımına adamış görünmektedir. Erkek ise çalışıp para kazanmak sorumluluğunu üstlenmiş durumdadır. Fakat kadının iş hayatına girmesi ve kişisel gelişimine dair hedefler koyması toplumsal roller ve beklentiler sebebiyle kadınları olumsuz etkilemiş ve kadının bu hedefleri doğrultusunda ilerlemesi için yoğun çaba harcamasına sebep olmuştur (Özpulat, 2017).

     1.Toplumsal Cinsiyete Bağlı Şiddet:

Bu terim ilk olarak kadına yönelik erkek şiddeti anlamında kullanılmıştır. Ancak bu terim geliştirilmek istendiğinde farklı bir amaç edinmişlerdir. Bu amaç kadına ya da erkeğe fark etmeksizin uygulanan şiddetin, toplumsal cinsiyetle ilişkili olduğunu vurgulamaktır. Her ne kadar yapılan tanımlar kadına yönelik şiddeti içerse de toplumsal cinsiye dayanan roller, beklentiler, konumlarla ilgili uygulanan her şiddet toplumsal cinsiyete bağlı şiddet içerisine girmektedir (Uygur, 2011).

Bu şiddetin özellikleri şöyledir:

1.Kişinin iradesini kısıtlar, zarar verir. Cinsiyet grupları arasında ayrımlar yapar.

2.Bu şiddet tek tip değildir. Psikolojik, fiziksel…

3.Şiddet herkese karşı uygulanabilir. Fakat yoğunlukta kadınlara ve kız çocuklara uygulanmaktadır.

4.Bu şiddetin iki işlevi vardır. Birincisi kadının toplumdaki bağımlı rolünü sürdürmektir. Cinsiyet rollerine bağlı bırakmaktır. İkincisi ise normal sayılan erkeklik ve kadınlık rollerinin dışına çıkmamayı sağlamaktır. Eşcinsel, biseksüel, transseksüel insanlar dışlanır konumdalardır.

5.Bu şiddet erkek ve kadının eşit olmayan rol dağılımıyla ilgilidir (Uygur, 2011).

      1.Toplumsal Cinsiyete Bağlı Şiddette Kadına Yönelik Şiddet

Kadınlara doğrudan, yalnızca kadın oldukları için uygulanan şiddettir. Benzer şiddet türleri geçerlidir. Kadına yönelik şiddetin erkek kadın arasındaki güç ilişkisinin tarihsel bir belirtisi olduğu, bu gücün erkeğin kadın üzerinde baskı uygulanmasına ve kadının ilerlemesine engel olduğu belirtilmektedir. Aslında ilk çağlardan modern çağlara kadar kadınlar bu şiddete ve baskıya maruz kalmıştır. Bu şiddet ekonomik eşitsizlik, kültürel baskı ve cinsel şiddet şeklindedir ve Batı toplumlarında dahi vardır (Uygur, 2011).

Kadın ve erkeklik rolleri şiddete yol açan bir diğer sebeptir. Kadının vücudu tehlikeye açık, zayıf ve güçsüz olarak tanımlanırken erkeğin vücudu tehlikeli, güçlü ve büyük olarak tanımlanmıştır. Biliyoruz ki bu roller her zaman geçerli değildir. Erkekten güçlü kadınlar vardır. Fakat bu rolleri ortaya çıkaran ataerkil toplumun şiddette payı büyüktür. Erkeğin fiziksel üstünlüğünün yanında sosyal, ekonomik, siyasi üstünlüklerin olması da kadın-erkek eşitsizliğine yol açmaktadır (Uygur, 2011).

KAYNAKÇA

Gökkaya, V. B. (2011). Türkiye’de Kadına Yönelik Ekonomik Şiddet. C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 12(2), 101-112.

Gülbahar, S. (2011). Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet . 2. Hukukun Gençleri Sempozyumu , 1-10.

Özpulat, F. (2017). Hemşirelik Öğrencilerinin Şiddet Eğilimleri ile Toplumsal Cinsiyet Algıları Arasındaki. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 2(2), 151-161.

Uygur, G. (2011). Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet. F. Berktay, Y. Ecevit, & G. Uygur içinde, Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları (s. 118-126). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.

Vatandaş, C. (2011). Toplumsal Cinsiyet ve Cinsiyet Rollerinin Algılanışı. ıstanbul Journal of Sociological Studies, 0(35), 29-56.

Yücel, D. (2011). Şiddetin İzini Sürmek:Şiddet Nedir? Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, 12, 1-18.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir